Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Kasım 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Safa'da meyhane sefası

Yedikule'deki Safa yıllardır ayakta kalan eski tip meyhanelerin bir örneği. Pilakisi taze ve güzel. Süzme yoğurtlu patlıcanı kıtır kıtır

vmilorster@gmail.com

Meyhane mukassi (kasvetli) görünür taşradan amma ayrı bir letafet ve zarafet var içinde" demiş büyüklerimiz. Güzel söylemişler. Eski bir kültürün mirasçısı olan bizler görüntüye pek bakmaz, cilalı tahtanın gerisindeki çürüklüğü seçebildiğimiz gibi, sade görüntünün arkasında da bazen ne gibi cevherler yattığını biliriz.
Siz bakmayın olur olmaz restoranların birden "in" haline gelebildiğine. Bu işler inanılmaz bir ilişki ağı, halkla ilişkilere yatırım yapılması ve bazı basın mensuplarının şişirmesi sayesinde oluyor. Ancak bir yere kadar. Şişirme kafe / restoran / barların çoğu, ilk heyecan geçtikten sonra kapanıyor.
Bir de bunun tersi var. Yıllardır ayakta kalmış, reklam yapmayan, hiç haber olmayan yerler. Bilen biliyor. Bilmeyen kapısının önünden geçse bile içeri girmek aklına gelmiyor.
Safa da bu tip yerlerden. Eski akşamcılar yaşlanır, bazıları ölürken, müdavimlerinin çoğu meteliğe kurşun attıkları için pek kapıdan içeri giremezken, yok Yunan, yok Ege usulü falan meyhaneler açılırken, artık yavaş yavaş miadını doldurur gibi görünen bir yer Safa.
Eğer sizin de izleniminiz buysa, kapıdan girer girmez bu izlenim pekişiyor. Arkada, ortasında fıskiye olduğunu hatırladığım salon harabe gibi. Ortaya masa eklenip çirkinleştirilmiş. Yüksek tavanlı ön salonun belli bir şahsiyeti var ama sıcak bir sonbahar akşamı klima çalışmadığı için, hele hele acılı meze yiyorsanız, kendinizi hamamda hissediyorsunuz.
Sonra elinizi yıkayıp ferahlamaya giderken duvardaki yazılar dikkatinizi çekiyor. Kimler gelmiş, kimler geçmiş! Zamanında ne lakerdalar, gerçek uskumru çirozlar yenmiş. Ne kadar güzel sohbet edilmiş, şarkılar söylenmiş. Yazıların hepsi çok eski ve sararmış. Ah, duvarları bir konuşturabilsek...

Peki mezelerin şimdiki durumu ne?
Vallahi hiç fena değil. Hatta genellikle iyi. Sırf yemek kalitesini ele alırsanız burasıyla buradan çok daha popüler olan Yakup ya da Hatay Meyhanesi arasında pek fark yok.
İşin güzelliği şu. Demek ki bu tip güzide ve sayısı giderek azalan gerçek meyhanelerin saygıdeğer sahipleri, "Adamlar nasıl olsa bol bol içiyor, kimse yemekten anlamaz, önlerine ne çıkarsak yer" diye düşünmüyor. Kadıköy Çarşısı'ndaki Çiya Sofrası'nda yerken garsona niye içki vermediklerini sormuştum. "Yemeğimiz kaliteli olduğu için herkes ona odaklansın istiyoruz" diye cevaplamıştı
"İnanç meselesi" dese şapka çıkarırdım. Ancak bu ne garip bir anlayış, değil mi? Batı dünyasında en önde gelen, yemeği muhteşem lokantaların hepsi içki verdiğine ve müşterilerin hemen hepsi genellikle şarap içtiğine göre, demek ki kaliteli yemekle buna uyumlu içki bir araya gelince bir artı bir üç ediyor. Bizse içki içen adam yemeğe dikkat etmez diye düşünüyoruz.

Paçanga kusursuz
Bütün bunları düşünürken bir yandan da buz gibi rakımı yudumluyorum. Klasik meyhane tipi mezeler de rakıyla ne güzel gidiyor! En başta da adam gibi bir beyazpeynir ve rayihası olan bir kavun. Bunlar Safa'da bulunuyor.
Sonra güzel ve taze bir pilaki. Babadan kalma. Sadece havuçlu. Eh bu da Safa'da var. Başka? Süzme yoğurtlu patlıcan kıtır kıtır. Yoğurtlu semizotu taze.
Rus salatasında iş yok. Konserve bezelye ve hazır mayonezle hazırlanmış. Ama beygirinin arka koltuğunda beyzbol sopası taşıdığını yazdığım için o sopayla beni Yeşilköy'de beklediğini söyleyen Doktor Ercan gibi yapın. Acılı ezmeyle Rus salatasını karıştırın. Bir lokma bundan, bir yudum...
Ev yapımı marine kırmızı biberleri "rafine" değil ama çok lezzetli. Eğer beyin severseniz; buradaki o kadar taze ki, belli ki sürümleri çok. Müdavimler ne ısmarlayacaklarını biliyor. Ama herhalde kalamar tava ısmarlamıyorlar. Kösele gibi. Yoğurttan yaptıkları sözüm ona taratorun da böyle bir meyhanede yeri olmaz. Buna karşılık iri kesilmiş parçalı arnavutciğerleri ve paçanga börekleri kusursuz.
Yemek sonrası önümüze konan son derece lezzetli armut ve şeftalili meyve tabağı enfes Kulüp rakısının son yudumlarına iyi yoldaşlık yapıyor. n
Tel: (0212) 585 55 94

Bravo Hamdi bey

İki hafta önceki yazımda Eminönü'ndeki Hamdi Restaurant üstüne bazı eleştirilerde bulunmuştum. Bundan 1,5 sene önce gittiğimde "mükemmel" bulduğum ve beş yıldızla değerlendirdiğim bu kebapçıyı bu sefer "iyi" bulmuş ve üç yıldız vermiştim.
Lokantanın sahibi, değerli insan Hamdi bey beni telefonla aradı. Bu tür yapıcı eleştirilerin kendisi için çok kıymetli olduğunu söyledi, eksikleri en kısa zamanda gidereceğini bildirdi ve teşekkür etti. İşte bence bu lokantanın mükemmele erişmesinin sırrı bu zihniyette yatıyor. İnşallah sadece bütün lokantacılara değil, herkese, hepimize örnek olur bu tutum. Ülke olarak ancak bu tip bir zihniyetin yaygınlaşmasıyla sınıf atlarız.
Teşekkürler Hamdi bey. Sizi tanıyan biri olarak ben size kefilim.

DEĞERLENDİRME: * * *

YILDIZLAR

Değerlendirme yapılırken, sadece ve sadece yemeğin kalitesi notlanıyor.
Mekanlar bir ile beş yıldız arası değerlendiriliyor.

* Kötü
** Vasat
*** İyi
**** Çok iyi
***** Türünün en iyisi


PAZAR
"İmralı'ya gittiniz mi?" soruma yanıt alamadım
Pazartesileri iple çektiren öğretmen
"Bu film bir kurguydu, belgesel değil"
"İnternet televizyonu olarak yeni bir mecrayız"
Malhan'ın şarabı ve kadehleri aynı anda geldi
Dünyanın en tuhaf sporları
Dünyayı oynatan üç Türk
Geçmişin ayak izlerini arayan yolcu
Herkes kendi mayınını bulur
Diyarbekir'in Diyarbakır olduğu gün
İran ve İsrail'in durumu
Safa'da meyhane sefası
Ürdün notları
İnsanlığın alemi yok!
Küçük bahçıvanı tanıyanınız var mı?
Şarabımız vergi kıskacında





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet