
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Adresini şaşıran bir mektup...
BİR zamanlar "mektup" vardı, şimdi mektupların yerini fakslar, e-mail'ler aldı. Adam mektup yazmak için kalem bulacak, kâğıt bulacak, yazacak, zarfa koyacak, pul yapıştırıp postaya atacak...
Bunlara ne hacet!
Geçer bilgisayarın başına, "e-mail"ini yazar.
* * *
NE mektuplar vardı, ne mektuplar!
Aşk mektubu, istifa mektubu, ihbar mektubu, şikâyet mektubu...
Lakin her mektup yerine ulaşamazdı, zarf bazen postacının notuyla geri gelirdi:
"Adres yeterli değil/alıcı, bu adreste yok/İade"
* * *
GEÇENLERDE bir mektup geldi, zarfın üzerine bakmadan açtık, okudukça adresin yanlış olduğunu, böyle bir mektuba ne bizim ne de bu memleket ahalisinin bir ferdinin dahi muhatap olamayacağını gördük.
Herhalde, bir başka memleketin halkından birine yazılan mektup, yanlış adres nedeniyle bize gelmiş olmalı.
* * *
MEKTUBU yazan bir memur; evli, iki çocuklu. Hanımı ev kadını, ayda 200 liraya bir başka ailenin çocuğuna bakıyor.
Mektubu okudukça, bu vatandaşın, bu memleketin halkından olmadığını anlıyorsunuz. Bu memlekette böyle insanlara yer yok, çok şükür ekonomimiz düzlüğe çıktı, borsa şakır şakır, kâğıtlar gıcır gıcır. Hem ne kadar işsizlik varsa da, açlık sınırında şu kadar milyon insan, aldırma, ekonomi tıkırında...
* * *
BU memurun haline devam edelim...
Kızı üniversiteyi kazansın diye üç yıl dershaneye göndermiş. Bu yıl bir fakülteyi kazanmış, yol parası, yurt parası, harçlık ve zorunlu gereksinmeler için 300-350 YTL masrafı varmış...
Oğlu ilkokulu bitirmiş, müziğe ilgisi büyük olduğu için bin küsur öğrencinin girdiği sınavdan dokuzuncu olarak çıkmış, konservatuvara kabul edilmiş. Okula servisle gitmek zorunda, akşamları da altıdan sonra yine servisle dönmek zorunda. Çoğu yabancı öğretmenler çocukta büyük yetenek görüyorlarmış, aman dikkat edin, diyorlarmış...
Elbette dikkat edecekler...
* * *
HANGİ memleketin memuru o?
Hangi memleketin çocuğunun babası?
Yatırım diye, taşın taş üstüne konmadığı, elde avuçta ne varsa özelleştiriyoruz, diye satılıp savrulduğu, bankaların yabancılara gittiği, yaz ortasında bir çuval kömürle, kuru fasulyeyle, nohutla seçim propagandasına çıkıldığı, hatta her ay başı evlere birer kilo et gönderildiği bir memleketin memuru o!
Böyle bir memleketin memuru. Neredeyse el açıp dileneceksin, fırsat bulursan geceleri şoförlük, kebapçı garsonluğu yapacaksın, sonra da 300 YTL kirayı bulamıyorum, diye feryat edeceksin, hele çocuklardan birini okuldan almak...
* * *
SEN borsa nedir bilir misin?
Sen faiz nedir bilir misin?
Sen cari açık nedir, ithalatın ihracatını geçerse ne olur bilir misin?
Bilmezsin, sonra da yana yakıla halini arz edersin...
Yok aziz memurum, yok bu memleket başka memleket, mektubun yanlış adrese gelmiş...
Bizim gibi, kıç üstü yaşayanları da tedirgin etme...
Bize ne senin halinden, sen git halini seçtiklerine anlat. Halkımızın yüzde 47'si memnun ki halinden dönen yok demokrasi denilen bu illetten...
* * *
BAK üstadımız Güngör Uras ne diyor?
"Açıklanan net kârlara bakılırsa işler iyidir" diye başlayıp nedenlerini sayıp döktürdükten sonra yazısını "Bankalarımız, özel sektörün büyük grupları hükümetin ekonomi politikasını destekliyor" diyor.
Onun için bu mektubun alıcısı biz değiliz, yanlış ve de yetersiz...
* * *
TİMUR Selçuk'un kulakları çınlasın, ne güzel şarkıdır o, "Ekonomi tıkırında" diyen...
Değil mi?
Günaha girmeyin, çarpılırsınız!
Yoksa siz komünist misiniz?
Bu saatten sonra olsanız ne yazar?!
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe