
Bu program kaç De'Sibel eder?
MÜZİK DÜNYASININ ÖZEL SESLERİNDEN BİRİ OLAN SİBEL ALAŞ, RADYO MEGA'DAKİ 'DE'SİBEL' ADLI PROGRAMIYLA ŞARKI SÖYLEMEYEN 'FARKLI' SİBEL'İ DİNLEYİCİLERİNE TANITIYOR...
Her şey müzik öğretmeninin "Bu şiiri bestelersen sana 10 veririm" demesiyle başladı. 10 notunu alma uğruna besteci olma yolunda adım attı. İlk albümü 'Adam'la müzik dünyasının kapılarını araladı. Farklı sesiyle ve yorumuyla dikkat çeken Sibel Alaş, artık sesini radyoda duyuruyor. Kendine has üslubuyla gündemi ve magazin olaylarını yorumluyor. Radyonun büyük özgürlüğü dediği konuşabilmenin tadını keşfediyor, dost meclisinde yaptığı sohbetleri radyo programına taşıyor... Daha önceleri radyo programlarına konuk olan Alaş, artık konuk değil, evsahibi! Ciddi ciddi bir radyocu. 'De'Sibel' programıyla 105.4 frekansından yayın yapan Radyo Mega'da hafta içi her gün 08.00 - 10.00 saatlerinde mikrofonun başına geçiyor. Sİbel Alaş, radyoculuğu çok sevdiğini söylüyor. Şarkılarının dinletildiği en vefalı dostu radyoda program yapmaktan da pek memnun. Kendisinin de söylediği gibi vefa borcunu ödüyor! Şarkı söylemeden de durmuyor, programlar arasında bağıra çağıra şarkılarını söylüyor. Biz de Sibel Alaş'ı Radyo Mega'da ziyaret ettik ve neler konuştuk neler...
Radyoda bir program yapma teklifini nasıl kabul ettiniz?
Ünlülerden oluşan radyoda program yapabileceğim düşünülmüş, teklif geldi hemen kabul ettim. Benim sıkıntım 10 senedir bir türlü kendimi anlatamamaktı. Televizyonda sorulan sorular belli, anlatacaklarım belli. Ama radyoda "İki saat senin" diyorlar. Ben hiç böyle bir fırsatı kaçırır mıyım?
Nasıl buldunuz radyoculuğu? Mikrofonda 'şarkı söylememek' nasıl bir duygu?
Çok mutluyum. Televizyondan çok daha keyifli. Tek başına konuşuyor hissine hiç kapılmıyorum. Mikrofon kapalı da olsa, ben şarkı söylüyorum. Karşında muhattabın olduğunu gayet farkındasın. Yapımcım Selim Özşahin, o da eski bir radyocu. Programda yanımda. Ona da laf atıyorum.
"Radyoculuk tam bana göreymiş"
İçinde 'müzik' var, ama farklı bir şey yapmak sizi endişelendirdi mi?En başta ürktüm, ama tam da bana göreymiş radyo dünyası. Aslında geveze tiplerden değilim, suskun bile sayılırım. Üstünde konuşacak konum ve fikrim varsa susmam da mümkün değil.
Radyoda ünlülerin söylediklerine karşı siz de'sivri' yorumlar yapıyorsunuz...
İzin istedim sadece alkış tutmayacağım, ünlülerin haberlerine yorum yapacağım diye. Her şey o kadar garip ve komik geliyor ki... Sivrilmiş gibi görünüyor olabilir, ama eşe dostla konuştuklarımı anlatıyorum. Durup dururken kimseye bir şey söylemiyorum, polemik yaratmıyorum.
Nasıl bir ön hazırlık yapıyorsunuz?
Çok gazete okuyorum ki herzaman okurdum. Televizyon izlemezdim, magazin haberlerini bilmezdim artık onların çok sıkı takipçisi oldum. İyi ki de takip ediyorum, mizah dergilerinden daha komik şeyler oluyor!
"Komik ünlü beyanatlarına ilgi çok fazla"
Dinleyiciler radyocu Sibel Alaş'ı nasıl buluyor?Telefonlar, e-postalar geliyor. Magazin haberlerinden bahsetmem dinleyiciyi rahatsız etmedi. Çünkü; yorum kısmında kalıyorum ve olabildiğince nezaketle ve zarif yorumlar yapıyorum. Dinleyenler söylediklerimi onaylıyorlar. Beni sevenler ben varım diye mi dinliyorlar, yoksa var olan radyo dinleyicisini çalabildik mi onu bilemiyorum. Şimdiden müdavim dinleyicilerim oldu.
Programda en çok neler ilgi görüyor?
Müzik, sanat haberleri var, gündeme gelmiş konuların yorumları var. Çoğu zaman komik oluyor, ama o komikliği yaratan ben değilim, haberler komik! En komik ünlü beyanatları Top 5 diye bir bölümümüz var. O bölüm çok ilgi görüyor, popüler şarkıları da dinletiyorum. Dinleyici mesalarına yer veriyorum. Çok güzel tepkiler geliyor.
Sizce o tepkileri bire bir almak mı radyoculuğu daha da keyifli kılan?
Burda iletişim çok daha bire bir. Ne televizyonda ne de albüm yaptığınızda bu kadar tepkiyi sıcağı sıcağına alamıyorsun. Radyo çok değişik. Radyocu olmak niyetindeyim, amacımız budur!
Bir de radyo dinleyicisi cesur hemen arayıp eleştirebiliyor. Mesela bir hanım dinleyicim aradı, "Sizi seviyorum, ama Hülya Avşar'a çok sataşıyorsunuz" dedi. Bunu başka hiçbir platformda kimse söylemez. Görünmüyor olabilmenin dinleyici için de rahatlığı var. Ben de görünmüyorum ve televizyondaki gibi 5 kilo fazla göstermiyorum!
Bu kadar sevdiğiniz e göre, nereye kadar gider radyo?
Böyle olursa uzun yıllar radyo programı yapmak isterim. Televizyon programından daha keyifli, konuşabilmek en büyük özgürlükmüş. Anında aklından geçeni söyleyebilmek özgürlüğü müthiş. Radyocuların sabahın köründe kalkıp bu deliliği yapmalarını şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum!
"Sanatsal değer aramayın!"Konuşulmayan dünya kadar saçma ve komik şeyler var ki... Bazı dokunulmazlıklar var, Bülent Ersoy'dan, Zeki Müren'den konuşamı-yorsun, kimsenin canını acıtmak değil niyetim. Bu programın eğitici öğretici bir yanı yoktur, sanatsal değer aramayın. İsteyen ciddiye de almayabilir! Öyle bir iddia vardır ya, sanatçı model olmak zorunda. Değildir, sanatçı delidir, ayakları yerden kesiktir ve aklı bir karış havadadır. Kimse benden örnek olmamı beklememeli. Ben evimde, olmayan bir şarkı sözünü yazmaya uğraşıp radyoda "Evet örnek insanım" diyemem. Bütün duygularını en yukarıda ya da en aşağıda yaşayan bir insan nasıl örnek olabilir ki?
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe