Ben Sergen olsaydım
Ben Sergen Yalçın olsaydım. 5 ay manşetlerden hiç inmemesine çalışırdım. Birkaç kilo verip, her maça asılıp, her maçtan sayı ya da asist çıkarıp, atardım kendimi Milli Takıma. Zaten Eskişehir'de iyi gidiyor. Biraz daha gayret lazım sadece. Çünkü bugün, en eski ismiyle 3. ligden bile bunu yapmak mümkün.
Ben Özer olsaydım. 5 ay her pasıma, her koşuma, her antrenmanıma dikkat eder, kendimi atardım Milli Takıma.
Ben Burak Yılmaz olsaydım, yarın sabah her şeye yeniden başlardım. Asılırdım son bir kez daha. Yoksa ilk kez mi demeli! İbrahim Akın olsaydım aynı şekilde!
Çünkü herkes için Avusturya-İsviçre şansı var.
2002'de böyle miydi? Dünyanın bütün gollerini atsanız Hakan Şükür'ü geçemezdiniz. Manchester'ın kalesine geçseniz Rüştü'yü deviremezdiniz. Düşünün sakat olan Okan gitti Kore'ye, Real Socidad'da harika bir sezon geçiren Tayfun kadroya giremedi. İlhan'ın formayı alması kendi kariyerinin zirvesine çıkmakla bile mümkün olmadı. Sağlam, bozulmaz bir kadro vardı o zaman...
Bugün ise durum çok farklı!
Birkaç ay evvel yazmıştım. Bugün hedefe ulaşıldı, ama durumda değişiklik yok. Bugün Milli takımımızın ideal bir kadrosu yok.
Şöyle bir düşünün:
Milli takımın kalecisi kim; Volkan, Rüştü, sezonun en az yiyeni Orkun ?
Savunmanın sağı? En çok bu görevi alan Hamit mi? Son 2 maçta görev alan Gökhan mı? Yoksa Uğur mu? Peki ya sol? En çok oynayan İbrahim mi? Hakan mı, Volkan mı, Hayrettin mi?
Savunma göbeği kim? Servet, İbrahim Toraman, Gökhan Zan. Emre Aşık'la kapattık sahneyi. Kimin aklına gelirdi? İbrahim Kaş vardı kadroda...
Forvet: Semih ve Nihat'la bitirdik grubu. Hakan Şükür'le başlamıştık. Ümit Karan, Mehmet Yıldız, belki Ersen Martin kim bilir? Yurt dışına çıkınca iş değişiyor? Halil olabilir mi? Fatih Tekke, Türkiye'ye dönerse! Vazgeçilmez olan kim? Yeri kesin olan?
Evet Marco. O vazgeçilmez. Elde var bir. Ya orta sahadaki diğerleri. Ah Yıldıray! Kim onun sakat olmayacağına emin olabilir? Emre ve Nihat gibi? Tuncay, Arda- Hasan Şaş, kim vazgeçilmez, olmazsa olmaz bir oyun oynuyor? Oynayanların Haziran'da sağlıklı olacaklarına kim güvenebilir?
İşte bu yüzden ben Sergen olsaydım bırakmazdım işin peşini. Burak, Özer, İbrahim Akın olsaydım hayatımın oyununu oynardım.
Çünkü bizim hâlâ bir milli takım kadromuz yok!
Yeter ki zihniyet Ampute olmasınUğur Meleke'ye sordum Ampute Milli Takım kadrosunda kaç gazi var diye? Antalya'ya gitmiş güzel bir yazı da yazmıştı.
-Bilmiyorum dedi. Konuşturmadılar bizi.
Neden diye sordum
-Oyuncuların üzerinde baskı var dediler.
Bakın siz şu işe!
Bu çocukların hayattaki dertlerini tasalarını anlatmak için bundan daha iyi bir sahne var mı? Yürüyecek kaldırım bulup bulmadıklarını, işe alınıp alınmadıklarını, otobüse binip binemediklerini anlatabilmelerinden daha büyük zafer olur mu sizce?
Ya da bir organını kaybetmiş bir çocuğa maç baskısı koyar mı?
