Alışık’ın dokunulmaz bölgeleri
''Öyle Sever Gibi Bakma Bana Alışık Değilim'' adlı şiir kitabını çıkaran Kerem Alışık şiirleri için dokunulmaz bir bölge oluşturmuş ''Başka yerde yazamıyorum'' diyor
İlknur Taş
Kerem Alışık, 6 yıl aradan sonra ikinci kitabı ''Öyle Sever Gibi Bakma Bana Alışık Değilim'' ile okurlarının karşısına çıktı. Kitabına dayısı Attila İlhan, oğlu Sadri annesi Çolpan İlhan ve babası Sadri Alışık’a yazdığı şiirleri alan Kerem Alışık, 500’e yakın şiiri daha olduğunu söyledi. Şiirlerini yazdığı özel yerler olduğunu ve o bölgelerin kesinlikle dokunulmazlığı olduğunu dile getiren Alışık’la, şiirlerindeki kadınları, aradığı kadını ve yaşamak istediği tükenmeyen aşkı konuştuk:
Kaç yıldır şiir yazıyorsunuz?
Yedi yaşından itibaren şiir yazmaya başladım. Tabii o zaman yazdıklarım abuk, sabuk şeylerdi. Canım annemlerle, babacımlarla başlardı şiirlerim. Daha sonra bayağı ilerledi, boyut değiştirdi.
Altı yıl aradan sonra ikinci kitabınız ''Öyle Sever Gibi Bakma Bana Alışık Değilim''i çıkardınız. Kitapta yer alan şiirler nasıl oluştu?
Altı yıl içinde aslında bu kitapta olan şiirlerin on katını yazdım. Şiir benim arkadaşım, dostum, sırdaşım. Hele dayımı kaybettikten sonra daha çok yazmaya başladım. Çünkü dayım kendimle ilgili her şeyi paylaştığım tek insandı. Ondan sonra paylaşacak kimse kalmadı. Yazdıklarım, yaşadıklarım, etkilendiklerim, gözlemlediklerim, habersiz sevdalarım hepsi bu kitabın içine dahil oldu.
Bu kitaba sığmayan daha kaç şiiriniz var hazırda?
Bu kitaba koymak için bayağı eleme yaptım, zorlandım. Yani en az 500 şiirim daha var kitaba konulmayı bekleyen.
Eleme yaptıklarınız çöpe mi gidiyor yoksa saklıyor musunuz?
Duruyor. Onlara hiçbir şekilde kıyamam, atamam, satamam. Bir de ben şiirleri öyle bilgisayarda falan yazmam. Bilgisayarı açmayı bilmediğim için hep el yazısıyla yazarım. Benim şiir yazdığım alana girilmesi, dokunulması yasak. Evde özel bir çalışma masam var. İşte orası nasıl bırakıldıysa öyle kalmak zorunda. Benim dışında kimsenin eli değmez. Oğlum geldiği zamanda o odaya girmesi yasak. Ya da eve gelen yardımcım temizlik için bile giremez o odaya. Şiirlerimi yazdığım dokunulmaz bir bölge oluşturdum kendime.
Özel bir odanız var. Peki özellikle şiir yazmak için gittiğiniz yerler ya da özel saatler var mı?
Ulus’taki evimde çalışma masam dışında enteresan bir şekilde üç yerde daha şiir yazabiliyorum. Bazı şiirlerimi Bodrum’da yazdım. Tatilde gece tek başıma kaldığımda iskelenin kenarında. Onun dışında İstanbul’da Kanlıca’da yazdığım bir yerim var. Bir de Ulus ve Nişantaşı’nda. Bunlar sabit yerlerdir. Mesela Ulus’ta sadece o çalışma masamın üstünde yazarım. Kanlıca’da rıhtımda bir yerim var orada denize bakarak yazarım. Yaz kış fark etmez ben oradayım. Nişantaşı’nda da gene doğup büyüdüğüm odamda küçük bir köşem var orada yazarım. Bu yerlerin dışında şiir yazmam imkânsız.
Yazılan aşk şiirleri genelde sizin yaşadığınız aşklar mı?
Hayır benim yaşadıklarım değil. Genelde olmayan bir aşkın yaşanmışlığını anlatan duygularımı yazıyorum. Çünkü hep o aşka karşı bir özlemim var.
Son yıllarda aşkın daha da çabuk ve kolay tüketilir hale geldiğini düşünüyor musunuz?
O yaşadıklarının adına aşk diyorlar halbuki o yaşadıkları aşk değil. Aşka ihanet etmesinler. Aşk o kadar basit, sıradan bir duygu değil. Aşkı bazı insan hiç yaşamadan içinde büyütebilir, yaşayıp öldürmektense, yaşamadan büyütmeyi tercih eden biriyim.
Dayınız Attila İlhan’a da bir şiiriniz var. O şiir nasıl ortaya çıktı. Hikâyesini anlatabilir misiniz?
Dayımın son gecesini anlatan bir şiir bu. Dayımı kaybettiğimiz gece kimseye haber vermedik. O geceyi kimse olmadan onunla birlikte geçirmek istedik. Arşivlerde ölüm günü 11 Ekim görünüyor ama 10 Ekim’de kaybettik dayımı. O geceyi, o acıyı aile olarak birlikte yaşayalım istedim. O gece ''Bir Gece Yarısı'' şiirini yazdım.
2 yıl önce SAKM’yi açtınız. Okul açma fikri nereden çıktı?
Bu konuda çok talep vardı. Tiyatro yapmak isteyen, oyunculuk yapmaya çalışan gençler geliyordu. Biz de bunları görünce bir okul açmaya karar verdik. Çok iyi bir sonuç aldık. Bugün 200’e yakın öğrencimiz var. Mezun olanlar dizilerde oynamaya başladılar bile. Onların dizilerde oynaması benim göğsümü kabartıyor. Okulumuzda yazarlık, sinema, spikerlik, sunuculuk, oyunculuk dersleri veriyoruz. Çocuklar için yaratıcı dramadan, danstan, mime kadar bir sürü ders var. Ciddi bir eğitmen kadrosuyla çalışıyoruz.
Hep yalnız olduğunuzu söylüyorsunuz. Tükenmeyecek bir aşk mı arıyorsunuz?
Hayatımda bir kadın yok. 4 yıldır bir ilişki yaşamıyorum.
Hayatınıza girecek olan kadında çok fazla özellik mi arıyorsunuz. Neden bu olabilir mi?
Ben yalnızlığımı terk edebilecek bir sevgi arıyorum. Yalnızlık benim için çok değerli, hayatıma girecek kadın onun üstüne çıkmalı. Bir şeye başlayıp, üç gün sonra tüketmektense, hiç başlamamayı tercih ediyorum. İki hafta yaşanan ilişkileri görünce korkuyorum. Bir de bir şeyi seçtiğiniz zaman başka bir şeyi kaybedersiniz. Her seçim bir kaybediştir. Ben tam olarak inanmadığım, tatmin olmayacağım bir ilişkiye başlarsam esas istediğim ilişkiyi kaybederim korkusu yaşıyorum. Onun için hep bekliyorum. Bunun sonu da var mı bilmiyorum.
Nasıl birisi bu? Sarışın mı, esmer mi?
Öyle fiziksel özelliklerin üstünde çok durmuyorum açıkçası. Gözü iyi baksın, kalbi temiz olsun, biraz masumluğunu, değerlerini korumuş, hayata karşı sorumluluğunu ve ciddiyetini bilen biri olsun istiyorum. Böyle biri olduğunda zaten aşk kendiliğinden iniyor.
Böyle biri karşınıza çıktığında evlilik olacak mı?
Böyle biri çıksa ona söyleyecek cesaretim de yok aslında. Benim işim çok zor (Gülüyor). Ben az söyleyeceğim o çok anlayacak. Bir empati kurulacak falan offff zor benim işim. İnsanlar bu süreci yaşamak yerine ikinci bir ilişkiye başlıyorlar hemen. Eğer karşımdaki bana sabrederse neden olmasın.
İlk kez oğluna yazdı
Kitapta oğlunuz Sadri’ye bir şiir yazmışsınız. Bu ona yazılan ilk şiir mi?Evet ilk defa yazıyorum. ''Baba ne zaman bana şiir yazacaksın? diyordu. İnsanın canından, kanından biri olan en değerli varlığına şiir yazmak çok zor bir şey. Bir gün Kanlıca’da her zamanki yerimde otururken bir anda ‘Oğlum sen benim efendimsin’ diye sözler çıkıverdi.
Okuyunca tepkisi ne oldu?
Çok beğendi. Gözleri doldu. Benim bir huyum var. Şiiri kime yazdıysam hemen o kişiye okumam lazım. Yazdıktan sonra aynı gece telefon açıp oğluma okudum şiiri. Hemen okuma işini bir tek Sibel’e yapmamıştım. Ona yazdığım şiiri 6 yıl sonra ilk defa kendi programında yüzüne okumuştum.
Dipnotlu şiirler
Öyle Sever Gibi bakan biri mi yazdırdı size bu şiiri?
Hayır. Ya öyle biri bana baktı, ya da ben öyle birini hayal edip öyle yazdım bilmiyorum ki. Kitapta şiirlerin altında nerede yazıldıkları ve doğuş hikâyeleri yazıyor. Bu şiirin altında, hakikaten hatırlamıyorum diyorum. Kitabı yazdıktan sonra düşündük ismini ne koyalım diye. Bu isimde karar kıldık.
Siz nasıl bir kadın istiyorsunuz?
Aslında zor insan makul insandır. Geçen arkadaşlarla konuşuyorduk. Baktığım zaman benim sosyal hayatım yok. Böyle olunca o insanla bir yerlerde çarpışma, tanışma, karşılaşma imkânım ortadan kalkıyor. (Gülüyor) yalnızlığa alıştım. Korkuyorum ki bu alışkanlık böyle devam edecek. İnsan hayatında birileri olsun, bir şeyler paylaşsın istiyor. İnşallah bir gün hayatımın kadını, tükenmeyen aşkım karşıma çıkacak.

