
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Kâbustan uyanış
Türkiye, çok zorlu bir darboğazın çıkışında.
Çok yakın zamanda "Ermenilere kıyım tasarısı" umutsuz vaka gibi görülüyordu.
Türkiye ile ABD arasındaki köprüler atılabilirdi.
"Artık olamaz" denilen şey "oldu."
Tasarının geçişi süreç dolmak üzereyken ertelendi. O sırada PKK'nın Dağlıca karakol eylemi, krizin üzerine tüy dikmişti.
K. Irak'a TSK'nın bırakın harekât yapması, bunun sözünün bile edilmesi ABD'si, AB'si, Talabani'si, Barzani'siyle, Türkiye'nin üzerine bir kara bulut çökertiyordu.
Bir olumsuzluğun anatomisini çizmek için alternatif tarih yazmak gerekir.
Türkiye, oğul Bush'un Irak'ta yaptığı gibi, başına buyruk ve tek başına K. Irak'a girseydi neler olabilirdi bir düşünmek gerek.
O coğrafya ateşten bir topa dönüşürdü.
PKK'nın da, baskınlarıyla, tahrikle bütün amacı bunu sağlamaktı.
Kendisini Barzani'nin, Talabani'nin ve yöredeki büyük güç ABD'nin doğal müttefiki haline getirmeyi düşlüyordu.
Türkiye, bu oyuna gelmedi. Oyunu kendi lehine çevirdi.
Şimdi yeni süreci çok daha avantajlı bir konumda.
Ankara, oğul değil, baba Bush'un yöntemini uyguladı.Kuzey Irak'a harekât için ABD'nin, AB'nin, Talabani'nin ve sonunda Barzani'nin de destek açıklamalarını sağladı.
İçeride tsunami gibi yükselen tepki dalgalarına, tahriklere ve gazlamalara karşın ayranı kabarmışların sonu pişmanlık olan macera yoluna sürüklenmeye direndi.
Mekik diplomasisi kurarak olası harekâta uluslararası meşruiyet zemini kazandırdı.
Bu desteklerin "kerhen" olduğunu biliyoruz. Ama... Washington, gidişatın "şaka" olmadığını gördükten sonradır ki, diğerlerine de bastırdı. Böylece sınırlı bir harekâtın önü açılmış oldu.
Kedileriniz size kalsın
Yoksa... "Türklere, bırakın PKK liderlerini, bir kedi bile vermeyiz" söyleminin sahibi Talabani, "PKK Kuzey Irak'tan sökülüp atılmalıdır. Önemli olan, komşumuz Türkiye ile iyi ilişkilerdir" mesajını verebileceği yeni mevzilere çekilir miydi?..
Barzani, TSK'nın Kuzey Irak'a vurması için "Sivil halkımıza zarar verilmediği ve sadece PKK'nın hedef alındığı bir harekâta karşı çıkmayız" demecini verir miydi? O Barzani ki, "TSK sınırın bu tarafına geçtiğinde karşısında bizi bulacaktır" demiyor muydu?..
Türkiye güçlü olmasaydı, sadece diplomasiyle bu sonucu alamazdı. Ama... Gücünün önüne diplomasiyi koymasaydı, gene bu sonucu alamazdı.Şimdi... PKK'nın işi daha da zor.
Türkiye sağduyu çizgisinde kalarak sınır ötesi bir harekâtın uluslararası destek platformunu sağlayarak PKK'nın dünya kamuoyuna yönelteceği "Yardım... Yardım... Yok ediliyoruz" çığlıklarının yollarını kesmiştir. PKK, bir süre yalnızdır ve TSK'nın sınır ötesi harekâtı karşısında kendi namlusuyla baş başa kalmıştır.
Oysa... Yakın zamana kadar yeniden tırmanışa geçirdiği şiddetin "başarı sağladığı" vitrinini çiziyordu.
"Kuzey Irak'tan Bağdat'a, ABD'den AB'ye kadar tüm aktörlerin yanında olduğu" görüntüsü, örgüte içeride de taban sağlıyordu.
Şimdi o rüzgâr yön değiştirdi. Ancak... Türkiye'ye rüzgârın yeniden ters esmemesi için bundan sonraki adımlar da sağduyulu olmalıdır.
Sınır ötesi bir harekâtta sadece PKK'yı hedef alan nokta vuruşlar önemlidir.
Fakat... Daha önemli olan, uluslararası desteğin "sıfır hata"yla sürmesidir.
Örneğin... DTP'nin kapatılması, DTP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, Türkiye'yi yeniden henüz çıkmakta olduğu darboğaza gerisin geriye itebilir. Demokrasi çıtası bir çıt bile inmemelidir.
Ayrıca... Büyük ve kapsamlı bir "sivil paket" de gereklidir.
Dağa çıkış yolları, sadece namluyla değil, demokrasi, kültür, ekonomi ve benzeri tali yollara çıkışlar açılarak da boşaltılabilir.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe