"Şanslıydım, polis beni hiçbir zaman yakalayamadı"
Amerika'nın en ünlü grafiticilerinden biri olan Andre Charles: "Annem tutuklanırım diye endişelendi ama şansım yaver gitti, hiç yakalanmadım. Grafitiyi ne zaman bitireceğimi, orayı ne zaman terk edeceğimi hep iyi hesapladım"
ELİF BERKÖZ ÜNYAY - eberkoz@milliyet.com.tr
Andre Charles duvar boyama sanatı grafitinin anavatanı olarak anılan Bronx'ta doğmuş, büyümüş. Eline sprey boyalarını alıp işe başladığında yaşı henüz 12'ymiş. Yıllarca illegal olarak grafiti yapmış. Geceleri çalışmış. Onlarca tren ve metro vagonunu boyamış. Metrelerce duvarı grafitiyle donatmış. Artık ünlü biri haline gelince yakalanmamak için yasa dışı çalışmayı bırakmış.
Şimdilerde otellere, alışveriş merkezlerine, kıyafetlere ve özel olarak belirlenmiş duvarlara grafiti yapıyor.
Charles daha önce hiç yurtdışına çıkmamış. Ta ki denim kumaş üreticisi Orta Anadolu'dan jean'lerin üzerine grafiti yapması için teklif alana kadar.
Charles firma için 38 jean'i grafiti desenleriyle süsledi. Bu jean'ler geçtiğimiz günlerde Orta Anadolu tarafından gerçekleştirilen Denimarts trend günlerinde sergilendi. Charles'ın The Hall'da düzenlenen "Live Graffiti" sergisi önümüzdeki günlerde farklı sergi alanlarında görülebilecek.
Grafiti hayatınıza nasıl girdi?
Çocukken hiperaktiftim. Annem uslu durmam için önüme kağıt ve boyalar koyardı, ben de onlarla resim yapardım. Bir gün, yaşadığım yer olan Bronx'ta tren vagonlarının üzerindeki grafitileri görünce "Artık trenlere, duvarlara resim yapmalıyım" dedim.
12 yaşımda elime sprey boyaları aldım. Metro istasyonlarında grafiti yapmaya başladım. Annem önceleri tutuklanırım diye çok endişelendi. Vazgeçmemi istedi. Sabah okula gider, derslerime girer, öğle tatilinde metro istasyonuna koşup grafiti yapardım. Okula başladığımda okuma problemi yaşıyordum. Grafitiye başladıktan sonra bunu aştım. Annem bunu görünce beni engellemeyi bıraktı.
"En çok metro vagonlarına grafiti yapmaktan haz aldım"
Grafitinin anavatanı olarak anılan yerlerden birinde, Bronx'ta doğup büyümüşsünüz. Bu işle tanışmanız kaçınılmaz...Evet. Benim çocukluk ve gençlik dönemimde Bronx'ta uyuşturucu ve alkol kullanımı çok yaygındı. Bundan uzak durmak için aileler gençleri ya spora ya da sanata yönlendiriyordu. Ben seçimimi sanattan, grafitiden yana yaptım. Kendimi bu şekilde ifade ettim.
Anneniz endişelerinde haklı çıktı mı? Hiç tutuklandınız mı?
Hayır, hiç tutuklanmadım.
Tutuklanmamamayı nasıl başardınız?
Şansım yaver gitti galiba. Geceleri çalıştım. Grafitiyi ne zaman bitireceğimi, orayı ne zaman terk edeceğimi hep iyi hesapladım.
Şu ana kadar pek çok yere grafiti yaptınız. En çok nereyi boyamak haz verdi?1980'lerde Manhattan'da, bir metro istasyonunda iki vagona grafiti yaptım. Ben ve dört-beş kişilik küçük çetemin gün ağarmadan vagonu boyamak için beş saatlik zamanımız vardı. "Yakalanmadan bunu nasıl bitireceğiz acaba?" diye telaşa kapılmıştım.
O çalışmanızı binlerce kişi görüyor ama onlara "Bu benim eserim" diyemiyorsunuz. Çünkü işin ucunda hapis cezası var. Yaptığınızla övünememek nasıl bir duygu?
Kesinlikle. Ertesi sabah eserimi görmek için metro istasyonuna gittim. Vagon perona geldiğinde yanımdaki kişiye "Hey bunu ben boyadım!" diye bağırmak istedim. Ama kendi kendime övünmekle yetindim. Yine de bu bile güzeldi. Grafiti yaparken, eyvah yakalanacağım heyecanının verdiği adrenalin müthiş.
İllegal olarak grafiti yaptığınız dönemde kendinize ait yasaklarınız var mıydı?
Kiliselerden, sinagoglardan, camilerden uzak durdum. Dinlere saygım var çünkü.
Bir süre sonra, yasaklanan yerlere grafiti yapmayı bırakmışsınız. Neden?
Artık çok ünlüyüm. Tanınıyorum. Kendimi riske atmam. Sizinle yaptığım röportajı New York'taki herhangi bir gazete için yapsam ve onlara metro istasyonlarını nasıl boyadığımı anlatsaydım bana dava açılırdı.
"Grafiti sanatçısı arkadaşım 10 yılla yargılanıyor"
Kaç yılla yargılanırdınız peki?Bir arkadaşım şu an, geçmişte kamu alanına ait bir duvara yaptığı grafiti yüzünden 10 yılla yargılanıyor. Büyük ihtimalle suçlu bulunacak. Artık Amerika'da yasa dışı olarak grafiti yapmak, hele de ünlüyseniz çok zor. Sokaklarda, metro istasyonlarında, tren istasyonlarında kameralar var.
Jean üzerinde çalışmak sizin için nasıl bir deneyim oldu?
Enteresan. Sprey boyayı iyi göstermesi için jean'leri vernikledim. Sonra boyadım. Annem ve arkadaşlarımla saç kurutma makineleriyle vernikleri kuruttuk. Ardından hepsini askılara astık. Serginin teması rock&roll'du. Onu çağrıştıran uygulamalar yaptım.

Cafe