
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Abdülhamit, rom ve ötesi
Sultan Abdülhamit Han'ın torunu Ertuğrul Osman Efendi ile New York'taki konutunda yaptığım TV söyleşisinde dedesi için "Rom içerdi. Şekerkamışından yapıldığı için şeker suyu" söylemini yazdım. Kıyamet koptu. Bana gönderilen e-postalar koca bir yığın... Yazıyı yansıtan internet sitelerine de ne yorumlar gelmemiş ki...
Arkadaşlar, neden bana öfkeleniyorsunuz?
Bunu söyleyen, öz torunu. Yaşayan Osmanlıların aile reisi ve sözcüsü olan Ertuğrul Osman Efendi.
Dedesiyle çok kez beraber olmuş. Tarihin tanıklığını yapmış. Gözlemlerini anlattı.
Ertuğrul Osman'ın, kendi konutunun salonunda, eşinin yanında kameralara kendi sesiyle yaptığı bir konuşma... Gerekirse TV'lerde yayımlarım. İzlersiniz.
Çirkin sözleriniz nedeniyle mahcup olursunuz.
Hem "Her şey konuşulmalı, hiç kimse tabu değildir" söylemi de aynı kesimden özellikle Atatürk için dile getirilmiyor mu?
O nedenle belirteyim ki... Ertuğrul Osman'ın çekim kayıtlarında başka söylemleri de var.
Atatürk için övgüleri...
Neyse hoşgörüyle gülümseyerek noktalayalım...
Medya sitelerinden birinde şöyle bir yorum okudum:
"İçsin ya, n'olacak ki, ben de 33 yıl nasıl dayandı diyordum bunca derde... Helal olsun padişahıma..."
Bunca karanlık, kaba ve bağnaz tepkilere Einstein da o ünlü fotoğrafıyla dil çıkarıyordu. Onlarla dalga geçiyordu. Evrenin 3 değil, "zaman" ile birlikte 4 boyutu olduğunu kanıtlayan... Işığın düz değil, yay çizerek eğri yol aldığını ortaya koyan... Görelilik teorisiyle bilim tarihine yeni bir milat getiren... Nükleer bombanın -Nazilerden önce- yapılmasının yolunu açan... Yaşamını insanlığa, ebedi barışa adayan ve bunun ancak tek bir dünya devletiyle olabileceğini sürekli anlatan... İnsanlık ve demokrasi için tüm etkinliklerde yer alan Einstein'ın bilim adamlığı kadar, kişiliği, özel hayatı da bu müzede sergileniyor.
Teorileri çok ilginç elektronik düzeneklerle ziyaretçiler tarafından bire bir yaşanıyor.
Bilimin ötesinde ilgimi çekenlerden bir demet sunayım...
17 Eylül 1933'te Ankara'ya, Başbakanlığa bir mektup yazmış. "OSE" Dünya Birliği'nin Şeref Başkanı olarak Nazi Almanya'sının dışladığı 40 profesör ve doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye'de devam etmelerini rica eden bir mektup... Satırlarına "Ben sadık hizmetkârınız Prof. Albert Einstein" diye başlamış.
Einstein, ABD vatandaşı olmuş. Ancak... Savaş karşıtı insancıl düşünceleri ve söylemleri nedeniyle FBI tarafından mimlenmiş. Hakkında 1.500 sayfalık dosya tutulmuş. Nazilerin atom bombası hazırlıklarına önalan ve "ABD'nin nükleer bomba yapmasına kapıyı açan" ünlü teorisine karşın bu bomba yapım sürecinin adı olan "Manhattan" projesi çalışmalarından uzak tutulmuş. O projede çalışan tüm bilim adamlarına Einstein'la konuşma yasağı konulmuş.
Einstein, son 20 yılını, Princeton Üniversitesi'ne bağlı "İleri Bilimler Enstitüsü"nde araştırma yaparak geçirmiş. Üniversiteye çoğu kez yürüyerek ya da otobüsle gidermiş. Komşularıyla çok iyi arkadaşlık ilişkileri varmış. Mütevazı bir evde sade bir yaşam sürmüş.
İlk karısından sonra kuziniyle evlenmiş. Yazdığı mektuplara bakılırsa, çok sayıda sevgilisi olmuş.
Kalp hastasıymış. Ameliyat önerisine olumsuz yanıt vermiş. "Yaşamımı yapay olarak uzatmak istemiyorum" demiş. Dünyaya sessizce veda etmiş. Külleri bilinmeyen bir coğrafyaya serpilmiş.
.......................
Müzenin yapıldığı Doğuş OtoMotion, 21. yüzyılın mimarisi...
Bu sergi ve diğer sanat etkinlikleri, cam-metal uzay çağrışımı yapan konstrüksiyona ruh veriyor.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe