
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Aynı semaya bakmak
İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres TBMM'de yaptığı konuşmada "Dinlerimiz ayrı ama aynı semaya bakıyoruz" dedi.
Tek tanrılı üç semavi din olan İslam, Hıristiyanlık ve Musevilik diğer dinlerden farklı bir grup oluştururlar. Üçü de tek tanrılı dinlerdir.
Mensupları "aynı Tanrı'ya inanıyorlar" denebilir.
Şimon Peres de bu mesajı veriyor. "Uygarlıklar uzlaşması" gibi "Dinler arası uzlaşma" da çağımızın ortak hedefi olmalı.
Kudüs kavşağı
Ne yazık ki Kudüs bu "uzlaşma" simgesi olabilecekken, tam tersine "çatışma" noktasıdır.
Açayım...
Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın bulunduğu yerde İslamın Peygamberi Hz. Muhammed'in göğe yükseldiği (miraç) inancı vardır.
Az ötede Musevilerin "Kutsal Ağlama Duvarı" yer alır. 100 m kadar ötede ise bir binanın ikinci katındaki, İsa Peygamber'in 12 havarisiyle son yemeği yediği varsayılan salon Hıristiyanların kutsal yeridir.
Üç dinin kutsallarının oluşturduğu bu üçgen nedeniyle Kudüs paylaşılamaz. Üç dinin mensupları aynı semaya baktıkları, aynı Tanrı'ya inandıkları halde Kudüs için asırlarca savaşmıştır.
Dünya Barış Evi
Sadece Osmanlı dönemi boyunca Kudüs ve o coğrafya huzur içinde kalabilmiştir. Ve orada bir de "dinler arası barış" simgesi oluşmuştur.
Gerçekten...
Üç dinin kutsallarının bulunduğu üçgende, bir binanın kapısında "Dünya Barış Merkezi" yazılıdır. Giriş katında Musevilerin kutsal ismi Kral Davut'un (David) mezarı vardır.
Museviler saygıyla önünde eğilirler. Üst kattaki büyük salonda, uzun bir yemek masası yer alır. Hıristiyan inancına göre İsa Peygamber 12 havarisiyle birlikte son yemeği bu masada yemiştir. Ve sonra göğe yükselmiştir. Salonda Hıristiyanlar, ilahiler okur. Müslümanlar, bu binanın terasına bir küçük cami yapmışlardır. İlahiler sürerken binanın terasındaki camiden ezan sesleri gelir.
3 tek tanrılı din aynı binada, herkes birbirine saygılı ve herkes anlayışlı.
Zaten o nedenle "Dünya Barış Merkezi" yazılı kapısında.
Önemli olan bu "Dünya Barış Merkezi" konseptini Kudüs'ün tamamına ve tüm yöreye genişletmektir.
"Kan ve çatışma" kültürünün yerine tarafların birbirlerini anladıkları, birbirlerine saygı gösterdikleri bir "Dünya Barış Bölgesi" yaratabilmektir.
İsrail-Filistin arasındaki acı ve gözyaşı yüklü zaman nehrinde böyle bir sözcükte delta yapmış olması şanstır.
Gelecek için umut vericidir.
Çünkü...
Türkiye dahil tüm coğrafyada yaşanan acıların kökeninde, terörde bu zehirli damar vardır. İsrail-Filistin damarı bölgedeki diğer terör örgütlerini beslediği gibi o örgütlerden de beslenmektedir.
İsrail-Filistin sorunu çözülmedikçe bölge barışı daima tehdit altında olacaktır. Bölge kanayacaktır.
Kanın bu coğrafyadaki sürekli medcezir hareketini, önce kaynağından kurutmak gerek.
Biri, Gabar Dağı'ndaki çatışmalarda şehitler ve yaralılardır.
Üzüntümüz büyük...
Öte yandan, "ABD'nin verdiği istihbaratla sınır ötesinde PKK'lıların bulunduğu bir binanın vurulduğu iddiasıdır." Doğrulanmış değildir.
Gabar'da kaç PKK'lı teröristin devre dışı bırakıldığı şu satırlar yazılırken açıklanmış değildi.
Ancak...
Tıpkı 1980 öncesi solda ve sağda çarpışanlardan ölenlerin sayısal boyutları ölçüsünde gazete sayfalarına ve ekranlarına taşınması gibi, şimdi de PKK ile çatışmalar istatistik rakamlar gibi yorumlanmasın ve yayımlanmasın.
Bir şehit bile büyük kayıptır.
Rakamların ötesine geçerek, acıları yüreğimizde hissetmeli ve çözüm üretmeliyiz.
Çağdaşlığın gereği budur.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe