|
 |
|
|
Şarapta yeni sürprizler
Doluca'nın "Karma"sı Şiraz-Boğazkere saklanacak bir şarap. Akın Öngör'ün yeni Selendi'si geçen rekoltesinden katbekat iyi. Gülor "G" Merlot 2005 ve Büyülübağ'ın Reserve 2005'i de övgüyü hak ediyor
myalcin@turk.net
Bundan iki yıl önceydi... Mürefte'deki Doluca tesislerinde, Ahmet Örs'le beraber firmanın sahibi Ahmet Kutman'ın konuğu olarak çıkmak üzere olan şaraplarını tadıyorduk. Önoloji eğitimini 60'lı yıllarda alan Türkiye'nin duayen şarapçılarından Kutman, önce DLC serisi altında yeni çıkacak Boğazkere ve Şiraz şaraplarını tattırdı. İkisi de sevimli şaraplardı ama doğrusu pek heyecan verici değildi.
Kutman ardından kadehlerimize etiketsiz bir başka şişeden şarap koydu. Mürekkep gibi koyu renkliydi. Tüm zengin yapılı kırmızı şarapların gençliklerinde olduğu gibi henüz "kapalı"ydı. Yeterince olgunlaşmamış olduğundan bukeleri ortaya çıkmamıştı. Ama ağızdaki dolgunluğu, şarap lugatıyla söylemek gerekirse "gövde"si, yoğun kırmızı meyve ve baharat çeşnileri, damaktaki kalıcılığıyla, çok etkileyici ve sağlam yapılı bir şaraptı.
Heyecanla bunun ne olduğunu sorduğumuzda, "İşte asıl sürprizim" dedi. "Bu, uluslararası ve yerli üzüm türlerinden harmanladığımız şarapların, yani 'Karma' adını verdiğimiz serinin en yeni üyesi. Henüz fıçılarda dinleniyor. 2007'nin sonlarına doğru ancak piyasaya verebileceğiz."
2007'nin sonları nihayet geldi ve 2005 rekoltesi Karma Şiraz-Boğazkere piyasaya çıktı. Zengin ve derinlikli bir yapıya sahip bu şarabın Şiraz'ı Denizli bölgesinden, Boğazkere'si de Güneydoğu'dan geliyor.
İşin ilginci, ikisi de son derece baharlı lezzetler veren bu üzümlerin şarabı, öyle aşırı sert ve zor içimli de değil. 12 ay dinlendiği Fransız ve Amerikan meşe fıçıları, şarabın "ateşini" söndürmüş, geriye adeta bir köz kalmış... Burunda ilkten taze çekilmiş karabiber kokuları hissediyorsunuz. Giderek aromatik Amerikan meşesinden kaynaklanan karamel ve hindistancevizi kokuları burna geliyor. Deri, tütün ve mentol çağrışımları da geriden geriye hissediliyor. Tanenleri güçlü ama iyi yuvarlanmış, damağı kurutmuyor ve içimi zorlaştırmıyor.
Avustralya Şiraz'larını andıran bu şarap, Türkiye'nin şimdiye dek yapılmış en iyi Şiraz şarabı bence. İdeal içim zamanı ise iki-üç yıl sonra olacak gibi. Şu günlerde içmek isteyenler, mutlaka bir saat önce karafa süzerek havalandırmalı. Yanında yemek olarak ise, biberli bonfile gibi baharatlı et yemeklerini tercih etmeli.
Yeni Selendi iyi
Son günlerin bir başka sürpriz şarabı ise, eski Garanti Bankası Genel Müdürü Akın Öngör'ün, Akhisar'daki bağının üzümlerinden yerinde ürettiği Selendi'nin 2005 rekoltesi. Akın Öngör ve eşi Gülin Öngör, sadece 6 bin 500 şişe yapılan bu şarabın geliriyle, Akhisar'da kurdukları Gülin Öngör Kız Meslek Lisesi'ni finanse ediyorlar.
Merlot, Şiraz ve Cabernet Sauvignon'dan yapılıp iki yıl meşe fıçılarda dinlendirilen Selendi'nin geçen yıl çıkan 2004 rekoltesi, doğrusu pek parlak değildi. Zayıf gövdeli, tatlımsı ve damakta kısaydı. Mikla Restaurant'da Mehmet Gürs'ün hazırladığı pamuk gibi bir pekmezli kuzu filetosunun eşliğinde tattığımız 2005 ise yılın iklim özelliklerinin de etkisiyle çok daha iyi olmuş, çıkış fiyatı 40 YTL olan bu pahalı şarabın fiyatını hak etmesini sağlamış.
Etiketini her yıl bir ressamın yaptığı, bu yılki etiketini Ömer Uluç'un bir resmindeki üzüm salkımı detayının süslediği şarap, çok bekletilmeden, bir-iki sene içerisinde yudumlanmalı. Merlot'nun yumuşak tanenlerinden ötürü, fazla soslu ve baharatlı olmayan, körpe dana veya kuzu gibi etlerle denenmeli.
Merlot'dan söz açılmışken, şimdiye dek bu üzümü sadece Cabernet Sauvignon şarabının kupajında kullanan Güler Sabancı'nın Gülor'unun tek başına işlenen ilk Merlot'sundan söz etmemek de olmaz. Gülor "G" Merlot 2005, kadifemsi tanenlere sahip bu üzümün iyi bir şarabı. Fazla derinlikli ve yıllanmaya uygun bir şarap değil ancak bugün içim için ideal.
İlk başlarda meşe kokusu biraz öne çıksa da, havalandıkça meyvemsi nüanslar daha fazla hissediliyor. Süt danası ya da kuzu etleriyle denenebileceği gibi, tavuğa ya da soslu makarnalara bile eşlik edebilecek bir kırmızı bu.
Yeni ve iyi kırmızılardan bir başkası ise Avşa Adası şarapçılığına soluk getiren yeni bir üreticiden, Büyülübağ'dan. Büyülübağ'ın Çeşme bağlarının üzümlerinden yapılan Cabernet Sauvignon Reserve 2005'i, 16 ay yeni Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Burunda sedir ağacını andıran bukeler ve füme tonlar ön planda. Tanenleri kadifemsi yumuşaklıkta. Fıçı üzümü biraz gölgelemiş ama bu tür tatları sevenlerin bayılacakları bir şarap bu da.
Kırmızı şaraplarımızın dünyasından son gelişmeler, işte böyle... Türk şarapçılığı, daha gövdeli kırmızı şaraplar yapma ve bunların tanenlerini içimi güzelleştirecek şekilde yuvarlatma konusunda, önemli bir aşama içinde. Sıra artık beyazlarda, Chardonnay ve Sauvignon Blanc modasının etkisinde kalınıp ihmal edilen harika beyaz üzümlerimiz Narince ile Emir'den yapılacak daha zengin şaraplarda...
|
|
|

|