"Birine mi benzettin?"
Defne İnci'nin yabancılara tepkileri daha belirgin bir hal almaya başladı. Geçen gün metroda uzun uzun bir adama baktı. O kadar dikkatli bakıyordu ki, adam ilgisiz kalamadıSEMA ASLAN
Çocuk sahibi olmanın en anlamlı yanı, bir insanın adım adım nasıl büyüdüğünü izleyebilmek. Tüm duygusal bağlamından ayrı olarak düşünün: O çocuğun sizin çocuğunuz olmasına gerek yok. Çocuğunuzu çok çok ya da çok çok çok çok seviyor olmanızın önemi yok. Bir insan yavrusu işte. Doğuyor ve yavaş yavaş büyüyor. Bebekler, birbirlerinden ne kadar farklı da olsa, tepkileri o kadar benzer ki, hepsinin aslında "bir" olduğunu iddia etmek çok kolay. Aynı şekilde ağlayıp gülüyorlar, yemek yemeyi istemediklerinde ağızlarını aynı şekilde kilitliyor, aynı şekilde utanıp aynı şekilde kızıyorlar. Fiziksel özellikleri tamamen farklı iki bebek, tepkileri nedeniyle gözünüze o kadar da farklı görünmeyebiliyor.
Ama ne oluyorsa oluyor, tüm kültürel, sınıfsal, dinsel vs. farkların dışında / ötesinde yer alan bu bebekler, hızla farklılaşıyor. "Nasıl oluyorsa oluyor" derken insanı etkileyen dışsal ve genetik tüm faktörlerin farkındayım tabii. Ve elbette biliyorum, bebekler kimi karakter özelliklerine sahip olarak doğuyor; kimi uysal olurken kimi kök söktürüyor annesine, babasına. İştahlısı var, inatçısı var, uykucusu var, "cin Ali"si var, kahkahalısı var, mızmızı var vs. En önemlisi, iletişime açık olanı var, olmayanı var.
Buna rağmen, birbirleriyle bu kadar aynı olan o küçük insanların birbirlerinden bazen ölesiye farklı olmalarını açıklamaya yetmiyor hiçbir şey...
Defne İnci'nin yabancılara tepkileri giderek daha belirgin bir hal almaya başladı. Geçen gün metroda uzun uzun bir adama baktı. O kadar dikkatli bakıyordu ki, adam ilgisiz kalamadı. Önce bir-iki agu gugu yaptı ama Defne İnci'nin ısrarıyla bu ilişkinin agu gugu üzerinden gidemeyeceğini anladı. "Ne oldu?" diye sordu sonra adam, benim sekiz aylık kızıma. "Birine mi benzettin?"
Bakışlarından biraz merak, biraz da "Galiba senden hoşlandım" duygusu okunuyordu. Bilmem, belki de gerçekten birine benzetti adamı ama belki de tam tersi farklı olduğunu hissettiği için ilgilendi adamla; farklı bir insanı tanımak istedi.
Bu, birinci örnek.
Her şeyden sorumluyuz
Defne İnci kendisini çok seven, tüm içtenliğiyle onunla iletişim kurmaya çalışan bazı yetişkinlereyse hiç şans tanımıyor. Dakikasında basıyor çığlığı. Ee biraz mahcup edici bir davranış. Koskoca bir insanın kendisini küçücük bir bebek tarafından reddedilmiş hissettiğini izlemek, pek eğlenceli olmuyor.Bu, ikinci örnek.
Bir bebeğin büyüdüğünü görmek biraz da ürkütücü aslında. Ona öğrettiğimiz ve öğretmediğimiz her şeyden sorumluyuz. Bir arkadaşımın üç yaşındaki oğlu, birkaç kez sinirlenip annesine vurduğunda hemen önlem alındı: Küçük çocuğa, bir başkasına asla vurmaması ama kendisine vurulmasına da izin vermemesi gerektiği net olarak ifade edilecekti.
Ve bu kural hiçbir şekilde aşılmayacaktı. Tek bir kişiye bile şiddet uygulamasına göz yumulması halinde, çocuk bazı insanlara şiddet uygulanamayacağını ama bazılarına da uygulanabileceğini düşünebilirdi.
Bu da üçüncü örnek.
Çok genç ama kötücül insanların sayısı sanki daha mı fazla artık?

Cafe