
Meral TAMER
İstanbul'a 20 yıl sonra eşcinsel belediye başkanı!
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit'le önceki gün Boğaziçi Üniversitesi'nde (BÜ) geçirdiğimiz 1,5 saat su gibi aktı.
Fransa'da 1968 kuşağının öğrenci liderlerinden "Kızıl Danny" lakaplı Cohn-Bendit'in hem bir konuyu dört başı mamur ele alışını, hem de mesajını karşısındakine iletmedeki ustalığını kıskandığımı itiraf etmeliyim.
BÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kemal Kirişçi'nin ev sahipliğindeki toplantıda Kızıl Danny ile birlikte, Türkiye'nin AB üyeliği etrafında kışkırtıcı bir ufuk turu yaptık.
Biliyorsunuz Kızıl Danny, Avrupa Parlamentosu'ndaki oylamalarda Türkiye'nin ateşli taraftarlarından biri olarak öne çıkmıştı; hâlâ da öyle. Anlaşılan Türkiye üzerine de çok kafa yormuş. Dediği özetle şu:
11 Eylül olmasaydı...
1) 11 Eylül 2001 saldırısından önce Avrupa Birliği içindeki bütün elit gruplar, Türkiye'nin AB'ye girmesine kesinlikle karşıydılar. Türkiye'nin AB üyeliği 11 Eylül'le birlikte önem kazandı. Çünkü 11 Eylül'ün ardından İslamla radikal terörizm birlikte anılmaya başlayınca, elit gruplar çok büyük bir problemle karşı karşıya kaldılar. AB ülkelerinde toplam 12 milyon Müslüman yaşıyordu, bu rakam Hollanda gibi AB'nin kimi kurucu ülkelerinin nüfusundan bile fazlaydı. Eğer Türkiye halkı İslam ve demokrasinin çelişmediğini gösterebilirse ve AB de bunun sonucu olarak Türkiye'yi üyeliğe kabul ederse, "Bizim problemimiz İslamla değil terörizmle" demiş olacaktı.
2) İslam ve demokrasinin çelişmemesi, türbandan başlayıp İstanbul'un 20 yıl sonra eşcinsel bir belediye başkanı tarafından yönetilmesi olasılığına kadar uzanıyor. Kızıl Danny diyor ki:
2a) "Benim demokrasi anlayışıma göre, bir ülkede çok sayıda insan başörtüsü takıyorsa, Cumhurbaşkanı'nın eşinin de takması gayet normaldir. Bu özgürlük için mücadele edebilirsiniz, ama aynı zamanda başörtüsü takmayanlar için de mücadele etmelisiniz. Türkiye'de kadınlar, 5-10 yıl içinde kendilerinin de türban takmak zorunda kalacağından korkuyorlar. Bu korku karşısında gülüp geçemezsiniz, çünkü İran'da hepimizin gözü önünde çok hızla değişti olaylar. Türkiye demokratik yollardan çoğulcu bir ülke olduğunu kanıtlamak durumundadır."
2b) "Eğer Türkiye'nin AB'ye katılması söz konusu olacaksa, tıpkı Paris'in ve Berlin'in belediye başkanları gibi İstanbul'un da eşcinsel bir belediye başkanı olabileceğini hazmetmek durumundadır. Modern çoğulcu toplumlarda bu çok tabiidir. Göreve gelen kişinin eşinin türbanlı mı olduğu ya da bir kadın yerine bir erkekle mi birlikte olduğu önemini yitirir."
AKP ve CHP üzerine
3) "Sizin iktidarınız var, ama muhalefetiniz yok. Temel sorun da bu. Ana muhalefet partisi CHP, geçmişin hayaliyle yaşıyor. Gelecekle ilgili en ufak bir tasavvuru yok. Geçmişte önemli bir işlevi yerine getiren Kemalizm, gelecek için reçete olamaz. AKP'de hem geçmiş hem gelecek var. Zaten bu yüzden de çoğunlukta. Ancak o da gelecekle ilgili tasavvurlarında kısmen geçmişi arıyor gibi."
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe