Aşkı idareli kullanıyoruz
''Medikal''i hazırlayıp sunan Esra Kazancıbaşı ve iki yıllık eşi usta tiyatrocu Rasim Öztekin’in ''Biz birbirimizi besleyen bir çiftiz. Her şeyden önce çok güzel bir arkadaşlığımız var'' diyor. Anlaşamadıkları tek şey ise tuttukları futbol takımı
Birsen Altuntaş
Evlerine girer girmez yüzünüze huzur çarpıyor... Feng Shui felsefesine göre döşedikleri evlerinde çok mutlu oldukları yüzlerinden okunuyor HABERTÜRK’ün sağlık programı ''Medikal''i hazırlayıp sunan Esra Kazancıbaşı ile eşi usta oyuncu Rasim Öztekin’in... Üniversite yıllarında tanıştıklarını ancak yıllar sonra çift olduklarını anlatıyorlar. Birbirlerine sarılarak, gözlerinin içine bakarak pozlar veren ikili, mutlu bir evliliğin olmazsa olmazı olarak gösterilen 4S formülünü yani sevgi, saygı, sorumluluk ve sadakatin canlı tablosunu sergiliyorlar adeta. Şu günlerde hem TRT 1’de ekrana gelen ''Güzel Günler'', hem de FOX’taki ''Suç Dosyası'' dizilerinde oynadığı için yoğun bir tempoda çalışan Öztekin, eşi röportaj sırasında soruları yanıtlarken mutfağa gidiyor, çayları tazeliyor, sıra kendisine gelince de cümlelerine hep ‘biz’ diyerek başlıyor ve eşine duyduğu saygının büyüklüğünü gösteriyor.
Yollarınız ne zaman kesişti?
Esra Kazancıbaşı: Biz İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken tanıştık. Ben kız, Rasim erkek basketbol takımında oynuyordu. Aramızda hiçbir şey yoktu. Hatta hiç de öyle samimi bir arkadaş değildik. Yıllar sonra ikimiz de, ilk evliliğimizi yapmışız, boşanmışız karşılaştık. İlişkimiz çok daha sonra başladı.
Rasim Öztekin: Okuldayken aramızda bir şey yoktu. Esra’nın hayatında birlikte olduğu birisi vardı. Merhabamız vardı. Ayrı ayrı sınıflardaydık. Esra benden büyüktü zaten.
E.K: O, tembel olup dört yıl kaldığı için öyleydi. Yoksa yaş olarak ben Rasim’den büyük değilim. Bunun altını çizelim (Kahkaha atıyor).
R.Ö: Sınıf olarak yaş olarak değil tabii...
Aranızdaki duygusal yakınlaşma ne zaman gerçekleşti?
E.K: Yıllar sonra karşılaştığımızda ben o zaman Show TV’deydim. İş için birkaç şey konuştuk. Sonra gittiğimiz birkaç ortamda bir araya geldik. Bir ay arkadaşça, aramızda bir şey olmadan görüşmeye başladık. Dışarı çıktık, gezdik. Elektriklenme o zaman başladı. Evlenmeden önce dört yıl aynı evi paylaştık.
R.Ö: Biz önce çok iyi arkadaş sonra eş olduk. Biz, daha yeni iki yıllık evliyiz.
Aynı evde yaşamak genelde ilişkinin çabuk tükenmesine neden olur denilir. Siz o süreci farklı mı yaşadınız?
R.Ö: Biz aşkı da, arkadaşlığı da idareli kullanıyoruz demek ki.
Neden Atina’da evlendiniz?
R.Ö: Bizim niyetimiz nikâhımızı Ayvalık Cunda’da yapmaktı. Sonra oturduk, kimleri düğüne çağırmamız gerekiyor diye düşündük ve bir liste hazırlamaya başladık. Birdenbire Türkiye’yi Cunda’ya çağırmak gibi bir durum ortaya çıktı. Esra’ya dedim ki, biz manyak mıyız, niye illa nikâhımızı burada yapmayı istiyoruz? İkimiz de o dönem işlerimiz nedeniyle acayip bir koşturma içindeydik.
E.K: Bunları konuşmuştuk ama ondan sonrası benim için sürpriz oldu.