Siz bu çocukların mutluluklarını, tasalarını anlattırmayacak, kazandıkları maçlara da PKK'ya karşı alınmış zafer muamelesi çekeceksiniz! Ama insan olmalarına izin vermeyeceksiniz!
Söylesenize ne zaman bitireceksiniz askerliklerini, daha nerelerini vermeleri gerekiyor şu baskıdan kurtulup biraz rahat edebilmeleri, kendilerini anlatabilmeleri için.
Bu çocuklar İngiltere'yi yeniyor, tepkilere bakarsan sanki İstanbul'u düşman işgalinden bir kez daha kurtardık! Halbuki bin kere 100-0 yenseler ne olacak ki! Onun oyuncusu evine gittiğinden sokakta rahatça yürüyor, otobüse rahatça biniyor, yaşıyor, hayata katılıyor. Sen bin defa 1000-0 yensen yine İngiltere galiptir bu oyunda.
Milli Takımspor Başkanı
Bir federasyon başkanı, milli takım elendi diye istifa ediyorsa, bu ne demektir? İşini sadece milli takım sanıyor demektir. Bir federasyon başkanı, UEFA'dan gelen paranın neredeyse tamamını milli takım oyuncularına prim olarak dağıtıyorsa bu ne demektir?
İşini sadece milli takım sanıyor demektir.
Bir federasyon başkanı, Milli Takım, Bosna'yı yenince böyle gözyaşlarına boğuluyorsa ne demektir? Bakın bunun cevabını bilmiyorum!
Ama bildiğim bir şey var. Haluk Ulusoy, federasyon başkanı gibi davranmıyor! 20 yıl öncenin kulüp başkanları gibi davranıyor. Zaten Milli Takım'ın bir kulüp takımına (kadrosu hariç) dönüşmesi de bundan.
Bu ülkenin her vatandaşı Milli Takımı'nın başarısını ister. Hele Şampiyonluk, hele şampiyonluk....
Ama şunu da düşünmeden edemiyor insan: Şampiyon olmuşuz ve dünyanın tüm TV ve gazetelerinde aynı görüntüler. Haluk Ulusoy eller havada gözyaşları içinde Şenes Erzik'in üstünde.
Yok şampiyon olmasak da olur!
Türkiye'nin tanıtımı iyi de bu kadar da tanımasınlar bizi.
Milli Takım, Kayseri'ye
Milli forma konusundaki fikirlerimi tekrar gerek var mı bilmiyorum! Turkuaz ya da asıl önemlisi göğüs bantlı klasik forma. Özgürlük şart. Ve artık vaktidir. Şimdi yeni bir dönemeç var. Bir milli stat lazım. İki olimpiyat stadı sevilmiyor, istenmiyor. Haklılar. Tribünler uzak, kabul. Büyüklerin statlarını dolaşmak da olmuyor. Hep sorun, tam sorun.
Şimdi Anadolu'nun göbeğinde, Kurtuluş Mücadelesi'nin alternatif başkentinde muhteşem bir stat bitmek üzere. Milli takımı oraya taşımalı. Stat iyi, şehir gelişiyor. Kocaman bir üniversite var ki, asıl önemlisi bu: Bizde hiç olmayan milli takım seyircisi Erciyes Üniversitesi merkezli olarak örgütlenebilir. İyi iş yapanı ödüllendirmek ve bundan yarar sağlamak lazım.
Lige doping
Ana yazıda bahsettiğim belirsizlik, ligin kalitesini zirveye vurduracak bir durumdur. Her bir oyuncu için şans hiç bitmeyecek. Takımınız 5 hafta kala küme düşse de sizin için hedef tükenmeyecek. Biliyorum, biz hâlâ bu işler, vatan sevgisi, forma aşkı vs. ile dönüyor sanıyoruz. Hayır insan kahraman olacaksa bile kendisi için olur. Kahraman olmak için olur. Ve bireysel hedefler olmadan, toplumsal bir başarı kazanılamaz. En azından futbolda! Bu bireysel hedefin bitmemesi durumu ligi uçurur. Çok iyi bir 2. yarıya hazır olun!
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe