
Kadri GÜRSEL
Oval Ofis'te Ortadoğu ayarı
PKK odaklı Bush-Erdoğan zirvesi, Türk basınında hafta boyu süren, "bu buluşmadan somut bir sonuç çıktı mı, çıkmadı mı" tartışmasına neden oldu. Üzerinde, birbirine bu kadar zıt yorumların yapıldığı başka bir Türk-Amerikan zirvesi hatırlamıyoruz. Zirveyi izleyen günlerde Başbakan Erdoğan'ın böyle durumlarda hep yaptığı gibi "bardağın boş değil dolu tarafına bakalım" önermesine müracaat etmesini bekledik ama o bardak konusuna hiç girmeden "Hamdolsun, istediğimizi aldık" dedi.
Bardağın tamamı mı doluydu yoksa? Biz, "Tamamı boştu" diyerek bu tartışmaya gecikerek de olsa katılalım.
Bush, Oval Ofis'te Erdoğan'ın önüne "boş bir bardak" koymuştur. İçinin ne kadar zamanda hangi seviyeye kadar dolacağı, neyle dolacağı, AKP hükümetinin Ortadoğu politikalarını, ABD'ninkiyle uyumlulaştırma ivmesi ve çapıyla doğru orantılı olacaktır. Bize göre bu zirvenin derindeki sonucu budur.
Bazı yorumcular, istihbarat aktarımı ve askeri koordinasyon sistemlerinin oluşturulması yönündeki Amerikan taahhüdünü, zirvenin somut sonucu olarak değerlendiriyorlar. Aslında bu, Bush'un masaya koyduğu o boş bardaktır.
PKK denklemde
Bush-Erdoğan zirvesinde, ABD'nin Türkiye'nin PKK sorunuyla göreceli biçimde de olsa nihayet uğraşmaya karar verdiği teyit edildiği için, PKK krizi Türkiye ve ABD'nin ikili pürüzler yaşadığı Ortadoğu denklemine dahil edilmiş oluyor. Bu denklemde Türkiye'nin PKK sorunu ile ABD'nin sorunları arasında ilişkiler kurulacaktır. Örneğin şu Suriye ve İran meseleleri...
Böyle devam edemez
AKP Türkiye'si, Suriye ve İran'a yaklaşmak suretiyle Ortadoğu'da Washington'ı kendisine yabancılaştırmayı sürdürürken, PKK konusunda ABD'den gerçekten büyük bir destek alabilir mi? Sanmıyoruz.
PKK terörünün, hem Türkiye'nin iç bünyesini, hem de Türk-Amerikan ilişkilerini daha fazla tahrip etmesinin önüne geçilmesi, AKP hükümetinin Ortadoğu politikasına gerçekçi temelde yeni bir ayar vermesiyle mümkün olabilir. Bu ayar, örneğin Irak Kürtleri üzerindeki PKK ipoteğinin Türkiye tarafından adım adım kaldırılmasından başlayabilir; buradan İran ve Suriye'yle yakınlaşma gayretkeşliğini frenlemeye gider ve Filistin konusunda Olmert-Abbas işbirliğini güçlü biçimde desteklemeye varabilir.
ABD, istihbarat musluğunu nereye kadar açacağına karar vermek için Ankara'yı izleyecektir.
Savunma topallıyor
Şu acı gerçeği tespit edelim: 1 Mart tezkeresinin reddi Türkiye'yi PKK karşısında savunmasız bırakmıştır. AKP hükümeti, PKK terörizminin yeniden başladığı 2004'ten bu yana, örgütün merkez üssü olan Kuzey Irak'a yönelik bir tek "nokta operasyonu" düzenlemenin bile riskini göze alamamıştır.
PKK terörüyle Kuzey Irak boyutu eksik bir mücadele topal kalmış olduğundandır ki, örgüt eylemlerini tırmandıracak cüret ve kapasiteyi kendisinde bulabilmiştir.
PKK'nın operasyonel kapasitesinin aşağıya çekilmesi, geçmişte, sınıra yakın birçok PKK kampına 1992, 95 ve 97'deki gibi geniş çaplı operasyonlar düzenlenmesiyle mümkün olmuştu. Bu sonuç, Pentagon'un şimdi mutabık olduğu, taktik özellikteki nokta operasyonlarıyla alınamaz.
Bu nedenlerden ötürü, Türkiye PKK terörizmiyle mücadelede Bush-Erdoğan zirvesinden sonra da topallamaya devam edecektir ama, bu belki daha hafif bir topallama olacaktır.
kgursel@milliyet.com.tr

Cafe