
Meral TAMER
EXPO 2015: Biz bu maçı alırız
PARİS
Uluslararası Sergiler Bürosu BIE'nin Genel Kurulu için Kongre Sarayı'na girdiğimizde Faslı gençlerin hurma ikramıyla karşılaşıyoruz. Yerel giysileri içindeki Koreli genç kızlardan biri, bileğime bir bileklik takıyor. Polonyalılar şeker veriyor...
Dün de yazdım. Biz, EXPO 2015'in 2 aday kenti İzmir ve Milano'nun sunumları için Paris'teyiz. EXPO 2012 için yarışan Polonya, Fas ve Güney Kore için ise dananın kuyruğunun kopacağı karar günü.
Bizim 70 kişilik İzmir EXPO ekibi içinde AKP'liler "Fas kazansın, EXPO bir Müslüman ülkede yapılsın" arzusunda, ama bu işi bilenlerden hemen itiraz geliyor: "Sakın haaa! Fas kazanırsa Türkiye, 2015 şansını yitirir. BIE, peş peşe 2 Müslüman ülkeye geçit vermez!"
Karşılıklı çıkarlar
Ve böylelikle öğreniyorum ki biz EXPO 2012 için Güney Kore lehine lobi yapıyoruz; karşılığında da EXPO 2015 için destek bekliyoruz. Hatta İzmir seçilirse gerçekleşecek hızlı tren projesi için Koreliler şimdiden teklif vermiş bile. İspanyollar da hızlı trene talip. Demek onlar da İtalya'ya değil, bize oy verecekler. Anlaşılan bu işler böyle yürüyor!
Genel Kurul'un açılışını yapan Çinli Başkan, "BIE'nin 79 yıllık tarihinde 2005'e kadar 100 üye ülkenin üzerine çıkamıyorduk. Şimdi birdenbire 140'a çıktık, rekor sayıda üyemiz var artık" diyerek memnuniyetini ifade ettiğinde "Bu işte bir bit yeniği var" diyorum.
Nitekim de varmış. Güney Kore, EXPO 2012'yi kazanmak için kendi lehinde oy verecek 30 ülkeyi BIE'ye üye yapmış. Tıpkı CHP'nin her genel kurul öncesi ve şu sıralar partiye yaptığı yeni üye kaydı gibi... Zaten biz de EXPO 2015 için son kararın verileceği 31 marta kadar 10 - 12 ülkeyi BIE'ye üye yapacakmışız.
Sıra 45'er dakikalık sunumlara geldiğinde hafif düş kırıklığı yaşadık. İtalyan kapitalizminin orkestra şefi olan Milano, mimarlık ve tasarımdaki hünerini EXPO sunumunda da tüm kıvraklığıyla sergilerken, iktidarıyla, yerel yönetimiyle, iş alemiyle, STK'larıyla sıkı bir takım oyunu oynadıklarını da hissettirdiler. İzmir'in sunumundaki takım oyununun eksikliğinde, İzmirlilerin birbiriyle çekişme halinde olmalarının yansımaları dikkati çekiyordu.
Zaten Milano, EXPO 2015'le uluslararası arenada birkaç basamak yukarı çıkma peşinde. Geleceğini şekillendirmek için epeydir mücadele veren İzmir ise Türkiye kentler liginde kaybettiği sırayı yeniden yakalamak için EXPO hamlesine güveniyor.
Müslüman bir ülkede
EXPO 156 yıllık tarihinde Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinin dışına hiç çıkmamış. 2012 için de bu kural değişmedi. Bu yüzden İzmir ciddi bir avantaja sahip; her ne kadar AB ülkelerinden Milano'ya resmi destek gelmiş olsa da...
İzmir ipi göğüslerse, EXPO sadece Türkiye'de değil Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya'yı kapsayan coğrafyada ve Müslüman bir ülkede ilk kez yapılmış olacak.
Milano ise 1906'da EXPO'ya ev sahipliği yapmış; ayrıca 3 İtalyan kentinde daha (Roma, Torino ve Cenova) EXPO yapılmış. Onların tecrübesi, bizim potansiyelimiz var. Ama yine de kimin bileği, pardon lobisi daha kuvvetliyse, 140 ülkeden 200 delegeyi kim daha iyi marke ederse, bu yarışın galibi o olacak.
Dün EXPO 2012 için yapılan oylamada Kore 78, Fas 63 oy alırken Polonya'ya sadece 13 oy çıkınca, Polonya heyeti başkanı isyan etmiş:
"Burada bir oyun oynanıyor. Biz BIE'ye üye olduğumuzda 97. ülkeydik. Şimdi 140 ülke oy veriyorsa, birilerinin neden üye yapıldığını sormak lazım!"
Polonya henüz kapitalist sisteme tam alışamadı. Biz ise bu tür lobi faaliyetlerini her geçen gün biraz daha öğreniyoruz. Zaten Başbakan Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanlığı'nın son 1 yıldır gündeminde 2 konu için sıkı lobi faaliyeti varmış: Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi üyeliği ve İzmir'in EXPO 2015 başvurusu. Dışişleri Bakanlığı'nda telgraflar ve kriptolar havada uçuşuyormuş.
Bana sorarsanız, biz bu maçı alırız!
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe