|
 |
|
|
Gerçeğe dönüşen hayaller
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bugün size bir hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünün öyküsünü anlatacağım.
Hayali kuran kişi Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Levent Kırılmaz...
Geçtiğimiz günlerde Mavişehir Rotary Kulübü Kırılmaz ve arkadaşlarına ''Toplum Hizmet Ödülü'' verdiler.
Gelelim öykümüze...
Hikaye 2001 yılının Ekim ayında başlıyor. Kırılmaz’ın görev yaptığı fakültede memur kadrosunda çalışan bir kişinin kızı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’ni kazanıyor. Kırılmaz, yakın mesai arkadaşının kızını okutmak için gösterdiği gayretleri ve burs bulamaması karşısındaki üzüntüsünü yaşayarak görüyor.
Aklına pratik bir çözüm geliyor. Kendisini kırmayacağını bildiği 10 kişiye konuyu açıyor ve onlara ''deniz yıldızı'' öyküsünü anlatıyor.
Bankada ortak bir hesap açılmasını, aylık 5 YTL’lik kesinti talimatı ile bu genç kıza aylık 50 YTL burs katkısı sağlayabileceklerini söylüyor. Konuştuğu herkes bu projeye gönüllü oluyor.
Babanın ve kızın sevincini onları o kadar etkiliyor ki; ilk ay dolmadan gönüllü sayısı 70’e çıkıyor.
Tabii burslu öğrenci sayısı da artıyor.
Sözü Levent Kırılmaz’a bırakalım.
''Bu iş beni o kadar heyecanlandırıyordu ki, her dakika, yürürken, otururken, yatarken bu projeden daha başka kimlere bahsedebilirim diye düşünüyordum. İnternet imkanları da kullanarak burs grubumuza ait bir e-posta grubu oluşturdum. Bu sayede, gruba katılan kişileri, yeni bursiyerleri, her ay sonunda interaktif bankacılık ile aldığım hesap özetlerini göndererek grubun büyümesini sağladık. Bundan çok mutluydum. Çünkü bu son derece şeffaf, paylaşımcı ve katılımcı uygulama ile grubumuz hızla büyüyordu. Bu sayede, beni hiç tanımayan ama yaptıklarımızı arkadaşlarından duyan, eğitim gibi çok ciddi bir konuya ilgi gösteren, bize güvenen kişiler de artık gruba katılmaya başlamıştı. Onların katılımı benim için daha da değerliydi. Bu şekilde henüz tanışamadığım belki 100’e yakın arkadaşımız var grupta...''
Levent Kırılmaz ve arkadaşları bu gruba bir isim düşünmeye başlamışlar. Ve en uygununun ''Eğitim İçin Elele'' olduğuna karar vermişler. Peki bu gönüllü zincirinin geldiği nokta nedir?
Bugün itibariyle 350’ye yakın gönüllü ve 125 bursiyer.
Bu kadar kısa sürede bana göre son derece tatmin edici bir rakam...
Ama Türkiye’de yardıma ihtiyaç duyan on binleri düşünecek olursak, alınacak daha çok yolun da olduğunu söylemekte fayda var.
Levent Kırılmaz diyor ki...
''Hiç bir zorlama, kısıtlama yok. Herkes kendi bütçesine göre her ay, açtırdığımız ortak hesaba burs amaçlı katkısını gönderiyor. Bu sağlanan katkılar da her ay bursiyerlerin hesaplarına otomatik talimatla aktarılıyor. Bursiyerleri, onların bana önderdikleri Atatürkçü, Cumhuriyet değerlerine sahip, bu değerleri koruyacak, sahip çıkacak gençler arasından belirliyoruz. Sağladığımız bu katkının manevi değerinin çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Onlardan aldığımız geri dönüşler de bu yönde...''
Güzel olan gönüllülerin bursiyerlerle iç içe olmaları.
İmkanlar doğrultusunda kültür gezileri yapılmaya başlanmış.
Torbalı Metropolis, Karaburun ve Bergama’ya gidilmiş. Onların yakın çevreyi ve tarihi daha iyi bilmeleri, tanımaları arzu ediliyor.
''Eğitim İçin Elele'' grubunun diğer derneklerle de güzel ilişkileri var.
Örneğin İzmir’deki ''Çocuklar Geleceğimizdir'' derneği öğrencileri için de aynı gönüllüler ''Çocuklar İçin Elele'' grubu oluşturmuşlar.
