
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Kadın "Hayır!" diyemez...
ERKEK "Haydi!" demiştir, yatağındaki kadına, kadın yüz vermemiş, "Yorgunum!" demiş, "Canım istemiyor" demiştir.
adam "Ne demek canım istemiyor!" demiş, kadın ısrar etmiştir:
"Hem canım istemiyor, hem de yorgunum!"
Adam sesini yükseltmiştir:
"Ne demek canım istemiyor?"
Öyle ya, onun canı istemiştir ya!
* * *
TARTIŞMA büyümüş, adam karısına zorla sahip olmak istemiştir.
Hem nikâhlı, hem zorla...
Adamın aklı bunu almamıştır.
Öyle ya, madem nikâhlı, köle gibi, istediğini yapar!...
Erkeğin mantığı bu!
Kadın da bir insan, onun da yaklaşımı, isteğine bağlı olmamalı mı?
* * *
KADIN-erkek eşitliğinin yanından bile zorla geçen bir toplumun erkekleri, öyle şey tanımazlar.
Gel, geleceksin; git, gideceksin; yat, yatacaksın...
Kadınlar da buna dünden razı...
"Kocan seni döver mi?" sorusuna, "Yanlış bir iş yapmışsam haklıdır, döver!" diyen kadından ne bekliyorsunuz ki!
Laik cumhuriyet, bu kadınlara rağmen, onların hakkını onlara rağmen korumaya çalıştı, bugünlere geldi.
Şimdi o kadınlar toplumdaki eski yerlerine itilmeye çalışılıyor, ikinci sınıf insan....
Tek tanıdığı özgürlük, başını örtme özgürlüğü...
* * *
PEKİ, kadın "Hayır!" deyince ne olmuş?
"Hayır, yatmam!" deyince ne olmuş?
Sadece hayır dese iyi, bir de adamı yataktan itmiş, düşürmüş...
"Sen kim oluyorsun da, hayır diyorsun! Adam çeker tabancayı vurur kadını..."
Mahkeme 24 yıl hapis cezası verir.
Çünkü kadının "hayır!" deyişi, ağır tahrik sebebidir.
* * *
BAŞSAVCI temyiz eder:
"Evlilik hayatında, bir eşin, diğer eşin cinsel talebini her zaman yerine getirme yükümlülüğü bulunmadığından (haksız tahrik) hükümleri uygulanamaz!"
Yargıtay 1. Ceza Dairesi Yerel Mahkeme gibi düşünmektedir, kadın kocasının "yatma" teklifini kabul etmeyerek "adamı, haksız yere tahrik etmiş" ve cinayet nedeni olmuştur, ceza yerindedir.
* * *
AKLIMIZA 20 küsur yıl önceki bir olay geldi...
Kadın, koca dayağından şikâyetçidir, mahkemeye başvurmuş, boşanma davası açmıştır.
Hâkim bu isteği reddeder. Hâkime göre, kavga evliliğin tuzudur, evliliği pekiştirir, hem Anadolu'da bir deyim vardır:
"Karının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmayacaksın."
* * *
HÂKİMİN bu yaklaşımı şikâyet konusu olur, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu der ki:
"Kadının sırtını sopaya reva gören ve karnındaki masum yavrusunu sıpa olarak niteleyen, davacının gösterdiği delilleri incelemeye bile ihtiyaç duymayan davanın reddine karar veren hâkim önyargılıdır, tarafsızlığından söz edilemez. Çağdışı, Anayasa dışı bir zihniyeti temsil eden hâkime hiçbir kadının saygı ve güven duymayacağı kuşkusuzdur."
* * *
BU kararın tarihi 1986...
Şimdi 2007'deyiz.
Bir hâkim, kadının sırtından, sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin, diye bir karar verir mi?
Savcılar ve Hâkimler Yüksek Kurulu da, bu hâkimi şiddetle kınayarak "yer değiştirme cezası verir mi?"
Bir düşünün bakalım.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe