
Meral TAMER
Hangi Türk işadamı böyle poz verir?
Kabına sığamayan, maceracı işadamı Sir Richard Branson'la Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında birkaç kez karşılaşmış; ancak onu dinlemek yerine aynı saatteki başka oturumlara gitmeyi yeğlemiştim.Çok isabet etmişim; zira aksi halde Branson'u Türk iş dünyasının kremasıyla birlikte dinleme fırsatını, "daha önce dinledim" diye belki es geçebilirdim.
İşTcell'in düzenlediği toplantı için cumartesi sabahı Çırağan Sarayı'na gittiğimde karşımda Ferit Şahenk'ten İshak Alaton'a, Faruk Eczacıbaşı'ndan Ali Kibar'a, Ali Sabancı'dan Feyhan Kalpaklıoğlu'na, THY Genel Müdürü Temel Kotil'den Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen'e güneşli bir tatil sabahında orada bulunmasını beklemediğim pek çok işadamını buldum. Ve çılgın patron Branson'u onlarla birlikte dinlerken, ister istemez tuhaf sıçramalar yaptım.
Örneğin o salonda bulunan hangi işadamı, kendi markasını ya da kitabını tanıtmak için çıplak fotoğraf çektirebilir ya da gözlerini-dudaklarını boyayıp telli-duvaklı gelin olabilir? Ben yaparım diyen varsa, yukarıdaki fotoğraflardan Branson'un yüzünü kesip, yerine kendininkini koyarak bana gönderebilir!
Önce keyif, sonra iş
Branson çılgınlıktan da öte, uçukluğuyla ünlü bir işadamı. Cumartesi sabahı onu o ortamda dinleyinceye kadar, kendini kullanarak yaptığı reklamlarla ön plana çıktığını ve gündemde kalmayı başardığını düşünüyordum galiba... Yanılmışım!200 şirkete, 20 milyar dolar yıllık ciroya ulaşmanın sırrını ne o reklamlarla, ne Branson'un müthiş girişimciliğiyle, ne de ele-avuca sığmaz kişiliğiyle açıklamak yeterli olabilir. Bence Branson'da bugüne dek belki de başka hiçbir patron ya da profesyonel yöneticide görmediğim bir haslet var: Öncelikle eğlenmek ve keyif almak!
Branson, yaşadığı her dakikanın tadını çıkarmak istiyor. Çırağan Sarayı'nda konuşma yaptığı dakikaların bile... İçinden başka türlüsü gelmiyor. Hayat hikâyesini anlatırken bunu size de hissettiriyor.
Lise 2'den terk
İngiltere'de orta halli bir ailenin çocuğu olan 1950 doğumlu Branson, okul ona keyif vermeyince lise 2'den ayrılıyor. 1970'de o yılların çiçek çocuk modasına uygun olarak bir teknede yaşıyor. Bir gece arkadaşlarıyla 6 kadeh içkiyi devirdikten sonra müzik dükkânı açmaya karar veriyor ve adını da Virgin (Bakire) koyuyor.
Neden müzik? Çünkü o yıllarda kendisinin en çok ilgisini çeken müzik yapmak ve müzik dinlemek...
Pekiyi ya Bakire ismi? Bugün hâlâ Türkiye'de kimse, kuracağı şirketin adını "Bakire" koymayı aklının ucundan bile geçirmez.
(Devamı yarına)
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe