Milliyet'ten okurlarına
Kardeşliğin bekası için...
Doğan Akın
Gazetecilik lisanında en aşınmış kavramlardan birisi "tarihî" sıfatıdır. "Tarihî" dendiğinde, sözcüğün "unutulmayan, toplumu etkileyen, tarihe geçen" gibi anlamları kastedilse de, genellikle algılanan "klişe"den ibarettir: Basmakalıp, harcıâlem, özgünlüğü olmayan...
Basının bazı sıfatların itibarını iade etmesi gerekiyor. Aşırılık yerine tercih edilecek ölçülü bir tavır, inandırıcılığı artıracak, sıfatlara iade edilecek itibar sonunda basına yansıyacaktır!

"PKK'yla geçen 24 yılın komutanları" başlıklı yazı dizisi, 77 köşe yazısı ve 9 habere konu oldu. Fikret Bila'nın hazırladığı dosyada emekli Orgeneral Aytaç Yalman "Kürtler yok dedik, sorunu göremedik" derken, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, "12 Eylül'de bir hatamız da oydu. Kürtçe konuşmayı yasakladık" itirafında bulunuyordu.
'Tarihî' röportajlar
Milliyet mutfağında "sıfat hiyerarşisi"ne dikkat etmek, her sözcüğü yerli yerinde kullanmaya özen göstermek büyük bir önem taşıyor.Geçtiğimiz günlerde sayfalarımızda "tarihî" nitelemesinin hakkını sonuna kadar veren bir dizi röportaj okudunuz.
Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlığı yapmış isimlerle çeyrek yüzyıldır süren PKK terörü ve yürütülen mücadeleyi konuştu.
Beş günlük röportaj dizisi "PKK'yla geçen 24 yılın komutanları" başlığı altında 3 Kasım Cumartesi günü başladı.
Çok kısa bir süre içinde Türkiye'de basın tarihine geçecek ölçüde alıntıya konu olan, istisnasız bütün gazetelere yansıyan, haber kanallarına konu olan bu yazı dizisi hiçbir kesimin ilgisiz kalamadığı bir içerik taşıyordu.
Bülent Ağaoğlu yönetimindeki Milliyet Belge Bilgi Merkezi'nin yaptığı taramaya göre, geçen çarşamba günü sona eren dizi pazar sabahı itibarıyla 77 köşe yazısı ve 9 habere konu oldu.
'Kürt yok dedik'
Yankıları uzun bir zamana yayılacağı anlaşılan bu röportajlarda öne çıkan bazı görüşleri, yayın sırasıyla şöyle özetleyebiliriz:Emekli Orgeneral Aytaç Yalman: (Eski Kara Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanı)
"Sorunu üç döneme ayırmak mümkün. Sosyal sorun dönemi, askeri dönem, siyasallaşma dönemi. Aslında Türkiye'nin, sorunu henüz sosyal boyuttayken görmesi ve doğru okuması gerekirdi. Bu yapılabilseydi, sorun belki sosyal aşamadayken çözülebilirdi... O aşamada sorunun, kendini ifade olarak tarif edildiğini görüyoruz. Dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek istiyor, kültürünü yaşamak istiyor.
Oysa bizler o dönemde 'Kürt yoktur' diye eğitilmişiz... O dönemde sosyal istekleri bile biz 'yıkıcı faaliyetler' kapsamında görüyoruz... Belki sorun bu boyuttayken bazı sosyal önlemler alınabilmiş olsaydı bugünkü boyutuna gelmeyebilirdi.
Askeri dönem 1978 yılında Fis köyünde PKK'nın kurulmasıyla başlar. Ancak Türkiye o tarihte de bu olayı görmemiştir. 1982-1984 arasında ciddi hazırlık yaptılar. Türkiye bunun da farkında değildi... Bana göre 1978-1984 arasındaki yönetimin bu tutumu bir hatadır."
'Bu hudut düzeltilmeli'
Emekli Orgeneral Doğan Güreş: (Eski Genelkurmay Başkanı)Türkiye için bölünme riski var. Bunu ABD de, AB de istiyor... Benim korkum, bir gün birisi 'Bunlar başımıza bela, verelim gitsin' diyecek. Bakacaksınız Hakkâri gitmiş Barzani'nin olmuş. 'Alın sizin olsun' dendiği anda ne olacak biliyor musun? İstanbul'daki bütün Kürtleri Türkler kovar. Uluslararası açıdan baktığımızda; acaba büyük Kürdistan'a gidiliyor mu? Evet, gidiliyor. Emareleri belli... Sorunun iç boyutuna bakarsak... Şimdi ana dillerini kullansınlar, kültürlerini yaşasınlar, folklorlarını oynasınlar tabii..."
Emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı: (Eski Genelkurmay Başkanı)
"Bir yerde İngiliz parmağı varsa dikkat edeceksiniz. Bence adamlar ileride sorun çıksın diye sınırı dağların zirvesinden, kontrolü çok zor bir coğrafyadan geçirmişler. Bu hudut düzeltilmeli..."
'Kürtçe yasağı hataydı'
Emekli Orgeneral Hilmi Özkök: (Eski Genelkurmay Başkanı)"Aslında, bazen mahalli liderlere (Barzani ve Talabani) PKK'ya karşı bizimle işbirliği yapsın diye itibar etmek bence yanlış olmuştur... Bu mahalli liderler bir binbaşıyla konuşayım diye yalvarırlardı. Ama sonra baktık ki, bunlar Türkiye'ye geldiler. Kendilerine kırmızı pasaport verildi... Yani bunlarla işbirliği yaparak orada onlara bir devlet olma antrenmanını Türkiye yaptırmıştır..."
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren: (Eski Genelkurmay Başkanı)
"12 Eylül'de bir hatamız da oydu. Kürtçe konuşmayı yasakladık. Şöyle yasakladık: Konuşmalarda, mitinglerde, şurada burada Kürtçe konuşulmayacak. Okulda filan Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Ama biraz ağır yasak koyduk. Sonra bu yasak kaldırıldı, ama hataydı. Hata olduğunu sonradan anladım... Şimdi Güneydoğu'da hizmet verecek memurun Kürtçe de bilmesi lazım. Katı tutumla olmaz bu iş..."
Bir 'ilk' muhasebe
Yüksek komuta kademesinde görev yapan isimler, Bila'nın sorularını yanıtlarken kamuoyu önünde ilk kez böylesine bir muhasebe ve özeleştiri de yapmış oldular.Bu röportajlar, Türk basınında tarihî değer taşıyan açıklamaların yapıldığı ana mecranın Milliyet olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Komutanların açıklamalarını bir "pişmanlık dilekçesi" gibi okumak doğru olmaz.
Kardeşliğin bekası ve huzurlu bir geleceğin inşası, geçmişin hatalarını da "deneyim" olarak kazanıp asla tekrar etmemeyi gerektiriyor!
dakin@milliyet.com.tr

Cafe