R.Ö: Esra ile yaptığımız programa göre Ayvalık’a gideceğiz. Konukları karşılayacağız, otellere yerleştireceğiz. Bu durum benim için kâbusa döndü. Sonra arkadaşlarımla, Esra’ya sezdirmeden Atina’da sürpriz bir nikâh organize ettik. Birdenbire Atina’da evleneceğiz deyince Esra şoke oldu.
Evinize girer girmez huzurlu bir ortama girdiğiniz hissine kapılıyorsunuz hemen. Bunun sırrı ne?E.K: Biz birbirimizi besleyen bir çiftiz. Her şeyden önce çok güzel bir arkadaşlığımız var. Birbirimizle konuşmaktan, dertleşmekten zevk alıyoruz.
R.Ö: Biz karı kocayız ama öncesinde çok iyi bir dost ve arkadaşız. Hepsi de bir arada olunca paylaşacak çok şeyimiz oluyor. Karşılıklı alışverişimiz artıyor.
Birbirinizi kıskandığınız oluyor mu?
E.K: Sağlıklı bir ilişkide güven gerekli. Rasim’in çevresinde çok hayranı var. Benim de sosyal çevrem çok geniştir. Sürekli seyahatlere giderim. İkimiz birbirimize karşı öyle güven dolu bir ilişki yaşıyoruz ki. İkimiz de, dışarı karşı hem çok sıcağız, hem de mesafeliyiz. En önemli olan şey şu, biz birbirimize güveniyoruz.
Evdeki iş paylaşımı nasıl?
R.Ö: İkimiz de çalıştığımız için kimse kimseden benim çayım nerede, yemeğim nerede gibi hizmet beklemiyor.
E.K: Birbirimize şımarıklık yaptığımız da olur ama hayatım, meyve soysana falan derim. O da bana der. Birbirimizi yoran bir çift değiliz. Bazen gidip ben kitabımı okurum, o filmini izler. Cunda’da evimiz var. Der ki, ''İki günlüğüne oraya gidiyorum''. Birbirimize çok açığız. Telefonlarımız sürekli açıktır. Kapatacağımız zaman telefonlarımızı birbirimize yönlendiririz. Rasim’in daimi sekreteriyim ben.
Biriniz Fenerli, biriniz Cimbomlusunuz, bu durum aranızda çekişmeye neden oluyor mu?
E.K: Ben Fenerliyim, Rasim Galatasaraylı. Çok aşırı uç noktalardanız. O, Galatasaray Liseli, ben özellikle Fenerbahçeli olduğum için Fenerbahçe Liseli’yim. İkimiz de takımlarımızın klüplerine üyeyiz. Farklı kombinelerimiz var. O Galatarasay’ın maçlarına gider, formasını giyer. Ben Fenerbahçe’nin maçlarına giderim, formamı giyerim.
Derbilerde, bazen maçları evde seyrediyoruz. Rasim, gol yediklerinde içten içe kızıyordur ama birbirimize saygımızdan dolayı tepkilerimizi törpülüyoruz. İki aşk arasında kalmak gibi bir şey. O iki aşkı iyi dengelemek gerekiyor.
R.Ö: Aslında başlangıçta tartışıyorduk ama baktık ki, gereksiz yere kırıcı oluyoruz. Sonra artık hiç tartışmamaya başladık. Tartışmayalım diye karar da almadık, bu kendi kendine oldu.
Esra Kazancıbaşı:
Eve zararlı bir şey girmiyorMedikal, kaç yaşına girdi?
Bu yıl 6. yılımız ve bugüne kadar yaklaşık 1500 program yaptım. En son araştırmaları takip eden hekimleri çıkarmaya özen gösteriyoruz.
Sağlık alanında insanlara bilgi akışı yaparken edindiğiniz yaşam kültürünün evinize yansıması nasıl oluyor?
Ben, bitkisel, sebze ağırlıklı beslenmeyi çok seviyorum. Rasim de öyle zeytinyağlıları sever. Aslında bizim eve zararlı hiçbir şey girmiyor. Sağlıklı besleniyor. Rasim, diyetisyene gidiyor ama bazen fazla kaçırınca onu uyarıyorum. Ona, ''ben kaçırırsam sen de beni uyar'' diyorum.

