
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
"Atatürk'ün Öngörüleri"
HER "10 Kasım"da Atatürk'ü anarız, "Ankara'nın taşına bak/Gözlerimin yaşına bak" diyerek ya da "Atatürk yaşasaydı" diye hayıflanarak...
Başımıza gelen her olayı O'na yorumlatırız:
"Atatürk yaşasaydı" diye...
"Atatürk bunları görseydi" diye...
Ne malum, Atatürk'ün bizim ona yakıştıracağımız gibi yorumlayacağı, davranacağı...
* * *
MESELA Amerika...
Amerika izin vermeden bir adım atamayacağımız belli, bu yöneticiler oldukça...
İşte gördünüz, Irak'a dalıyorduk, faturası neyse ödemeye hazırdık, Başbakan "İp inceldiği yerden kopsun!" diyordu, eğer fazla üzerimize gelirlerse, "Orada işiniz ne?" diyenlere "Ya sizin?" diye soracaktık, "Binlerce kilometre uzaktan gelip Irak'ı işgal ederken işiniz neydi?"
* * *
AMA hiçbirini diyemedik, dedik de dinleyen olmadı, "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!" diye, yüreğimize taş basarak şehitlerimizi unutmamaya, "Onların kanı yerde kalmayacak!" diye acımızı yüreğimizde saklayarak...
Belki böylesi daha iyi oldu, "Vatan için ölmek de var ama borcun yaşamaktır" gerçeğini kabullenerek...
* * *
PEKİ, Atatürk yaşasaydı, neyi, neleri öngörürdü? (x)
Düşünmüş ve söylemiş...
Yıl 1919, Birinci Cihan Savaşı'ndan yeni çıkmışız, her kafadan bir ses çıkıyor, İstanbul'daki bazı "enteller" de bugünkü torunlarına benzer düşünce içindeler.
"Amerikan Mandası", yani Amerikan himayesine girmek...
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Atatürk, arkadaşı Ali Fuat Paşa'ya yazdığı mektupta şöyle der:
"Bahsedilen Amerikan himayesi ve yardımının çok dikkatli olarak incelenmesi ve milli amacımızla karşılaştırılması çok önemlidir. İstanbul'daki yöneticilerin amacı (Amerikan yardımını) milletin birliği, bütünlüğü, bağımsızlık ve egemenliğin sağlanması şeklinde açıkladığına ve gösterdiğine göre Amerikan himayesinin kabul edilmesi halinde bu amaç korunabilir mi?"
* * *
ATATÜRK'ün bunu düşünenlere uygun bulduğu sıfat "ahmaklar"dır:
"Ahmaklar! Amerikan mandası, İngiliz koruyuculuğuna bırakmakla ülke kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını sağlamak için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk bağımsızlığını feda ediyorlar. Oh, ne âlâ! Mücadele yerine mandayı kabul edeceğiz ve rahata kavuşacağız. Bu ne gaflet, ne körlük ve ne budalalık; öyle bir manda istenecek ve verilecekmiş ki, bu manda egemenlik haklarımıza, dışarıda temsil hakkımıza, kültür bağımsızlığımıza, vatan bütünlüğümüze dokunmayacakmış; buna, böylesine, Amerikalılar değil, çocuklar bile güler. Amerikalılar kendilerine çıkar sağlamayan böyle bir mandayı neden kabul etsinler? Amerikalılar bizim kara gözümüze mi âşıklar? Hayır. Bu ne hayal ve aymazlıktır?
* * *
ŞİMDİ bugüne bakıp "Atatürk olsaydı!" diye düşünenlere "Atatürk'ün Öngörüleri"ni öneririz.
(x) Atatürk'ün Öngörüleri, Aydın Keleşoğlu (çeşitli kaynaklar), Delta Yayınları.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe