|
 |
|
|
Bedri Baykam'dan efsane Fener
Ressam Bedri Baykam Fenerbahçe'nin 100'üncü yılını, hazırladığı "Efsanenin Yüzyılı" sergisiyle kutluyor. Sanatçının, 26 futbolcunun portresine yer verdiği ve sergiyle aynı adı taşıyan tablosu altı metre uzunluğunda
ELİF BERKÖZ ÜNYAY
Ressam Bedri Baykam fanatik Fenerbahçeli. Tuttuğu takım ona baba yadigarı. Babasıyla birlikte ilk Fenerbahçe maçını izlemeye stada gittiğinde beş yaşındaymış. Baykam babasından erken davranmış, babasının adını verdiği oğlu Suphi'yi 1,5 yaşında götürmüş Fener maçına.
Ressam, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100'üncü yılının kutlandığı 2007'nin bu son ayında bir Fenerbahçe sergisi açıyor. 5-10 Aralık tarihleri arasında Şükrü Saracoğlu Stadı'nda görülebilecek serginin adı "Efsanenin Yüzyılı". Ne tesadüftür ki, 1907 Tribünü'nde açılacak sergi, Baykam'ın 100'üncü kişisel sergisi.
Serginin en ilgi çekici çalışması, geçmişten günümüze Fenerbahçeli 26 futbolcunun yer aldığı ve sergiye adını veren 2x6 metrelik "Efsanenin Yüzyılı". Baykam'ın bu stilin dünyadaki ilk örnekleri dediği üç boyutlu kolajları ise şaşırtıcı. Can Bartu, Alex, Datcu, Serhat, Cemil sanki aynı takımda oynamış gibi sahada aynı kare içinde görünüyor.
1998'de açtığınız "Fener Dünyayı Yener"den sonra bu ikinci Fenerbahçe serginiz. Ne anlatıyor bu sergi?
100'üncü yılın görkemine uyan, bana hayal kırıklığı yaşatmayacak çalışmalar hazırladım. Kulübün kuruluş tarihi 1907'den günümüze kadar geçen süreci ele aldım. Tonlarca ter, yüzlerce kavga, yüzlerce verilmemiş gol, binlerce gol, stoklanmış his, kurgulanmış kin, kaybedilmiş maçlara duyulan haset... Tüm bunlar sergiyi oluşturuyor.
Sergi önce statta düzenlenecek, 17 Aralık'ta Piramid Sanat'a taşınacak.
Sergiye ismini veren çalışmanızda kulübün 100 yıllık tarihinden seçtiğiniz 26 kişiyi bir araya getirmişsiniz. Portresini yaptığınız futbolcuları neye göre seçtiniz?
Seçerken çok zorlandım. Önce 11 futbolcu seçtim. 11 yetmedi, çıldıracaktım. Üç tane de yedek koyuyorum diyerek sayıyı 14 yaptım. 14 de kurtarmadı. "Maç kadrosu 18. 18 kişiye çıkarıyorum" dedim. O da yetmedi. Kafamda transferler yaptım. En son sezon kadrosu kadar futbolcuda yani 26 kişide karar kaldım.
Kendi en iyi 26 futbolcumu seçtim. Kulübe getirilerini hesapladım. Mesela Cihat Arman takıma kurtarışlarındaki uçuşları nedeniyle "sarı kanarya" lakabını getiren kaleci. Datcu ligi sadece altı gol yiyerek tamamlamış. Resimde bulunanlar 100 yıl boyunca Fenerbahçe formasını terleriyle ıslatmış tüm arkadaşlarının adına oradalar.
"Fenerbahçe arşivi tutmaya sekiz yaşımda başladım"
Üç boyutlu resimlerinizde eski ve yeni futbolcuları, eski ve yeni stadı bir araya getirmişsiniz. Çalışmalarınızdaki eski fotoğrafları nereden buldunuz?
Evim arşivden çöktü çökecek. Siyasi arşiv, sanat arşivi, futbol arşivi... 1000 metrekarelik evde yürüyecek yer kalmadı. Fenerbahçe arşivi tutmaya sekiz yaşımda başladım. Fotoğrafların hepsi benim arşivimden. 8-10 yaşlarından kalma görüntüleri bile kullandım.
21'inci kitabınız da serginizin adını taşıyor: "Efsanenin Yüzyılı".
Kitapta serginin görselleri ve Fenerbahçe'yi anlatan metin var. Fenerbahçe'nin son 50 yılını yaşadığım için bildiklerimi döktüm yazıya.
Benden önceki yarım yüzyılı da arşivlerden toparlayarak yazdım.
"Denizli felaketinden sonra, ailece 21.30'da yattık, 15 saat uyuduk"
Futbola neden bu kadar tutkunsunuz? Bu spor sizin için ne ifade ediyor?
Futbolun mantığı yok. Zaten mantığı olsa büyüsü bozulur. Futbol hayatımın bir parçası. Benim mayamın, kişiliğimin, sanat kimliğimin çok önemli bölümünde Fenerbahçe var. Futbolun ateşi, inişleri, çıkışları, hüznü, korkusu, galibiyet coşkusu, yenilginin hayal kırıklığı iliklerime kadar işledi. Bundan sanatım da etkileniyor, besleniyor.
Maçları izlerken, özellikle kaybettiğiniz zaman ruh haliniz nasıl oluyor?
Maçın bitmesine 17 dakika kalmışsa bazen o 17 dakika bana 17 yıl gibi geliyor. Öyle mağlubiyetler yaşadık ki 72 saat insan yüzü görmek istemedim, kimseyle konuşmadım. Daha 12 yaşımdayken Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında, Göztepe'ye 3-1 yenildiğimizde 48 saat ağladım.
Denizli felaketinde, 1907 Tribünü'nde saçımı başımı yoldum. Ailemi kaptığım gibi eve götürdüm. Gece 21.30'da üzerimize yorgan çekip 15 saat uyuduk. Moral bozukluğundan...
Karınız ve oğlunuz da sizin kadar fanatik öyleyse.
Evet. Oğlum o gece "Baba uyuyamıyorum. Kaçırdığımız goller gözümün önünden gitmiyor. Hayalet gibiler" demişti. Suphi, Fenerbahçe'yi fetüslüğünden beri tanıyor. Oğlum "Mazinde bir tarih yatar" şarkısını ilk olarak annesinin karnında dinledi.
"Fenerbahçe yüzünden Ankara'yı sattım"
Çocuk yaşta başlayan Fenerbahçe tutkunuz bazı kararlarınızı da etkilemiş.
Ankara'dan İstanbul'a ailece 2 Ekim 1968'de taşındık. Babamın işleri öyle gerektiriyordu çünkü. Babam hariç hiçbir aile ferdi İstanbul'a taşınmak istemiyordu. Babam beni ikna etmek için Fenerbahçe'yi kullandı. "Oğlum Fener Ankara'ya yılda iki kez geliyor. İstanbul'da ben seni her hafta Fener maçına götüreceğim" dedi. Ben bu cümleyi duyar duymaz okulumu, arkadaşlarımı, Ankara'yı sattım. Çünkü Fenerbahçe maçları benim için elmas madeni gibiydi. İstanbul'a gelince o madenin içine düşecektim. "Tamam baba" dedim. İstanbul'a taşındığımız gün Fenerbahçe Manchester City'yi 2-1 yendi. O tarihi maça babamla birlikte gitmiştim. Fenerbahçe bana hoşgeldin demek için bir dünya şampiyonunu eledi o gece.
|
|
|

|