Ayılara ölüm!
suha.umar@isbank.net.trAvcıların yaraladığı, çaresiz yavru ayıyı suda taşla, sopayla öldürdüler! Jandarma canileri yakalayıp yargıya teslim etti. Üstelik terör örgütünün eylem hazırlığı içinde dolaştığı Bingöl-Yedisu mevkiinde.
Başkası olsa ayı için canından olma tehlikesine bakıp bürosundan çıkmaz! Ama jandarma yurdun kurduyla kuşuyla bir bütün olduğunu, ayıların da bu ülkenin korunması gereken varlıkları olduğunu bilir.
Türkiye'de nesli tehlikede olan boz ayıları (Ursus arctos) korumakla görevli kurum, aslında Çevre ve Orman Bakanlığı'dır. Ve Bakanlık Artvin ile Kastamonu'da ayıları, yurtdışından gelen üç-beş kişiye öldürtüyor! Ayılar insanlara saldırıyormuş! Şikayet varmış! Hep aynı hikaye!
Av turizmi şirketleri birkaç muhtarın, altında kime ait olduğu anlaşılmayan imzalar bulunan dilekçelerle Orman İdaresi'ne başvurmalarını sağlar. "Ayılar gelmiş Ahmet'le Mehmet'i yemiş, Hüseyin'in elma bahçesini talan etmiştir! Bu ayılardan artık gına gelmiştir! Devlet sevabına bu ayıları öldürtüversindir! Tabii köylüleri de unutmasındır!"
Kimse muhtara sormaz: "Senin şu ormandan açma tarla ile Hüseyin'in, ormandaki ayı armudu (ahlat) ağaçlarını kesip elma diktiği yer, aslında ayının bahçesi değil mi? Sen orada ne arıyorsun?"
Ama devir satıp savma devridir! Gerekçe de hazır: Ayılar azmış, insanları yemeğe azmetmiştir! Muzır (!) hayvan turizm şirketlerine ihale ile öldürtülmeli, hayvanların canı karşılığında alınan paradan köylüye de biraz pay ayrılmalıdır! Böylece hak yerini bulacak, ayılar yaptıklarını canları ile ödeyeceklerdir!
Ayının havadan para kazandırdığını gören köylü son ayı da öldürülüp parası cebine girinceye kadar durur mu artık? Durmaz!
Peki bu uygulamanın dünyada örneği var mı? Yok.
ABD de her yıl onlarca kişi, gezmek ve kamp yapmak için gittiği milli parklarda ayı saldırısına uğrar, hatta ölür. Kimse ayıları öldürmeyi aklına getirmez! Aksine milli park girişinde insanlara, parkın aslında ayıların yaşama alanı olduğu, onlara saygı göstermeleri, ayıları kendilerinden uzak tutmak için ne yapmaları, nerelerde dolaşmamaları gerektiği anlatılır. Kaldı ki, diğer hayvanlar gibi ayıların da insanla karşılaşmaktan çekindiği ve yapabildiği sürece insandan uzak durmayı yeğlediği bütün dünyada bilinir.
Ayıların mala verdiği zarar ise bu amaçla oluşturulan özel fonlardan karşılanır. Ayıyı av turizmi adına öldürtüp turizmciyi zengin eden, üç-beş kuruş da köylüye dağıtan anlayış ise sadece bizde vardır.
Türkiye'de gerçek ayı olmak çok zordur! Bu nedenle sayıları azdır. Şimdi onları da Çevre ve Orman Bakanlığı öldürtüyor.
Boz ayıları korumakla görevli bakanlık!
Ve insan barajı buldu!
Akarsuların önünü kesip su toplamayı önce kunduzlar keşfetti. Hani şu kazma dişli, sevimli yaratıklar.
Doğayı bilen, ona saygı duyan kunduzlar suların önünü ağaç dalları ile kesip arkasında birikmesini sağlayarak, yuvalarının su altı girişlerini düşmanlarının kullanmasını önlerler. Arkada biriken su geniş çayırlıklar yaratır. Orada yeni ağaçlar yetişir. Kunduzlar onların yumuşak ve genç dallarını yer. Mühendislik harikası kunduz barajları, zaptedemeyecekleri kadar su biriktirmez. Dahası hiçbir kunduz baraj yaparak, kendisini ve başka canlıları boğmaz!
İnsan kunduza baktı. Baraj yapmaya özendi. Her zaman doğaya özendiği gibi.
Bulgarlar Arda ile Tunca'nın önünü kesip arkasında su toplamaya karar verdiler. Türkler durur mu! Biz de Meriç'in önünü kesmeye, yatağını setlerle değiştirmeye başladık. Şimdi ikide bir Türkleri sel alıyor! Yine öyle oldu.
Bulgar baktı gelen su fazla. Barajlar o kadar suyu tutamıyor. Kapakları açınca gelen suyu bu defa, DSİ'nin müdahaleleri nedeniyle yatağında sıkışan Meriç taşıyamadı. Edirne'yi sel aldı. Ne yol kaldı ne köprü. Tarım alanları zaten çoktan sele gitti!
Sorun DSİ'ye, selleri, taşkınlarını önlemek için baraj yaptıklarını söylerler! Peki nasıl oluyor da selleri önlemek için yapılan barajlar, setler, seddeler toprakları, insanları, hayvanları suya gark ediyor?
Neden sel olmasın diye baraj yapıp sonra sele gidiyoruz? Neden DSİ'nin doğaya saygısı yok? Neden öğrenmiyor? Yoksa aklı kunduz kadar da mı ermiyor?
Acaba kunduzların ne yaptığına, nasıl yaptığına bir daha mı baksak?

Cafe