Sinekten yağ çıkarma kanunu
TBMM'deki tasarruflar ilgilendirmez beni.. Salı gecesi CNN Türk'te izledim sayın bakanımız Başesgioğlu'nu; öğrendim sevgili Hükümetimiz'in niyetini.
"Siyaset Federasyon'u denetleme, genel kurula çağırma hakkından feragat ederken, hatta başkanın seçilme sayısındaki kısıtlamayı bile kaldırarak büyük bir özveri gösterirken federasyon da bir ay içinde genel kurula gitmeyi kabul ediversin yani" diyordu sayın bakanımız.
Sanki yeni kanun taslağını bakanlık hazırlamış, büyük bir olgunlukla futbolun tam özerk olması için kendi yetkilerini kendisi tırpanlamış.
Oysa gerçek çok farklı.
O kanun taslağı FIFA ve UEFA'nın resmi talebiydi ülkemizden. Belki yaşananlardan, belki yaşanması muhtemel burun sokmalardan futbolu korumak için istemişti.
"Futbolun yakasını bırakın" demişti futbolun patronları bizdeki siyasete.
Yoksa, sayın siyasetçilerimiz futbol gibi bir "maden"den gönüllü olarak el çeker mi?
* * *
Tam tersine; yeni taslak, "sinekten yağ çıkaracak" birkaç madde ile süslendi. Bunlardan biri de "Bir ay içinde genel kurula gidilmesi".
Diyeceksiniz ki, çark edildi. Güven oylaması diye bir şey icat edildi.
Geçiniz... Niyet önemli niyet.
Genel Kurul'un kurgusunu kulüpler lehine geliştirmek gibi gözüken delege sistemi bu yüzden. Görünürde kulüplerin oyları arttı. Arttı çünkü yeteri kadar siyaset kontrolünde kulüp var artık. Bir sürü takımı olan İstanbul'da "Büyükşehir Belediyespor", Ankara'da "Ankaraspor" organizasyonlarına hayret edenler anlamıştır şimdi. Eskişehirspor'a bakan ilgisi de mana kazandı.
Diğer kulüpler ise zaten vergi indirimi, arsa falan peşinde. Kimden alacaklar? İktidardan.
"Özgür irade"ye bakın!
* * *
Tüm bunlar ince ince hesaplanırken "master plan"ı "özveri" ile süsleyip servis etmek de yeni bakanımız sayın Başesgioğlu'na kalıyor.
Efendim, genel kurula sormak lazımmış "Başkan yeni yetkilerle donatılıyor, bu başkana bu yetkilerin verilmesine razı mısınız"?
Ne bilsinler; var mı sizin başka bir adayınız?(Elbette var)
Haa bir de kamuoyunu ikna etmek lazım!
Onu da saygıdeğer bakanımızın tatlı dili, güler yüzü hallediyor.
Nitekim, röportajı yapan spor müdürü Volkan Çetin, sanıyorum "ilk" olmanın verdiği mesleki keyfin diyetini ödüyor ve söyleşinin "icraatın içinden" haline gelmesine göz yumuyor CNN'de.
* * *
Bir soru... Bir sorucuk yok:
"Özveri güzel de, bu tasarıyı FİFA talep etmedi mi Türkiye'den"?
Veya:
"Tam özerklik istiyorsanız, kanuna bir ay içinde seçim maddesi koymanız ne iş"?
Bu sorulara kiminin gücü yetmiyor, kiminin nefesi, kiminin bütçesi. Soracak adamlarla da onlar konuşmuyor.
Özveri, iyi niyet falan hikaye... Kıyasıya bir mücadele var futbolun zirvesine sahip olmak veya bırakmamak için. Kanun bile bahane.
Fenerbahçe dolmuşa geldi
İnter maçındaki mağlubiyetten sonraki eleştirileri okudum, kendi eleştirimi kendim yapmaya karar verdim.
Fenerbahçe'nin mağlubiyetinde sağ kanadın etkisi ne kadardır bilemem. Ama bildiğim ve gördüğüm şu; "Fenerbahçe egosuna yenildi"!..
Bakınız ilk yarıya. Amaca, hedefe, mantığa son derece uygun bir Fenerbahçe...