Yine TEMA’nın yönlendirmesiyle dört kişik bir ailenin doğaya verdiği zararı telafi etmek ve doğadan bir şekilde ''özür dilemek'' için ''Doğa İçin Elele'' grubu kurulmuş.
Son sözü Levent Kırılmaz’a bırakalım.
''Parasal kaynak gerektiren, sosyal görevlerimizi yaparken ülkemizin sorunları hakkında da yazışmak ve fikirler üretmek amacıyla ‘Cumhuriyet İçin Elele’ ve ‘Köylerimiz İçin Elele’ gruplarını da geçtiğimiz günlerde oluşturduk. Özellikle ülkemizin şu anda içinde bulunduğu sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik sıkıntıların nedenlerinin köylerimizin aydınlanma sürecinin tamamlanamamasına bağlıyoruz.''
''Eğitim İçin Elele'' grubuna, eğitime katkı veren herkese teşekkürler...
Öğretmenlerimize...
Yıllar geçtikçe, insan daha iyi anlıyor öğretmelerinin değerini... Yetişmemde en önemli katkılardan birini sağlayan Ayvalık İstiklal İlkokulu’ndaki öğretmenim Macide İlkdoğan’ı ilk kez arayıp Öğretmenler Günü’nü kutladığımda mezuniyetimin üzerinden yıllar geçmişti. O kadar mutlu olmuştu ki, en azından yılda bir kez olsun arayıp, bir çiçekle gönlünü almam gerektiğini düşünmüştüm; öyle de yaptım. Son yıllarda ilerleyen nörolojik rahatsızlığı nedeniyle beni tanımakta güçlük çekiyor, birkaç kez soruyor kim olduğumu, ama yine de sesindeki mutluluk tınısı hiç değişmiyor. Eşinin rahatsızlığı nedeniyle 5. sınıfta emekliye ayrılıp, görevini Ahmet Pala öğretmenime devretmişti Macide öğretmenim. İzmir Koleji’nin (bugünkü Bornova Anadolu Lisesi) sınavlarını kazanmamda Ahmet öğretmenimin evinde çözdüğümüz testlerin desteğini de unutamam.
* * *
11 yaşında bir çocukken katıldığım ve yedi yıl yatılı okuduğum Bornova Anadolu Lisesi’ndeki öğretmenlerime olan borcumu ödeyebilmem, onları unutabilmem olası mı? Yaşam boyu önümdeki birçok kapının açılmasını sağlayan İngilizce’yi öğreten, başta Reyhan İnce olmak üzere İngilizce öğretmenlerimi, yanlışlıkla Türkçe konuştuğumuzda kızıp ''Dilini eşekarısı soksun'' diyen matematik öğretmenim Hüseyin Uysal’ı... İyi bir dilbilgisine karşın, kompozisyonda zorlanan öğrencisinin gazetede yazı yazması, edebiyat öğretmenim Birsen Yazan’ı; tarihleri ezberlemekte zorlanan öğrencisinin geç de olsa tarihle ilgilenmeye başlaması da Muazzez İtil öğretmenimi sevindirecektir.
Tıp fakültesindeki hocalarımın, özellikle de doktora eğitimim sırasındaki katkıları nedeniyle Prof. Dr. Mehmet Ali Özcel, rahmetli Prof. Dr. Aydınten Kuman ve Prof. Dr. Seza Budak’ın haklarını ödeyemem. Öğrencilerine katkı sağlayabilmek için gece yarılarında bile internet aracılığı ile velilere yazılar yazan, sevgili kızım Zeynep’in Çakabey İlköğretim Okulundaki öğretmeni Fatma Yağız’ın hakkını ödeyebilmemiz de çok güç.
* * *
Kusursuz değildir öğretmenlerimiz. Bazen neler yapılmaması gerektiğini de öğrenebiliriz yaptıklarından. Ama eğer bize bir şeyler öğretmişlerse, gelişmemize en ufak bir katkı sağlamışlarsa, görmezden gelmeliyiz tüm bunları...
Onlara verebileceğimiz en büyük armağan başarılarımızdır; ama bir çiçek, birkaç satır yazı, en azından bir telefon da fena olmaz hani; öğretmenler gününde olması da şart değil. Tüm öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|