
Sınırlı ilerledik
Avrupa Birliği Komisyonu'nun son İlerleme Raporu'nda Türkiye'de yaşanan siyasi kriz dikkate alınarak ılımlı bir yaklaşım sergilense de ilerlemenin sınırlı, yerinde saymanın ise yoğun olduğu savunuluyor
Güven Özalp - Brüksel
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından önceki gün yayımlanan İlerleme Raporu'nun çektiği fotoğraf, siyasi kriterler alanında Türkiye'nin kaydettiği ilerlemenin sınırlı, "yerinde saymanın" ise yoğun olduğunu gösteriyor. AB Komisyonu, her ne kadar raporun yazımında, Türkiye'de yaşanan siyasi kriz ve seçim sürecini dikkate alarak ılımlı bir yaklaşım sergilediyse de Ankara'nın reformlar alanında ilerleme sağlamaması Brüksel'de sıkıntı yarattı. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında ana konularda ortaya çıkan tablo şu şekilde belirginleşiyor:
Askerin rolü: Bu konu, eleştiri dozunun belirgin bir şekilde yükseldiği başlıkların başını çekiyor. Rapor, ordunun siyasete müdahalesinin yoğunlaştığı görüşünü işlerken, geçen yıla oranla ilerleme kaydedilen tek alan olarak Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) gözden geçirilmiş rolüne uygun davranması gösteriliyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve MGK'yla ilgili kanunun değişmemesi, askeri bütçe ve harcamalar konusunda sivillerin kontrol düzeyi ilerleme sağlanamayan alanlar olarak sayılıyor.
Yargı: Bu alanda belirli ilerleme sağlandığı vurgulanıyor ve buna örnek olarak 2006'da devreye sokulan yasal düzenlemelerin uygulanması gösteriliyor. Yargıda bilişim teknolojilerinin kullanılması oranının artması artı hanesine yazılırken, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı yerinde sayılan alanlar arasında gösteriliyor. Hükümetle yargı mensupları arasında yaşanan gerginliklerin sistemin işleyişi üzerindeki etkisi Ankara açısından olumsuz olarak değerlendiriliyor. Azınlıklar: İlerleme sağlanmayan alanlardan birini oluşturuyor. 2006'da Lozan Antlaşması kapsamı dışında azınlık olarak adlandırılabilecek toplumların varlığına dikkat çeken AB, bu kez Lozan'a dayalı yaklaşımın "Türkiye'nin, kimliklerini korumalarına olanak tanıma amacıyla bazı vatandaşlarına, etnik köken, din ya da dil temelinde özel haklar sağlamasına engel oluşturmamalı" söylemini benimsedi.
Dini özgürlükler, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmaması, Vakıflar Yasası'nın devreye sokulmaması, Fener Rum Patriği'nin "ekümenik" sıfatını kullanamaması ilerleme kaydedilmeyen alanlar olarak sıralandı.
301. madde: Bu maddenin değiştirilmemesi bu seneki raporda da eleştirilirken, "geriye gidiş" vurgusu 2007'de açılan dava sayısının arttığı tespitiyle yapılıyor.
2006'da bu maddenin oto sansür ortamı yaratabileceği uyarısı yer alırken bu raporda, bu ortamın yaratıldığı vurgulanıyor.
Yolsuzluk: İlerleme sağlanamayan alanlar arasında yolsuzlukla mücadele ve parlamenterlerin dokunulmazlıklarının sınırlandırılması da yer alıyor. Geçen yılki raporda yer almamasına karşın bu yılki raporda milletvekilleri, akademisyenler, askerler ve yargı mensupları için etik ilkelerin eksikliği vurgulanıyor.Kadın hakları: Atılan adımlar ve kızların eğitime katılım oranının yükselmesi eksiklere rağmen olumlu ve belirgin ilerleme sağlanan başlıklar olarak dikkat çekiyor.