Selçuk geri dörtlüye yakın oynuyor. Roberto Carlos yerinde. İnter hücumları var ama "baskı" değil. Kolayca savuşturuluyor, uzun topları üç kişinin arasında telef olan Semih'le buluşturma girişimleri dışında mantıklı ve seri hücumlarla Fenerbahçe de gole yaklaşıyor.
En kötü berabere biter o oyun. Zaten ilk yarı berabere bitiyor.
Soyunma odasına giden Fenerbahçe takımına bir şeyler oluyor onbeş dakika sonra...
Sanki biri "Yenersiniz siz bunları aslanlarım" demiş. Futbolcular, "Saldıralım kazanalım" diye sözleşmiş. Maçın ikinci yarısı galibiyet peşinde bir Fenerbahçe ile başlıyor. Gökhan artık ilerde. Roberto Carlos zaman zaman Vederson'un önünde. Savunma neredeyse santraya çıkacak.
Fenerbahçe İnter'i İtalya'da hezimete uğratacak!..
Az tamah çok zarar getiriyor... Dokuz dakika hücum ettikten sonra golü yiyor Fenerbahçe. Artık oyun genişlemiş, tekniği üstün İnterliler'in hakimiyetine geçmiş. Boşluk sadece sağda mı?.. Her Fenerbahçeli'nin etrafı bomboş. Lugano Volkan'la kavga ediyor. Alex hiçbir işe yaramıyor mevcut durumda. Yalancı ataklar Fenerbahçe'den, kontratakla goller İnter'den. İkinci yarıda sanki bir Anadolu takımı önünde gövde göstermek için çıkan Fenerbahçe, bulunduğu mekanı kavrıyor...Lakin vakit geç.
Kırk kere "Çok büyük takım" demekle olunmuyor. "Yenersin" demekle, zafer gelmiyor. "Dolduruş" hoşa gitse de hayatın gerçeklerini değiştirmiyor. Oyunda mantık gerekiyor... Mantık ve süreklilik.
Pervasızlık her zaman sindiremiyor karşındakini. İşte bir devre yeneceği takımdan ikinci devre üç yiyor insan. Beraberliğin suyu mu çıkmıştı sanki?
Olgun ve temiz beyinler dışarı!
Futbol kanunu için fazla kalem oynattığımın farkındayım.
Ama inanın hayati önemi var bu olayın. Sorumluluk hepimizin omuzlarında. Bugün konuşmayan, yarın şikayet etmemeli.
Bu kez konumuz, oy hakkı ellerinden alınan 7 eski federasyon başkanı.
Kanunda küçük bir müdahale ve altı aydan fazla görev yapanlar yerine "minimum iki yıl görevde kalanlar" cümlesi ile futbolun dışına atılan "akil adamlar".
İsimlere bakın:
Halim Çorbalı, Ali Uras, Kemal Ulusu, Erdenay Oflaz, Levent Bıçakcı, Kemal Saltık, Faik Gökay...
Hepsi akil ve tarafsız.
Yani futbolda hiç istenmeyen vasıflara sahip şahıslar.
İspat edeyim mi?
Bu isimler son seçimde oylarını Ayhan Bermek'e verdiler. Ulusoy'un seçilmesine karşıydılar. Ama tepeden gelen "imza verin Ulusoy'u düşürelim" kampanyasında bir tanesinin imzasını bulamazsınız; reddettiler.
Çünkü futbolun kendisini önceliklerinin başına koymuşlar... Onun bunun çıkarını değil.
Onların yerine Bilmemnespor'un esnaf-mütahit delegesi. "Adı önemli değil" kulübünün "kariyeri belli değil" temsilcisi... Başkan "git şuna oy ver" diyecek, gidecek verecek. Başkan'a kim söyleyecek adresi; orası meçhul.
Tefessüh etmişiz sanki...
İspat edeyim mi?
Sahaların yemyeşil olmasını, üç puan uygulamasını, Milli Takım'ın Derwal'le ivmelenmesini futbolumuzun miladı sayanlar, en kestirme yoldan rahmetli Özal'a dualar okurlar... Peki kimdi o zaman bu işlerin başındaki? Kim Özal'ı etkiliyor, projeler hazırlıyor, yapılmasını sağlıyordu?.. Federasyon başkanı Kemal Ulusu... İki yıllık görev süresi dolmadan görevini bitirdiği için bugün oy bile veremeyecek futbolun seçiminde.
Sadece olgun ve temiz beyinlere değil; yazık bu ülkeye.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe