Ben bittim
Norveç'de 60. dakikadan sonra maç bitmek bilmedi. Kimileri tuvalette tamamladı, kimileri tırnaklarını yiyerek. Ömrümüzden bir-iki yıl yarım saatte gitti. Saç zaten yok, olanlar da gitti.
Ve dün yine Nihat golü attı. Yine bitmek bilmedi. Soğukta hamam sıcağını yedik. Buram buram terledik. Bir kere de huzur içinde gidelim bir yerlere. Ömrümüz zaten stresle geçiyor. Bir de Milli Takım öldürecek bizi. Neyse ki, bitti de, gittik. Çok şükür...
Hani Norveç'e giderken nasıl bir umut kırıntısı vardı ya, dün de bir acaba vardı kafamızda. Kardeş dedik bağrımıza bastık. Asılmazlar dedik. Ama bir bal, bir bal. Adamlar huzur içinde gelmiş, alacak verecek yok, iddia yok. Maçın keyfini çıkardılar. Herhalde içlerinden de kıs kıs gülüyorlardı halimize. Direnmediler diyen yanılır. Burnumuzdan getirdiler.
Atsak ikinciyi herşey sona erecek. Ama inadımız inat. İlle de stres. Hadi biz heba olduk, tükendik. Ya futbolcular. Onların hali daha kötü. İkinci yarıda Allah korusun bir hata yapsak gittik. Bu acı sonu kimse kaldıramazdı.
İyi mi oynadık, hayır. Hatta kötü bile oynadık. İstediğimiz topu hiç yapamadık. Ustalar bir kere sahneye çıktı, onda da golü attık zaten. Başka da organize atağımız yok. Ama kazaya uğramamak için en üst düzeyde konsantre olduk. Çünkü bu ortamda hata yapacak oyuncunun kariyeri bile tehlikeye girerdi.
Ve hakem Braamhaar düdüğü çaldığında herşeye değdi. O düdük hayatımızın en güzel müzik parçasıydı. Ben böyle rahatlatıcı bir beste duymadım. Artık sadece uyumak istiyorum. Hem de mışıl mışıl.
hozer@milliyet.com.tr

Cafe