
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
"Manda yuva yapmış söğüt dalına" vay be!
Deneyimli eski bir siyasetçiye sormuşlar: - Sizce uçak kazalarıyla, Susurluk tipi kazalar arasında ne fark vardır, diye.
Deneyimli eski siyasetçi şöyle demiş:
- Uçak kazalarında genellikle ağırlık, "pilotaj hatasına" doğru yönlendirilerek, ölmüş olan pilotların üstüne kaydırılır. Uçaktaki "kara kutu"nun çözümü ise en az 2 ay alacağından, kazadan sonraki ilk tepkiler çoktan tavsamış olacak ve kazanın gerçek nedenleri silinip gidecektir. Uçak bakımlarıyla ilgili sorunlar keskinleşmeyecektir.
* * *
Arkasından da eklemiş eski siyasetçi:
- Susurluk tipi kazalara gelince, o tip kazalardan sonra sadece birkaç kez öksürülür ve yutkunulur. Ne demişler, "boğaz 9 boğummuş"; devletin kurumlarını yıpratmamak gerekir.
* * *
Ve yine sormuşlar eski siyasetçiye:
- Siz buna şeffaflık mı, diyorsunuz?
Yanıt:
- Hayır, biz buna politika diyoruz, olmuş.
* * *
"Devlet", "adalet"ten de önemlidir, diyebilen bazı Hazine'den geçinmeli hukukçuların da bulunduğu ülkeler için tam biçilmiş kaftan gibi bir fıkra; bu arada Can Paker'in de kulakları çınlasın:
Vaktiyle küçük Amerikan kasabalarından birindeki bir bankaya, bir kovboy gelip çek bozdurmak istemiş.
* * *
Veznedar başlamış sormaya:
- Doğum yerin?
- ...
- Kimlik kartın?
- ...
- Şimdi oturduğun adresin?
- ...
- Çekin karşılıksız çıkma olasılığına karşı göstereceğin kefiller?
* * *
Sonunda kovboyun da tepesi atmış:
- Buraya bak veznedar, demiş; sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile bu kadar belge aramazdın, ne oldu sana?
Veznedar:
- Ee, demiş; burada giden bizim para. Şayet giden senin hayatın olsaydı, yine üstünde o kadar durmazdık.
* * *
Dubaili bir Arap genci, aklını jet pilotu olmaya taktırmış ve İngiltere'ye giderek 3-4 yıllık bir pilotaj eğitiminden geçmiş.
Ailesinin yanına döndüğünde, nasıl bir eğitimden geçtiğini anlatırken:
- En zor olanı, diyormuş; pistin üstünden hızla giderken yerden kalkmak...
* * *
Arap gencinin, kulağı biraz ağır işiten büyükannesi, torununun ne dediğini pek anlamıyormuş ama, "en zor işin yerden kalkmak" olduğunu duyar gibi olmuş:
- Ah canım evladım, demiş; bir de yanındaki koltuğa tutunarak kalkmayı deneseydin.
* * *
Dubai'deki büyükanne nereden bilsin ki, yanındaki koltuğa tutunarak uçmaya kalkanlar; jet pilotları değil, her dönemde iktidar koltuklarındaki makam sahiplerinin aile yakınlarıdır.
* * *
Ahmet Altan'dan, vatanı, milleti, devleti kurtaran aslanları anımsatacak bir fıkra:
Sıcak yaz günlerinde tatil kentlerinden birindeki bir plajda, genç bir kız epey açıldıktan sonra geri dönememiş ve boğulmaya başlamış.
Plajdaki kurtarma görevlilerinden bir delikanlı, hemen motorla kızın yanına gitmiş ve baygın kızı kumsala getirdikten bir müddet sonra, başlamış kızın ırzına geçmeye...
* * *
Çevrede toplananlar:
- Ulan ne yapıyorsun, demişler; zavallı baygın kıza ayılması için, suni teneffüs yaptırman gerekirdi, utanmadan üstüne çıkmışsın sen...
Delikanlı:
- Zaten her şey öyle başladı, demiş; ben de önce suni teneffüs yaptırarak kızı kurtarayım derken böyle oldu sonunda...
* * *
Aslı Sarıoğlu'ndan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Gereklisin
Üşüyüp üzerime örttüğüm,
Senin sevgin.
Gecenin serinliğinde paylaşıp güçlendiğim,
Nefesin.
Parmak uçlarımın yamacında,
Tenin.
Beni, kendimden memnun hissettiren,
Gözlerin.
Su içmek kadar gereklisin...
c.altan@prizma.net.tr

Cafe