Gizlilik ölçütü
Bush - Erdoğan zirvesinde K.Irak operasyonu ve PKK'ya silah bıraktırma üzerine yapılan görüşmelere 'mahremiyet' şalı örtülmesi, ulusal gerekçelerle başvurulan 'gizliliğin sınırları' tartışmasını güncelleştiriyorDERYA SAZAK
Başbakan Erdoğan, AKP'nin Kızılcahamam kampında Kuzey Irak'taki gelişmeler konusunda medyayı 'doğrulanmamış bilgileri haber yapmakla' suçlarken, Beyaz Saray'daki Bush zirvesinin ardından ortaya atılan 'PKK'ya silah bıraktırılması ve kapsamlı bir Kürt planı' konusunda muhalefet partileriyle girdiği 'mahremiyet' polemiği, ulusal gerekçelerle başvurulan 'gizliliğin sınırları'nın tartışılmasına yol açtı.
Etik bir sorumluluktur
Demokratik toplumlarda 'mahremiyet' kişilerin özel yaşamlarıyla ilişkilendirilir ve 'etik' bir sorumluluktur.Dolayısıyla halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla savunulamaz. İktidarın kötüye kullanılması halinde olayların üzerine girmek,'mahremiyet ihlali' olarak görülemez. Kuzey Irak'la ilgili tartışmalarda zaten 'mahremiyet' değil, askeri operasyonlar ve savaş zamanlarında kullanılan 'gizlilik' kapsamına giriyor: "Askeri operasyonlar açısından gizlilik iki yoldan sağlanmaktadır; enflasyonun ilk elde yalnızca hükümetin elinde tutularak kontrol edilmesi ve sansür. Savaşta bu yolların ne dereceye kadar meşru sayılacağı tartışma konusudur.
Her iki yöntem de sorunlu olduğu için tartışma daha çok 'devlet sırları' ve halkın 'bilgi edinme hakkı' arasındaki denge etrafında döner. Mecburi gizlilik ve ifade özgürlüğü bu tartışmanın biraz dışında tutulur."
Kennedy örneği
Ulusal güvenlik konusunda en tipik örnekler, 1960'ların başında ABD'de yaşandı. James Scotty Reston yönetimindeki The New York Times gazetesi, daha sonra pek çok gazetecinin benimseyeceği bir argüman geliştirmişti:Devletin veya güç odaklarının işi, diyordu Reston, saklamak istediği bilgiyi doğru dürüst saklamaktır. Bu bilgi gazetelere sızarsa, artık kamunun malı olur. Gazeteci bilgileri stoklayıp saklama lüksüne sahip değildir. Okurlara aktarır. Gerekirse çarmıha gerilmeyi göze alarak...
O günlerde The New York Times muhabiri Tad Szulc, Miami'de Kübalı sürgünler arasındaki kaynaklardan, CIA'nın da içinde olduğu bir komplonun haberini alır. ABD askerleri tarafından eğitilen Castro karşıtı bir grup Kübalı milis, çok kısa süre içinde Küba'ya çıkarma yapacaktır.
Başkan Kennedy, haberin ertesi gün gazetede çıkacağını duyunca çılgına döner. Kennedy daha önce de The Washington Post'un aynı haberine engel olmuştur. The New York Times yönetimini arayarak,haberin kullanılmamasını, hiç olmazsa çıkarma tarihinin yayımlanmamasını ister. Gazete,' Çıkarma an meselesi' başlığıyla 7 Nisan'da haberi verir.
16 Nisan'da başarısız Domuzlar Körfezi çıkartması yapılır. Kennedy ilk anda 'sorumsuz' yayıncılığa öfkelense de, birkaç ay sonra yakın çevresine şunu söyleyecektir:
"Keşke haberin tümünü olduğu gibi verselerdi. Belki böyle bir rezalete meydan vermez, dünyaya mahcup olmazdık!"
Yüksek Mahkeme'den döndü
Daha sonra Küba'daki füze krizinde Amerikan ablukası başlarken, gazete benzer şekilde baskı altında tutulmaya çalışılmış ancak, Kennedy'nin ricasına karşın, The New York Times, 1962'de dünyayı savaşın eşiğine getiren Küba'daki nükleer krizlerin varlığını duyurmuştur. Haberi belli bir sorumuluk çerçevesinde sunmak, hem bir ustalık işidir hem de gazeteciliğin gereğidir.Nitekim Times ve Post, Vietnam savaşında ABD Savunma Bakanlığı'nın raporlarını (Pentagon belgeleri) yayımlamışlar, yönetimin sansür girişimi Yüksek Mahkeme'den dönmüştür.
The New York Times'ın Genel Yönetmeni Max Frankel, 'The Times of My Life' adlı anılarında, kamudan haber saklanmasının çok olağanüstü koşullarda ortaya çıkabileceğini yazar.
Kapalı kapılar ardında
AKP iktidarı Kuzey Irak operasyonu sürecinde, özellikle Beyaz Saray'daki Bush zirvesi ardından 'mahremiyet' silahına sarılırken, öte yandan 'doğrulan-mamış bilgileri haber yapıyorsunuz' diye suçladığı medyayı zamanında bilgilendirmekten kaçınıyor. Benzer tutumun, Genelkurmay'da da olduğu gözleniyor. Görsel medyanın 'sınır ötesi harekâtta askerin önünde gittiği' eleştirilecek olsa da, düzgün bir haber akışı sağlanmasındaki güçlüklerin gazetecilerin işini zorlaştırdığı da yadsınamaz bir gerçektir.
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
DİĞER YAZILAR |
OKUR TEMSİLCİSİ |

Cafe