El yazısı tarih mi oluyor?
''B en bir sayı değilim, ben özgür bir adamım'' diyordu Patrick McGoohan 1967 yapımı İngiliz TV dizisi The Prisoner’da.
O yıllardan bu günlere yaşanan teknolojik gelişmeler artık bu sözlerin aksini kanıtlıyor. Gün geçtikçe ''sayılara'' indirgeniyor hayatımız ve kimliklerimiz. Çağrı merkezlerinde çalışanlar için birer pin kodundan öteye geçmiyor isimlerimiz.
Hepimiz digital ekranlarda görünen birer istatistik, sürekli yeniden yazılan birer algoritma olacağız yakında.
Hitler rejiminin kollara damgaladığı sayılara indirgediği gibi sayısız kamp mahkûmunu, sözde özgürce yaşadığımız modern hayat da teknolojinin esiri yapıyor bizi sayılardan oluşan diktatörlüğünde. Gündelik hayatta sıklıkla kullandığımız kredi kartlarının artık chip and pin (çip ve şifre) sistemine geçmesi bu gelişimi doğrularcasına kendi imzamızın bile anlamını yitireceği günlerin haberciliğini yapıyor aslında.
Alışveriş yaparken kendi el yazımızla atılmış imzamızla kimliğimizi kanıtladığımız günler çok yakında tarihin silik sayfalarına karışacak.
Peki sayısal kombinasyonların kimlik belirlediği, el yazısı imzaların anlamını yitirdiği, bırakın yazı yazmayı gündelik iletişimin bile bilgisayar, blackberry gibi ''tuş makineleri'' üzerinden yapıldığı böyle bir sistemde genel olarak el yazısının geleceği ne olacak?
Malum, dünya tarihi ''yazı'' ile başladı. İlişkiler tarihi de ''yazmak''la... Yazının ve yazmanın bunca önem taşıdığı dünyamızda ''bilgisayar tuşları''nın önlenemez yükselişi ile birlikte el yazısı acaba tarihe mi karışacak?
Kitapların iPod’u: Kindle
Bundan yaklaşık bir sene önce yurtdışı basında okuduğum bir yazı üzerine kaleme almıştım yukarıdaki satırları.
Tam bir sene önce ''el yazısı''nın tarihe karışıp karışmayacağını gündeme taşırken dünya, bugün, yaklaşık bir sene sonra Newsweek dergisi amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos’u kapağına taşıdı.
Bu seferki tartışma el yazısının değil, kitap okumanın geleceği üzerine.Kitap satın alma alışkanlıklarımızı sonsuza kadar değiştiren amazon.com ile adeta yeni bir çağ açan Bezos’un yeni buluşu Amazon Kindle, kitap okuma alışkanlıklarımızı sonsuza kadar değiştirme potansiyeline sahip yeni bir devrim olarak sunuluyor önümüze.
Müzik ve video gibi artık kitapları da dijital olarak okumamızı sağlayacak olan Kindle kitap boyutunda bir bilgisayar bir anlamda.
Tam 30 saat boyunca idare edebilen şarj kapasitesi, Jane Austen gibi klasiklerden, günümüzün bestseller’larına aradığınız birçok kitabı download edebilme özelliği ile pratik e-kitap okuma hayallerinizi birebir hayata geçiren bir aygıt.
''Kitapların iPod’u'' da diyebiliriz Kindle’a.
Jeff Bezos’un hayali dünyanın tüm kitapçıları ve tüm kütüphanelerindeki kitapları, arayıp bulamadığınız tarihi yazıları bile bu aygıta yüklenir hale getirmek.
Üstelik bir iki dakikalık kısa bir süre içerisinde.
Ayrıca aletin internete bağlanma özelliği sayesinde kitabınızı okurken takıldığınız bir cümle ya da konuyu araştırıp daha derin bilgi sahibi olabiliyor, benzer kitaplarla anında karşılaştırmalı okuma yaparak okuduklarınızın doğruluğunu teyit edebiliyorsunuz.Bilginin güç demek olduğu günümüzde böyle bir aygıtın ortaya çıkması gerçekten de devrim niteliğinde.
Ve tabii aynı el yazısının geleceği üzerine yapılan tartışmalar gibi çok önemli bir soruyu getiriyor beraberinde.
Yazı ve yazmak kadar, okumanın, okuyarak bilgi edinmenin bunca önem taşıdığı dünyamızda ''bilgisayar ekranları''na bağımlılığın önlenemez yükselişi ile birlikte acaba ''kitaplar'' tarihe mi karışacak? Dijital e-kitap kütüphanesi Kindle, iPod gibi hayatımızı başka bir yöne mi taşıyacak?
Kitap sayfalarını çevirmekten, kokusunu içine çekmekten sonsuz keyif alan biri olarak ister istemez soruyorum kendime.
avaron@milliyet.com.tr

