Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Kasım 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şarap deyip geçmeyin

Görüş / Engin Önen

Seçim öncesi milletvekili adayları sırayla gazetemize gelip, sorularımızı yanıtlıyorlardı. Şu anda İzmir milletvekilleri olan, Mehmet Tekelioğlu ve Taha Aksoy’a siyasi samimiyet ve merkez semtlerdeki AKP endişesi ile ilgili sorular sormuştum.
Verdiğim örneklerden birisi, şarap üzerindeki ideolojik ve haksız baskı ile ilgiliydi. Hiçbir AB ülkesinde böyle bir uygulamanın olmadığını hatırlattıktan sonra, bu konuda ne düşündüklerini sorunca, ''süt dökmüş kedi'' kadar masum yanıtlar vermişlerdi. ''Bu konudan haberimiz yok'', ''düzeltilir canım'' gibi...
* * *
Geçen gün Milliyet’te yer alan haberi okumuşsunuzdur. Bütçe tartışması sırasında CHP’li vekillerin şaraptan alınan aşırı vergiyi hatırlatması üzerine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım aslan kesilmiş:
- ''Doğru ama insanların ayık gezmesi lazım.''
Uzunca bir süredir, Türkiye’ye yakışmayan bu türden ideolojik baskılara karşı mücadele eden Prof. Dr. Nihat Aktan Hoca, bu haberi okuduysa mutlaka, yakınındakilere AB ülkelerindeki şarap tüketimi ile ülkemizdeki uçurumu, şarabın aslında, sosyal açıdan ve sağlık yönünden çok sayıda yararları olduğunu anlatmaya kalmıştır.
Nihat Hoca kusura bakmasın, bu yaklaşıma karşı çağdaş dünyadan örnekler vermek ve bilimsel açıklamalar yapmak pek işe yaramıyor.
Çünkü siyasal iktidar şaraba, ne ekonominin rasyonalitesi ne de bu sektörün sosyal işlevi açısından yaklaşıyor. Belli ki, ideolojik saplantıları buna izin vermiyor.
* * *
Onun için, sayın bakanın gayrı ciddi açıklamasını okuyunca benim aklıma şu örnekler geldi:
Olayı bilirsiniz. Neyzen’in de gittiği bir camide, imam (bakan değil) içkinin kötülükleriyle ilgili vaaz veriyormuş. Daha iyi anlaşılsın diye şu örneği vermiş:
''Misal, bir eşeğin önüne birinde su, diğerinde de içki olan bir kova koyun'' deyip eklemiş ''Peki, hangisini içer?'' diye sorunca, cemaat hep bir ağızdan ''suyu'' diye yanıt vermiş. ''Peki niye?'' diye devam edince, Neyzen dayanamayıp, cemaatten önce davranmış: ''Eşekliğinden.''
* * *
Aklıma gelen diğer olay İzmir’in kurtuluş günlerine dair. İzmir’in kurtuluşunun hemen ardından Atatürk İzmir’e gelir. O akşam kaldığı Kordon’daki otelin restoranında yemek yerken, garsonu yanına çağırır ve sorar: ''Yunan Kralı Konstantin hiç burada rakı içti mi?''
Garson, ''Hayır efendim'' yanıtını verince, Atatürk hayret eder. ''Peki o zaman ne diye İzmir’i işgal etti ki?''

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Sokak asfaltlanmadı aydınlatma da yetersiz
Şarap deyip geçmeyin
İzmir’e iki özel üniversite az





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet