Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Malhan'ın şarabı ve kadehleri aynı anda geldi

Tasarımcı Faruk Malhan, Tekirdağ'da fabrikasının yanındaki bağda yetişen üzümlerden Risus adlı şaraplar üretti. Aynı dönemde özel bir kadeh serisi de tasarladı

BAHAR BAKIR

Faruk Malhan'ın Büyükdere'deki Koleksiyon mağazası adeta yeşilliklerin arasında yayılmış bir tasarım üssü. Eskiden Koleksiyon deyince akla hep koltuk, kanepe gelirdi. Ama bu mağazada ev ve özellikle mutfakla ilgili aksesuvarlar, tekstil ürünleri de ön planda. Raflarda rengarenk ve almamak için kendinizi zor tuttuğunuz birçok ürün var.
Malhan'la buluşmamızın nedeni Koleksiyon bağlarından üretilen Risus şarapları ve şarap için hazırladığı özel kadeh tasarımları. "Bardak içeceğin tadını değiştirir" diyen Malhan'la ufak bir deney yaptık. Farklı bardaklara farklı içecekler koyduk. Hangisinde daha iyi gittiğine birlikte karar verdik. Sonuçta Malhan bu kadehlerin kokusu ve aromasıyla içkiyi dudağa taşıdığını söylüyor.

Koleksiyon deyince aklımıza hep mobilya, aksesuvar ve ev tekstili geliyordu. Ama şimdi Koleksiyon bağlarının üzümlerinden yapılan şaraplar da buna eklendi. Bağ kurmaya nasıl karar verdiniz?
2001 yazında Tekirdağ-Kumbağ'daki fabrikanın yanındaki arazilerimizde arkadaşlarla sohbet ederken bu konu gündeme geldi. Artık fabrikayı daha fazla büyütmeyelim dedik. Kumbağ yöresinin tarihten gelen bir şarapçılık kültürü var, bunu biliyorduk. Neden olmasın deyip kolları sıvadık. Gittik fide aldık, özel omcaları diktik. 2004'ten itibaren elde ettiğimiz hasatı da şarap yaptık.

Şarabın adı kahkaha ve neşe tanrıçası olan Risus'tan geliyor
Şarapçılık Koleksiyon içinde önemli yere sahip olacak mı?
Bu işi küçük ölçekte bırakacağız. Şu an 27 dönüm bağımız var, 40 dönümü geçmeyiz.
Cabarnet, Merlot, Sauvignon, Montepulciano Sangiovese ve Shiraz var şu an elimizde. İsmini bulmak bizi bayağı bir zorladı. 600 kişilik ekibimizle adı ne olsa diye düşünürken Antik Anadolu'nun neşe ve kahkaha tanrıçası olan Risus olsun dedik.
Bu hafta içinde şarapseverlere şarabımızı tattırdık. Üç yaşında fidenin vereceği ölçekte değerlendirildi. Geçer not aldık.

Bu şarapları keyifle içmek için kadehler tasarladınız.
Elbette. Her türlü şarabı içerken kullanılabilecek kadehler bunlar. İnsanların da kadehleri beğendiğini düşünüyorum çünkü ilk parti bitti, ikincisini getirtiyoruz. İçeceğin konduğu kap çok önemlidir. Örneğin ben çayı çay bardağında, kahveyi ise kupada değil fincanda içerim. Bu konuda çok tutucuyum.

"Kadeh için MÖ 19. yüzyıla ait bir örnekten ilham aldım"
Kadehi tasarlarken neleri göz önünde bulundurdunuz?
İçki bardağı yapmak da çok zor iş. Bu işe başlarken ilk olarak çay, su, rakı, ayran bardağı yaptım. Bundan sonra da şaraba geçmek gerekiyordu. Ama şarap kadehi yapmak çok sofistike bir iş. Çünkü şarabı açtığınızda farklı, kadehte farklı, içerken farklı koku ve tadı var. Dolayısıyla kırmızı ve beyaz şarap için farklı bardak gerektiği gibi, şarabın türüne göre de farklı kadeh gerekiyor.
Bir yıllık çalışma sonucunda kırmızı ve beyaz şarap, şampanya, grappa ve konyak için bir seri yaptım. MÖ 19'uncu yüzyıla ait bir seramik kadehten ilham aldım.

Bu bardaklara özel bir ad verdiğinizi biliyorum.
Koku ve tat üzerinde yoğunlaştık. Sonra dillerin en eskisi Sanskritçede "rasa" (tat) ve "gandha"ya (koku) ulaştık. Rasagandha'nın ayurveda terminolojisinde "tadı ve kokusu ile iyileştiren sıvı, içki" anlamına geldiğini öğrendik. Böylece kadehlerin hikayesi de oldu.
Kadehlerde kristal ve kurşun miktarı sıfır. Çek Cumhuriyeti'nin güneyinde şarap bardağı yapısında uzmanlaşmış 250 yıllık bir cam fabrikasında üretildi. Hatta tasarımı çok beğenip satın almak istediler.

Doğan Hızlan için hazırladığı, kitapların yatay durduğu özel kitaplık

Doğan Hızlan'a bir kütüphane yaptığınızı duyduk. Kişiye özel tasarımlar yapıyor musunuz?
Çok komik bir hikaye Doğan beyle yaşadığım. Bir şehir mimarisi yarışması vardı. Ben ve Doğan bey jürideydik. Onun odasında buluşacaktık. Ben erken geldim. Sekreteri de "Odasında bekleyin" dedi. Odaya bir girdim, her yerde üst üste yığılmış binlerce kitap. Kanepeyi bile göremiyorsunuz. Odaya Doğan bey geldi ve "Otursana" dedi. Ben de "Patronuna söyle de sana iki tane kitaplık alsın" dedim. Doğan bey okumadığı kitapları asla kütüphanesine kaldırmazmış. Ayrıca şöyle dedi: "Teklif etti ama ben kabul etmedim. Çünkü sizin gibi tasarımcılar kitaplık yapmayı bilmiyor." Kitapları dikine değil yatay koymayı sevdiğini, alttaki kitabı alırken de üsttekilerin düşmemesi gerektiğini anlattı.
Onun verdiği fikrin etrafında bir kütüphane yapıp yolladım ona. Çok şaşırmış. Ayrıca ben teşekkür beklerken o "Hani bu kütüphanede benim tasarım imzam" diye kızdı bana.
Sonuç olarak ben tasarımcıyım, kişiye özel çalışma yaparım ama önemli olan benim yaptığım tasarımı alacak kişinin onu anlaması, sahiplenmesi.

Çay ve simitten esinlenen İstanbul koleksiyonu

İstanbul koleksiyonunuz çok tuttu. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bu koleksiyondan 20 bine yakın satıldığını biliyorum, çok sevildi. Ben Ankaralıyım biliyorsunuz. İstanbul'a her geldiğimde muhakkak Sultanahmet'e çıkar, bir simit yerdim tulumpeyniriyle, bir de çay içerdim. Hep aklımda vardı, o kahvaltıyı yaparken hissettiğim şeyleri yansıtmak. Ve çay bardağıyla başladım işe. Farkındaysanız yabancı dergiler İstanbul'la ilgili bir konu işlerken mutlaka simit ve çay resmi koyar. Bu iki öğe İstanbul için semboldür.


PAZAR
"İmralı'ya gittiniz mi?" soruma yanıt alamadım
Pazartesileri iple çektiren öğretmen
"Bu film bir kurguydu, belgesel değil"
"İnternet televizyonu olarak yeni bir mecrayız"
Malhan'ın şarabı ve kadehleri aynı anda geldi
Dünyanın en tuhaf sporları
Dünyayı oynatan üç Türk
Geçmişin ayak izlerini arayan yolcu
Herkes kendi mayınını bulur
Diyarbekir'in Diyarbakır olduğu gün
İran ve İsrail'in durumu
Safa'da meyhane sefası
Ürdün notları
İnsanlığın alemi yok!
Küçük bahçıvanı tanıyanınız var mı?
Şarabımız vergi kıskacında





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet