Lincoln düşünsün
Lincoln takımın ikinci yarıdaki mücadelesini inşallah tribünden görmüş ve kendi kendine düşünmüştür. Hele hele bir Servet vardı, anası ağladıFutbolda çok iyi kadronuzun olması, yetenekli oyuncularınızın bulunması bazen yetmiyor. Ne kadar iyi olursanız olun, mücadele etmezseniz, disiplinli oynamazsanız rakip kim olursa olsun işiniz zor. Karşınızda bir de Belediyespor gibi ciddi bir takım varsa daha da zor.
İki farklı Galatasaray izledik. İlk yarıda idare eden bir takım. Yorgun bir takım. 2-0 geriye düşen bir takım. Oyununun devamında disiplinden kopması beklenen bir takım. Sonlara doğru yorgunluğu daha da artacak bir takım. Ama bir bakıyorsunuz ikinci yarıda karakter değiştirmiş bir takım. Her şeyden önemlisi çok arzulu bir takım. Ve bol pozisyon.
İki gol, tartışmaya açık penaltı pozisyonları, kaçan fırsatlar. Futbolda arzunun ne kadar önemli olduğunu dün Ali Sami Yen'de gördük. Galatasaray ilk yarıda pozisyona hiç giremiyor, idare ediyor, baskı uygulayamıyordu. İkinci yarıda baskı uyguladı, istekli oynadı, ailece hücum yaptı. Oyunun son bölümünde taktik de kalmadı. Hakan, Nonda, Ümit Karan; hedef santrforların hepsi sahadaydı. O kadar arzuluydular ki, iki üç maçlık güç harcadılar.
Lincoln takımın bu mücadelesini tribünden inşallah görmüştür ve kendi kendine düşünmüştür. Hele hele bir Servet vardı. Profesyonellik abidesi. Anası ağladı, yazık. Galatasaray kendi sahasında duran top kazanıyor, Servet ceza alanına koşuyor. Takım kontra yiyor, Servet geriye koşuyor. İkinci yarı bunu defalarca tekrarladı.
Belediyespor aklı başında, dengeli bir takım. Hep açık oynamaya çalışıyorlar. Dün tek problem kontratağa uygun oyuncuları olmasına rağmen bunu değerlendiremediler.
Hakem ilk yarıda takdir haklarını Galatasaray'dan yana kullandı. İkinci yarıda ise Ümit ve Serkan'ın pozisyonları bana penaltı gibi geldi. Ama daha önceki maçlarda verilen penaltılarda soru işaretlerinin bulunması Hüseyin Göçek'in kafasını bulandırmış. Beğendiğim bir hakem olmasına rağmen dün kötü maç yönetti.
rdilmen@milliyet.com.tr

Cafe