
Serpil YILMAZ
Sabah-atv ihalesi neden iptal olabilir? (2)
Yayıncılık, temel ilkeler gerektirir: Bir, ulusal çıkarları gözeteceksin. İki, demokratik hak ve özgürlükleri hukuk devleti çerçevesinde yaşatacak ve geliştireceksin. Üç, ayrımcılık ve sömürüden yana olmayacaksın. Dört, kamu çıkarlarını her türlü grup, kişi, hatta devlet kurumları karşısında koruyacaksın, diye uzayıp gider.
Etik ilkeleri saymaya gerek yok, yalnızca birini yazacağım:
Başbakan'ın idaresindeki kurumun (TMSF/RTÜK) varlıklarının (Sabah-atv), aynı Başbakan'ın damadının yönetimindeki bir şirkete (Turkuvaz-Çalık) satılması etik değildir!
Çalık, Başbakan'ın damadını genel müdür yapacak kadar cesur olabiliyorsa, devlet ihalesine girmeyecek kadar da etik durabilmeli. Sabah-atv ihalesine giren üç konsorsiyumdan ikincisini de aynı ilkeden hareketle irdelemek yanlış olmaz.
Erdoğan'ın arkadaşları
Başbakan'ın çocuklarının eğitim bursunu Ramsey grubunun Başkan'ı Remzi Gür verdi. Gür'ün kayınbiraderi Hasan Doğan, Star gazetesi ve televizyon kanalı 24'te, sağlık ve hayvancılık sektöründeki yatırımlarıyla bilinen Ethem Sancak'la ortak. Doğan'ın Başbakan'a yakınlığı ve Sabah-atv ihalesine ilgisi bir yana, Sancak'ın da Erdoğan'la muhabbeti gizli bir bilgi değil. Bugüne kadar Sancak'ın bu durumun altının çizilmesinden rahatsız olduğu söylenemez.
Ne var ki salı akşamı İspanyol Büyükelçiliği'nin davetinde karşılaştığım Ethem Sancak, yazıma öfkeliydi. Okul, hastane ve cami gibi sosyal yatırımları Başbakan istediği için değil, "kendi" istediği için yaptığını anlatıyordu. Bu alınganlık, etik tartışmaların bir sonucu mu?
Hemen aklıma merhum Kadir Has geliyor. Has'a 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel kürsüden seslenir, "Hadi Ağam 100 milyon dolar ver de okul yapılsın" türü davetler çıkarırdı. Has da güle oynaya bu teklifi kabul eder, etrafa da anlatırdı. Has, devletten ihale kovalamıyordu.
Sorun, sosyal yardımların kimin isteğiyle yapıldığı değil elbette. Başbakan'a şu veya bu özelliğinden dolayı yakın olan bir işadamının, tartışmalı konumdaki Sabah-atv ihalesine girmesinde. Sancak, "1976'da gazeteciydim" diyerek, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Aydınlık'ta başlayan solcu/gazeteci hikâyesini anımsatıyor.
Oysa ben şimdi gencecik yaşta, sınırlı bir kesime seslenen yayın organında edinilmiş deneyimden çok, ulusal medyada ikinci büyük grup olma iddiasındaki bir patronun tutumuyla ilgileniyorum.
İkinci grup olma hevesi
Sancak ile Sabah-atv ihalesine giren Bugün gazetesinin patronu ve İpek-Koza grubunun sahibi Akın İpek yeni tanıştılar, çabuk kaynaştılar. RTL'nin çeşitli yerli gruplarla yaptığı ortaklık görüşmelerinden sonra karar kıldığı konsorsiyum, Sancak-İpek ortaklığı ile oluştu.
İpek de medyaya AKP iktidarı döneminde merak saldı. Star gazetesinin de ihalesine giren İpek, Turgay Ciner'den satın aldığı Bugün gazetesi ile medya dünyasıyla tanıştı.
Bugün'ün yayın yönetmeni, 2000-2005 yılları arasında Yeni Şafak gazetesinin yayın yönetmeni olan Selahattin Sadıkoğlu. Bugün, Yeni Şafak'tan Erdoğan'ı eleştirdiği için ayrılmak zorunda kalan Ahmet Taşgetiren'e "Bilge Yazar" anonsuyla köşe açmıştı.
Hükümetle ters düşmemeye özen gösteren Bugün'de yazan Taşgetiren, İslamcı yazarların önde gelen isimlerinden. Aynı gazetede bir ara AKP'den milletvekili aday adayı olan Nazlı Ilıcak da yazmış, hükümetin eli Sabah'a uzanınca buraya transfer olmuştu.
İklim bu işte. Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğu da söylenen İpek ile Sancak anlaştı ve Marma konsorsiyumunda bir araya geldi.
Sabah-atv ihalesi için şunu söyleyebilirim: Bugünkü değerini ifade etmese de Nurol-Carlyle konsorsiyumu ve Marma en az 1.2 milyon doları vermeye hazır.
Yarın: Yeni AKP medyası nasıl inşa ediliyor?
syilmaz@milliyet.com.tr

Cafe