Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Kasım 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Demokrat Parti’nin kafası karışık olmalı

Satır Arası / Deniz Sipahi

Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar, sabahı beklemeden 22 Temmuz akşamı ne demişti.
''22 Temmuz seçimlerinde milletin ortaya koyduğu tercihe saygı ve partiye karşı duyduğum sorumluluk ile partide bu bayrağı daha iyi taşıyacağına inandığım arkadaşların önünü açmak amacıyla Demokrat Parti Genel Başkanlığı’ndan çekiliyorum...''
Gelişmiş Batı demokrasilerinde sıkça gördüğümüz, Türkiye’de alışık olmadığımız bu tavır karşısında, herkes gibi ben de Ağar’ı alkışladım.
Ağar gerçekten de Türkiye’nin yetiştirdiği önemli devlet adamlarından biri...
Farklı görevlerde, farklı bölgelerde görev yapmış, hükümetlerin en kritik bakanlıklarının başında bulunmuş ve bunun sonucunda da Doğru Yol Partisi’nin, ardından da Demokrat Parti’nin genel başkanlığını üstlenmiş bir kişi.
Bana göre seçim sürecinde kamuoyuna çok net ve cesur mesajlar verdi.
Eleştirilmeyi göze alarak ve teröre meydan okuyarak demokratik adımlar attı.
Ben özellikle bu dönemde, Demokrat Parti’nin Meclis’teki eksikliğini hissedenler arasındayım.
Ağar ve arkadaşları parlamentoda olsaydı; bugünkü hükümet profili de değişebilirdi.
İstikrar ne kadar önemliyse demokrasinin olgunlaşabilmesi için hükümet alternatifleri yaratabilmek de çok önemlidir.
O yüzden Demokrat Parti’nin olmaması sadece kendisi için değil, diğer tüm siyasi partiler için de bir talihsizliktir.
Kaldı ki, Demokrat Parti Cumhuriyet tarihi incelendiğinde sıradan bir parti de değildir.
Bir büyük davanın peşinden koşmuş, misyonunu Türkiye’nin geleceğini inşa etmek olarak belirlemiş bir partinin bugün farklı bir konumda olması gerekirdi.
Ne yazık ki; 22 Temmuz seçimleri öncesinde sağda birleşme adımları atıldı ancak tek çatı altında birleşme sağlanamadı.
Kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmıyorum.
Sonuçta iki parti Demokrat Parti adı altında seçimlere giremedi.
Sağdaki birleşme gerçekleşmiş olsaydı belki bugün farklı konuları tartışıyor olabilirdik.
Ama olmadı...
Yüzde 5’lerde kalan bir partiyi ayağa kaldırmak için yeni stratejiler gerekiyordu, bunu da ancak farklı kadrolar yapabilirdi.
Büyük bir sıçrama isteniyorsa sadece genel başkanın değişmesi de yeterli değildi.
Partinin yönetim kademesi yeniden şekillenmeli, vitrin değil, nitelikli kadrolar Demokrat Parti’ye kazandırılmalıydı.
17-18 Kasım tarihlerinde planlanan dördüncü olağanüstü kongre aslında bir fırsattı.
Ancak son dakikada Mehmet Ağar’dan gelen bir açıklama kafaları karıştırdı.
''Aday olan arkadaşlara, parti teşkilatlarımıza ve kamuoyuna kendilerini ve projelerini daha iyi anlatabilmelerini sağlayacak ve parti teşkilatlarındaki heyecanı yükseltecek zamanı ve fırsatı tanımak'' gerekçesiyle kongre mayısa ertelenmişti.
Bir-iki hafta değil, neredeyse bir yılın yarısını kapsayan bir erteleme...
Sizce gerçekçi mi?
Oysa Demokrat Parti gibi iddialı bir siyasi hareketin bir dakika bile boşa geçirilecek zamanı olmamalı.
2009 Mart’ında yapılacak yerel seçimler partinin geleceğiyle ilgili yeni bir referans noktası olacak.
Mayısta yapılacak bir kongre bu süreci de tehlikeye sokacaktır.
Belli ki, bugüne kadar açık ve net mesajlar veren bir siyasetçi olan Mehmet Ağar’ın da kafası karışık.
Demokrat Parti’nin daha kararlı adımlar atmasını bekliyorum.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Ölüme terk etmeyin!
Kazılan yerler çöktü, hayatı tehdit ediyor
Demokrat Parti’nin kafası karışık olmalı
Bakan sigaracıları sevindirdi





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

   
© 2006 Milliyet