
Sedat ERGİN
Milliyet'in önemli gazetecilik olayı
Milliyet, hafta başından itibaren yayımladığı "Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban" başlıklı yazı dizisiyle son dönemin en önemli gazetecilik olaylarından birine imza atıyor.
Tarhan Erdem'in yönetimindeki KONDA şirketinin yaptığı saha çalışmasını yansıtan bu yazı dizisi, yaşadığımız topluma hâkim olan yönelişleri görmek açısından önemli bir işlev görüyor. Gazete olarak rolümüz, noktasına , virgülüne dokunmadan bu araştırmanın bütün bulgularını yayımlamak, kamuoyunu bu araştırmanın ortaya çıkardığı olgularla baş başa bırakmaktır. Herkes bu olgulardan yola çıkarak istediği yorumu yapmakta serbesttir.
Milliyet olarak istediğimiz bölümünü yayımlayıp istemediğimiz ya da hoşlanmadığımız bölümünü yayımlamamak gibi bir lüksümüz yok.
Araştırma, türban takanların sayısında AKP'nin iktidarda olduğu 4 yıl boyunca belirgin bir artışın olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, Türk halkının çoğunluğunun, üniversitelerde türban yasağına karşı olduğuna, son 4 yıl içinde bu eğilimde olanların oranının da arttığına işaret ediyor. Araştırmanın ilk gün yayımlanan türbanda artışa ilişkin verilerinden rahatsızlık duyan bazı muhafazakâr kesimlerin, daha sonra araştırmanın yasağa ilişkin bulgularından memnuniyet içinde söz etmeleri anlamlı. Bu durum, olsa olsa Tarhan Erdem'in araştırmasının tarafsızlığını gösterir.
TEK MERKEZDEN DENETİM YOK
Bazı kesimlerde tartışma yaratan noktalardan biri, A&G adlı bir başka araştırma kuruluşunun da geçen eylül ayında yaptığı bir ankete dayanarak, türban takanların sayısında artış değil, azalma olduğunu belirtmesi.
Kanal D televizyonunun 32. Gün programı için yapılan bu araştırma, önce bu kanalda haber olarak yayımlanmış, ayrıca 28 Eylül tarihinde Radikal gazetesinin de manşetine çıkmıştı.
Öncelikle belirtelim ki, bu durum, Doğan Medya Grubu'nda yayın organlarının birbirlerinden bağımsız bir şekilde hareket ettiklerini gösterir.
Mehmet Ali Birand Kanal-D'de farklı bir araştırma kuruluşuna bu konuda bir araştırma sipariş etmiş. Milliyet olarak biz ise bu projede Tarhan Erdem'le çalıştık. Erdem'le geçen yaz sonunda bu projeyi konuşmaya başladığımızda Kanal D'nin ayrı bir araştırma yaptırma hazırlıklarından haberimiz yoktu.
ARAŞTIRMALARDAKİ FARKLAR
Önemli bir iki noktanın daha altı çizilmeli: Milliyet için sahaya çıkan KONDA, 41 il ve 171 ilçede toplam 5291 denekle görüştü. A&G ise 38 il ve 128 ilçede toplam 1863 denekle temas etmiştir.
KONDA'nın araştırması yalnızca ve yalnızca toplumun dine bakışını ölçmeyi amaçlamış, toplam 46 soru yöneltilmiştir. A&G'nin araştırması salt türban ve dini konularla ilgili olmayıp yeni anayasa hazırlıkları ve referandum gibi başlıkları da içermektedir. İki araştırmanın soruları arasında önemli farklılıklar söz konusudur.
Bu araştırmaların sonuçları arasında ortaya çıkan farkların araştırma kuruluşları ve bilim çevrelerinde tartışılması da doğaldır.
Tarhan Erdem ve ekibi, objektifliği ve saygınlığıyla temayüz etmiştir. Erdem geçen genel seçimde sonucu "AKP: Yüzde 47" diye kesinlik içinde tahmin ettiğinde, onu göklere sığdıramayan bazı muhafazakâr çevrelerin şimdi bu araştırmadaki sonuçlar nedeniyle kendisini yaylım ateşine tutmaları kuşkusuz düşündürücüdür.
ZAMANLAMANIN GERİSİNDE YATAN
Milliyet'in zamanlaması da sorgulanıyor. Bu zamanlamanın gerisinde bir dizi komplo aranıyor. Bu araştırma, 7-8 Eylül tarihinde sahada gerçekleştirildi. Tarhan Erdem, 20 Eylül tarihinde gazeteye gelerek ön çalışmayı bize teslim etti. Milliyet yönetimi olarak tabii ki bizim kendi içimizde bir değerlendirme yapmamız söz konusuydu. Yayımındaki gecikme büyük ölçüde PKK saldırılarıyla birlikte terörün Türkiye'nin gündemine yerleşmesinden kaynaklandı. 29 Eylül'de Şırnak'taki 12 vatandaşımız öldü. 7 Ekim'deki ikinci saldırıda Gabar'da 13 şehit verildi.
Türkiye'nin gündemi bu saldırıların ardından Kuzey Irak'a ve askeri harekat hazırlıklarına ilişkin tartışmaya çevrildi. Bunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 Kasım'daki Beyaz Saray ziyareti izledi.
Milliyet olarak önemli bir hedefimiz, bu diziyi yayımlayarak gündem yaratmaktı. Her gazete gündem yaratmak için yaşar, yarışır. Gazete yöneticileri her gün bu rekabet havasını teneffüs eder.
Bu çerçevede Türkiye'nin gündeminin kısmen sakinleşeceği, dolayısıyla dizimizin daha çok ses getireceği, yankı yaratacağı bir zamanlamayı bekledik. Diziyi kasım ayında yayımlasaydık bu etkiyi muhtemelen yaratamayacaktık.
Bu araştırmayı yayımlayarak kamuoyuna karşı gazetecilik görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz.

Cafe