Utandım!
G eçtiğimiz sezon Beşiktaş-CSKA Sofya maçında Kleberson'un golünden sonra basın tribününde yerimden zıplamıştım. Sonra utanmıştım kendimden, basın tribününde olduğumu unuttuğum için... Gerçi mazeretim vardı, basın tribününe yeni terfi olmuştum, uyum problemi yaşıyordum... Ama utanmıştım işte...Oysa geçtiğimiz akşam İnönü Stadı'nda Beşiktaş-Marsilya maçında bu defa meslektaşlarımın bazılarından utandım... Maç boyunca Beşiktaşlı futbolculara küfür eden biri vardı mesela ön sıramda... Hem de "ana avrat" diye tabir edilen cinsten küfürler...
Sonra, yine bir ön sıramda oturan, muhtemeldir ki benim yaşım kadar zamandır bu mesleğin içinde olan, babam yaşında bir spor yazarı, Bobo'nun golünden sonra arkamızdaki Fransız gazetecilere dönerek bir hareket yaptı. Hani geçtiğimiz ay Emre'nin basın tribününe yaptığı hareketin aynısını...
Emre demişken, o zaman nasıl da ayaklanmıştık hepimiz, "Nasıl yapar bunu" diyerek...
Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) açıklama yapmıştı, "Emre hayatının hatasını yaptı. Kimse böyle terbiye dışı bir davranışı görmezlikten gelemez ve cezasız bırakamaz. Dileyeceği özür de içimizdeki üzüntü ve acıyı dindirmeyecektir. Aferin Emre, bizlere gerçek yüzünü gösterdin" diye... Ben de akşam birilerinin gerçek yüzünü gördüm, yaptığı hareketten sonra utanmak bir kenara kendini haklı sananları da...
Gazeteci olmanın terbiyeli, erdemli olmak demek anlamına geldiğini nerden çıkarıyorum ki? Aksine insanların dilinde en manidar sıfatlarla anıldığını da biliyorum: Hatta Lübnan'da insanların birbirlerini aşağılamak için, "Anneni Türk televizyonunda görmüşler!" diye bir cümle türettiğini de biliyorum... Fakat, kirlenen temizlenir; çürüyen kesilip atılır... Bizim meslekte bunların hiçbirinin görmezden gelinmesi hepimizin ayıbıdır.
Bu iki meslektaşım şahsında mesleğimin düzeyini bir kez daha anladım. Utandım. Sonra her kesimden gelen tribüncülere suç atmak, onları da medya malzemesi haline getirmek ne anlama gelir? Benimki de soru mu? Neyin ne olduğunu zaten herkes biliyor...
Beni de mazur görün yavaş yavaş gerçeği kavrıyorum...
Haftanın Kare Ası:
Erman Toroğlu (İbrahimoviç ve Semih - Hürriyet):Inter, Fenerbahçe'den daha iyi takım. Ve bu grubun en iyisi. Eğer CSKA Moskova'yı yenemeyip, bir üst tura çıkamazsan, kimseye kabahat bulmaya hakkın yok. Kendin kurduğun kadroya bakacaksın. 100 km'yle gidecek arabaya 150 km'yle gitmesi için gaz vermeye kalkarsan ayağın gaz pedalının altından arabanın dışına çıkar. Serdar Akbıyık (Bu Zico'ya ders olsun - Star): Galatasaray'ı yenecek bir sistemin Avrupa'ya yetmeyeceği ortada. Galatasaray'a istediğiniz gibi saldırabilirsiniz. Gökhan'ı sağ kanatta tek başına bırakabilirsiniz. Ve yine elinizi kolunuzu sallaya sallaya galip gelirsiniz. Ama Avrupa'da sağlam durmak zorundasınız. Özellikle bundan sonraki rakiplere karşı.
Osman Tanburacı (Kartal gol, gol, gol... Anlaşıldı tamam! - Yeni Şafak): Şu Çarşı'ya Yıldırım Başkan yıldırım bir uygulama yapsın! Kaç kişilerse alsın onları Porto'ya götürsün. Hem Beşiktaş gruptan çıksın hem Portekiz taraftar görsün!... Maçı aldıran Çarşı'dır. Şimdi grupta Çarşı'nın tam 6 puanı var! Oscar Çarşı'nın. Rüştü en kötü oyuncu, Beşiktaş yardımcı oyuncu, Bobo en iyi figüran!
Vedat Okyar (Hayat öpücüğü - Vatan): Maçın içinden bir adamı ayrı yere koymak istiyorum. 'Rico paşa' diyorlar, benim sıtkım sıyrıldı. Bir adamı sakatlarken göreyim istiyorum. Bir dişimi kıracağım. Bu kadar takımın üstüne başına eli değmeyen adam olamaz. Ertuğrul kardeş, bu adamı unut. Ambalajını yap, bir yerlere sat.
Bali'den masallar!
Çağdaş, Barış'ın ensesine vuruyor. Bu bir abinin kardeşe sevgi gösterisidir.
(Serdar Bali - 6 Pas, Show TV)
Üşenmiş!
Niye ayağını uzatmıyor Roberto Carlos burada hocam?..
(Ertem Şener, Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Sakin olun ya!
Kemal Belgin: Sen Alex'in tekmesine sarı kart diyorsan, futbolu hiç bilmiyorsun. Hiç bilmiyorsun.
Kazım Kanat: Kemal Abi, bunu ikinciye kullanıyorsun...
KB: Hiç bilmiyorsun ya. Eğer sen buna sarı diyorsan hiç bilmiyorsun
KK: Ama Abi!
Tuğrul Yenidoğan: Aaa, Kazım Abi ben de isyan edeceğim artık ama ya!
KK: Teker teker gelin ya!
Bülent Tulun: Kişisel konuşuyorsunuz. Herkesi çok ilgilendiriyor ya sizin kişisel meseleleriniz.
KK: Dikkat et konuşmana biraz. Uyarıyorum seni. Yaşın başın var ya!
(Santra - ATV)
Aman üşütmeyesin!
Hava sıcaklığı 0 derece... Bu dakikaya kadar soğuğu hissetmiyorduk. Ama 2-0'dan sonra soğuğu hisseder olduk.
(Ertem Şener, Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Ufalsın da cebe girsin!
Sahada var olan santrafor ise 1.55 boyundaki Serkan Çalık.
(Bahri Havadır Akşam)
Yersen!
Fenerbahçe turu seyircisiyle yaşamak için Kadıköy'e bıraktı. 55 bin kişiyle yaşamak için zaferi, muhteşem seyircisinin önüne bıraktı.
(Ertem Şener, Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Dikkat et kendine!
Öyle bir ohhh biriktirdim ki içimde... Top İbrahimoviç'in ayağına geldiği andan itibaren kemdimi tuttum ve burada o nefesi verdik...
(Ertem Şener, Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Enseyi karartmayın!
Olsun... Skora bakmadan, süreye bakalım... 45 dakika!!! Süre moralimizi yerine getiriyor 35 dakika var. Moralleri bozmamak lazım.
(Ertem Şener, Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
yakantop@gmail.com

Cafe