
|
|
|
 |
|
|
Bakan sigaracıları sevindirdi
Çeşitleme / Selim Türsen
Hükümetin gönül rahatlığıyla şapka çıkarabileceğim çalışmalarından birisi sigara yasağıyla ilgili son yasa taslağı. Bu sözlerimle iflah olmaz bir sigara düşmanı olduğum düşünülmesin. Tam tersine sigara içmesem bile, tütün müptelasından kurtulamamış biri olarak, kahve, restoran, taksi gibi mekanlarda sigara yasağını sonuna kadar destekliyorum.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in ''Vatandaşın elinde bir sigarası kaldı, ona da müdahale etmeyelim'' gibi bir gerekçeyle yasaya karşı çıkması ise anlaşılabilecek gibi bir şey değil. Sigara tekelleri gönüllerinden geçen sözleri hükümetin bir bakanının ağzından, duyunca herhalde sevinçten havaya uçmuşlardır.
Şimdi aşağıda vereceğim bilgilere çok dikkat edin. Bu bilgileri Sayın Adalet Bakanı Şahin de bir kenara not edip sonra sigara yasağına karşı çıkmalı. Bildiğim kadarıyla adam öldürmeye azmettirmek ağır cezada önemli bir suçtur. Yarın öbür gün birileri sigara gerekçesiyle böyle davalar açabilir. Malum ABD’de böyle davalarda ödenen tazminatların haddi hesabı yok.
Şimdi gelelim can çıkaran noktaya. Bilindiği gibi EXPO 2105 adayı İzmir’in teması ''Herkes için sağlık.'' Bu tema üzerine Çeşme’de düzenlenen sempozyumda kalp konusunda dünyanın en ünlü hastanelerinden Cleveland Clinic Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Tuzcu çarpıcı örnekler vermişti.
Bunlardan birisi de ABD’deki bir eyaletten verilen örnekti. Yeni seçilen vali yasak alanını genişletince sigara kaynaklı hastalık ve ölümler birkaç yıl içerisinde yarı yarıya azalmış. Ama daha sonra işbaşına gelen vali sigara içilen alanların yeniden genişletilmesine izin verince, sadece iki yılda içerisinde sigara kaynaklı ölümler eski sayıya ulaşmış. İşte bu kadar. Yasağın etkisini göstermek için bundan daha çarpıcı bir örnek olabilir mi?
* * *
Araştırmalar sigaranın insan ömrünü ortalama 10 yıl kısalttığını gösteriyor. Yine araştırmalar dünyada sigarayı bırakmak isteyen 30 milyon kişiden sadece 1.5 milyonunun sigarayı bırakabildiğini gösteriyor. Yani bütün mesele gençleri sigaraya başlatmamaktan geçiyor. Hiç olmazsa gelecek nesiller kurtarmak için sigara yasağı genişletilmeli.
Kurumsal olamamanın faturası
Bence İzmir’in en önemli sorunlarından birisi kurumsal olmayı yeterince ciddiye almaması. Gerek siyasette, gerek iş dünyasında biraz da medyatik olma uğruna her kafadan bir ses çıkıyor, İzmir sürekli birbiriyle didişen kent görüntüsü yaratıyor.
Halbuki İzmir, Anadolu’nun herhangi bir taşra kenti değil. Binlerce kişiye iş imkanı yaratan, bazıları dünya çapında sanayi kuruluşlarıyla, ticaret hacmiyle gerçek bir metropol. Böylesine büyük değerlere sahip bir kentin özel kurum ya da kamu önde gelenleri her adımlarını planlamak, ağızlarından çıkan her sözü on kez düşünmek zorundadır.
* * *
İstanbul kurumsallaşmada önemli adımlar atmaya başladıktan sonra kentin kaderi değişmeye başladığına dikkat çekerim. Koordinasyon sonucu yaratılan sinerji kenti giderek daha büyük bir cazibe merkezi haline getirdi. Bugün kendi gençlerine tatmin edici iş fırsatları yaratamayan İzmir, günümüzün en değerli varlığı insan kaynaklarını İstanbul’a kaçırıyor.
İstanbul’da son 15-20 yılda Koç, Eczacıbaşı ve Sabancı’dan başlayan kurumsallaşma dalgası giderek bütün özel sektörü sardı. Yerel yönetimler için de önemli örnekler oluşturdu. Büyük holdingler kurumsallaşma uğruna ciddi yapısal dönüşümlerden geçerek patron şirketi olmaktan kurtuldu. Artık onlar patronların ağızlarından çıkan her sözle yönetilen kurumlar değil gelişmiş ülkelerde olduğu gibi profesyonellerin yönetiminde kuruluşlar.
* * *
Sonuçlar ise ortada. Artık patronlardan birinin işten el çekmesi ya da hayatını kaybetmesi bu dev kuruluşların işleyişinde hiçbir aksamaya yol açmıyor.
Türkiye’nin en önemli gruplarından birisinin en üst düzeyd yöneticisi ile bir sohbetimde ''Patronlar istese bile yapmayacağım şeyler vardır. Bu grubun halka açık bir çok şirketi var. İnsanlar paralarını yatırıp hissedar olmuşlar. Onlara karşı sorumluluğumuz var. ‘patron istiyor’, diye yanlış bir politika uygulamamız sonucu hisselerin değeri düşerse bir daha hiçbir yatırımcı bizim hisselerimizi almaz. Şirket değer kaybeder'' demişti.
* * *
Kurumsallaşamayan yapıların en büyük zaafı diyalog eksikliğidir. Bu öylesine bir tehlikedir ki, kısa sürede bir çuval inciri mahvedebilir. Son günlerde EXPO’yla ilgili İnciraltı düğüm, kördüğüm, dava haberlerini gördükçe aklıma İzmir’in kurumsallaşma zaafiyeti geldi.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|