Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çevreyi kimler kirletir, kimler savunur?

Görüş / Engin Önen

BU soru çok kapsamlı akademik tartışmaların konusudur. Ama son dönemlerdeki güncel olaylar ışığında bir değerlendirme yapabiliriz.
Çevreyi korumak ve doğayı korumak için mücadele edenler arasında çok değişik sosyal kesimlerden insanları saymak mümkündür.
Aydınlar, çevreciler, öğrenciler, köylüler, sosyalistler, muhafazakarlar vb.
İşin ilginci, çevreyi veya doğayı korumayanların karşısında genellikle aynı kurumların temsilcileri çıkmaktadır. Çevre Bakanlığı ve Çevre Müdürlükleri. Oysa bu kurumların en temel kuruluş gerekçelerini, çevreyi korumak oluşturmaktadır.
Varlık gerekçeleri, çevreyi ve doğayı korumak olan bu kurumlar, nerede doğayı tehdit eden girişim olsa veya bu yönde bir risk oluşsa, genellikle çevreden ve yerel halktan yana değil, madenden, taş ocağından veya termik santralden yana tavır almaktadırlar.
Bergama Ovacık’ta da, Kaz Dağları’nda da, Balık Çiftlikleri sorununda da, Çeşme’deki taş ocağı olayında da hep benzer eğilimleri gördük.
Çevre sorunları karşısında mücadele eden aydınlar, öğrenciler ve köylülere çeşitli açılardan eleştiriler yöneltilmektedir. Onlar, genellikle maceracılıkla, kışkırtmalardan etkilenmekle, dış ve bazı iç güçlerin oyununa gelmekle suçlanmışlardır.
Bakan Kürşad Tüzmen’in veciz ifadesi ile, ''Üç beş kuruşa köylüleri ayaklandırmak kolaydır.'' Diğer Bakan Hilmi Güler’e göre ise, çevrecilerin arkasında, Türkiye’nin zenginleşmesine karşı olan dış güçler var. Bu kampanyalarda, en kolay kabul gören iddialardan birisi de, altın arama girişimlerine karşı çıkanların Alman Vakıfları tarafından finanse edildiği görüşüdür.
Bu yorumlara göre, bir takım insanların, doğal ve tarihi değerlerin tehdit altında olduğu kaygısına sahip oldukları ve kendi iradeleri ile bazı tepkileri dile getirme ihtimali kabul edilmemektedir. O zaman, dünyanın çeşitli yerlerindeki çevre koruma hareketlerini hep başka ''dış güçler''le mi açıklayacağız.
Bizim toplumumuzda bu ''dış güçler'' lafı epey işe yarar.
Çevreciler de, çoğu zaman bu açıklama biçiminin cazibesinden kendilerini kurtaramazlar. Onları da daha kolay harekete geçiren önemli bir motivasyon, ''emperyalizm''dir.
''Emperyalistler'' vurgusu, altın madenine veya başka bir girişime karşı çıkmayı kolaylaştırmaktadır.
Oysaki doğal ve tarihi değerleri savunmanın, milliyetçi ideolojiyi aşan bir boyutu vardır. Aksi halde, milli sermaye tarafından gerçekleştirilen çevre katliamlarına karşı çıkmak mümkün olmayacaktır.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Durak kaldırıldı sıkıntı yaşıyoruz
Çevreyi kimler kirletir, kimler savunur?
Algılama krizi bu kadar kötü yönetilir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet