
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Cumhurbaşkanı kafa karıştırır mı?
Çankaya bu defa kafaları fena halde karıştırdı. Gül, tam da Teziç'in görev süresi sona erip yeni başkan atama sürecine girilmişken YÖK'e gol atmak istedi. Ama top bumerang gibi dönüp YÖK'ün kalesini değil, Çankaya'nın filelerini dalgalandırdı. Hem de ağları yırtarcasına...
Bir cumhurbaşkanı bu duruma düşmemeliydi. Artık yaptığı her konuşmadan sonra, acaba şöyle mi demek istemişti, yoksa böyle mi diye açıklama beklenirse, bunun kabahatlisi medya değil kendisi olacaktır.
Gül'ün uçakta gazetecilere sözünü ettiği "Eşi kara çarşaflıdır" şeklindeki bilgi notu, tam anlamıyla faili meçhul oldu. YÖK, bu yöndeki suçlamaları şiddetle reddetti. Çankaya da zaten biz onları kastetmemiştik açıklaması yaptı. Peki o halde Cumhurbaşkanı'nın önüne giden bu bilgi notunu o dosyaya kim iliştirdi?
Asıl sorulması ya da bulunması gereken kişi ya da kurum o.
Her şeyden önce artık tartışmalı hale gelen, böylesi bir bilgi notu var mı, yok mu? Ona bakmak gerekir. Cumhurbaşkanı açıkladığına göre, belli ki var.
Peki o zaman kim ya da kimler hazırladı?
İşte bu noktada, biraz geriye gitmek gerekiyor.
Osmangazi Üniversitesi'nde seçimler, 5 Temmuz'da gerçekleşti. YÖK de Çankaya'ya üç kişilik listeyi 11 Temmuz'da gönderdi. O dönem de Cumhurbaşkanı koltuğunda Sezer oturuyordu. Sezer, atamayı kendisinin yapmasının doğru olmadığını belirterek bu görevi yeni cumhurbaşkanına bıraktı. Ama bu arada dosya önüne gelmiş ve yine bu arada herhangi bir kurum ya da kişi tarafından yapılmış bir araştırmanın bilgi notu, bu dosyaya iliştirilmiş olabilir. Gül'ün sözünü ettiği bilgi notu da belki odur. Tabii eğer konulduysa.
Gül'ün Fazıl Tekin'i rektörlüğe ataması ise 6 Eylül'de gerçekleşti.
Kafaları kim karıştırdı?
Miş, muş diyoruz, çünkü bu konuda resmi bir açıklama yok. Ama eğer istenirse böyle bir bilgi notunun kimin tarafından o dosyaya iliştirildiği çok çabuk bulunabilir. Bırakın Devlet Denetleme Kurulu'nu, birkaç telefonla bu iş rahatlıkla çözüme kavuşturulabilir. Kavuşturulmalıdır da!..
Son açıklama da gösterdi ki, Çankaya, YÖK ve üniversiteler konusunda çok dikkatli olmak zorunda. Tüm dikkatler üzerinde. Yapacağı en ufak bir balans ayarı, çok büyük yankılar doğurabiliyor.
YÖK Başkanlığı, rektörler ve türban konusunda, Çankaya'nın işine karışan, kafasını karıştıranların sayısı belli ki çok fazla. Medya da bu konuda yangına körükle gidiyor. Sorulan sorulardan haberlerin ve açıklamaların sunuş tarzına kadar hemen her yayın organı olaya farklı açılardan bakıyor.
Gül'ün uçakta söyledikleri, YÖK'ü yok etmek isteyenler için bulunmaz fırsattı. Manşetlere taşıdılar. Ama ertesi günkü açıklaması aynı yayın organlarında yani manşete çıkartanlar da neredeyse hiç görülmedi. Ancak bu kez de manşete çıkan Çankaya oldu.
Politika yapılmayacak mı? Elbette yapılacak! Eleştiri olmayacak mı? Elbette olacak! Ama ne olur YÖK ve üniversiteler, günlük politik tartışmaların bir parçası haline getirilmesin. Yoksa açacağı yaralar çok derin izler bırakabilir.
YÖK Başkanlığı ve rektörlük, militanlığı kaldırmaz. Bu görüldü. Bu koltuklara, ideolojik kimliklere sahip olanlar değil, akademik birikime ve yöneticilik donanıma sahip olanlar oturmalıdır. Yoksa dün olduğu gibi yarın da tartışmaların odağında olmaya devam ederler. Bu da üniversitelerimize bir şey kazandırmaz. Gerçek sorunlar yerine, kısır tartışmalar yaşanır.
Bu gece Kanal D'de Genç Bakış'ta işte bu konuları konuşacağız. Yeni YÖK Başkanı ve
yeni rektörler nasıl atanmalı, yeni YÖK yasası nasıl olmalıdır? YÖK ve üniversiteler ile siyaset arasındaki buzlar nasıl eriyebilir? Üniversitelerarası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın, YÖK üyesi Engin Ataç ile YÖK ve Çankaya'nın ortak operasyonuyla görevden alınan Kemal Alemdaroğlu konuğumuz olacak. Üniversitelerin dünü, bugünü ve geleceği tartışılacak...
Özetin özeti: Teziç'in görev süresi bu hafta sona eriyor. Yeni başkanın kim olacağı ise sır gibi saklanıyor. Çok büyük rahatlık da yaratabilir. Büyük tartışmaların ateşleyicisi de olabilir!..
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe