'Yumurta'yı haşladılar!
"Yaşamdan Dakikalar" adlı televizyon programında 'Yumurta' adlı filmi tartışan Sinan Çetin ile Hıncal Uluç, yönetmen, film eleştirmenleri, entelektüel jüri üyeleri ve de 'sıkıcı filmler' konularını masaya yatırdı
MAGAZİN SERVİSİ
Hıncal Uluç, Sunay Akın, Nebil Özgentürk ve Sinan Çetin'in tv8'deki sohbet programı "Yaşamdan Dakikalar"ın önceki gece yayımlanan son bölümüne Semih Kaplanoğlu'nun "Altın Portakal" ödüllü "Yumurta" filmi damgasını vurdu. İşte çok tartışma yaratacak tartışma:
'Sıkıntıdan ölüyoruz'
Sinan Çetin: Bu ülkede Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele'sinden, Cem Yılmaz'ın GORA'sından alınan paralarla 'Yumurta' gibi filmler yapılıyor. Filmi seyrettikten sonra arkadan birisi dedi ki, "Ben dedim sana, ödüllü filme gitmeyelim, doğru dürüst bir filme gidelim, hele Antalya'dan ödül alana hiç gitmeyelim." Tabii böyle bir pazar var; Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan gibi beğendiğim filmlerin yönetmenleri var. O pazardan herkes yararlanamaz. Yazar, yönetmen ve artist olmak gerekir. Samimi olacaksın, içten olacaksın, kendi dünyanı koruyacaksın. Fakat o dünyaya özenmek bütün genç yönetmenlerin hoşuna giden bir şey. Daha kolay bir film. Az enerjiyle, basit, üç adam yürüyor, gidiyor...Üç oyuncu da muhteşem ama filmde sıkıntıdan ölüyoruz. Yönetmen o kadar kibirli bir şekilde bir şey anlatmamak istiyor ki... Seyirciyle filmin arasındaki bu korkunç mesafe yönetmenin en çok korkması gereken şey.
Yazar yönetmenler bu tür yönetmenlerle eş tutularak birden kendi değerlerinden taviz veriyorlar. "İklimler" çok güzel bir filmdi. İki insanın ayrılığını çok güzel anlatmıştı. Burada adamın annesi ölmüş, adam gelmiş bir kızla ilişki kuruyor. Biz hiçbir şey hissetmiyorsak film, film midir?
Ben bu kibirden çok rahatsız oldum, entelektüel kibir... Demiyorum ki ticari film yapalım, halk sanatı yapalım...
'Entelektüel terörü'
Hıncal Uluç: Ben ticari film lafına kızıyorum. Film benim için yapılıyor. Çok sevdiğim Atilla Dorsay için değil. Atilla Dorsay'ın gücü o filmi yaşatmaya yetmez. Seyirci benim, tüketici benim. Ticari film değil, film filmdir. Gazeteciliğe başladığımda bir yazı okudum. "Film o kadar güzeldi ki, ben bile anlamadım" diyordu. Sanatın ölçüsü böyle.S.Ç.: Allahtan seyirci var, onlar iyi filmi, kötü filmi anlıyorlar. Cezayı basıyorlar. Yaşamın Kıyısı'nda güzel bir film olduğu için iş yapıyor. Nereden hissediyorlarsa Yumurta'nın sıkıcı bir film olduğunu, gitmiyorlar. İyi ki jürilere kalmamış iyi filmi, kötü filmi seçmek. Festivalin jürisi iyiydi. Cem Yılmaz, Mahinur Ergun, Genco Erkal'ın verdikleri karara çok şaşırdım. Bu akşam başlarını yastığa koyup düşünsünler, bu nasıl entelektüel terördür.
H.U.: Genco Erkal'ı çok severim. Ama bir sinema festivali jürisinin başkanı niye o? Gerisine bakmadım. Genco'yu başkan yapınca bir mesaj veriyorsun, sonra Yumurta birinci çıkıyor.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe