|
 |
|
|
Efsane kral Midas
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Yunan Tanrısı Apollon ve Kır Tanrısı Pan arasında yapılacak bir çalgı çalma yarışmasında Midas yargıçlardan biri olarak seçilmişti. Kır tanrısı, kavalıyla hoş sesler çıkarıyordu; ama Apollon’un gümüşten liri her çalgıdan üstündü. Yargıçlardan ikincisi da€ tanrısı Tmolos, yengi çelengini Apollon’a verdi. Ama Midas oyunu yarışma sonunda Pan’dan yana kullanınca Tanrı Apollon çok kızdı ve ''güzel müziği ayırt edemeyen kulak insan kulağı olamaz, sana eşek kulağı yakışır'' diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürdü. Midas bir süre, Tanrı’nın armağanlarını koca bir külah içinde sakladı. Sakladı ama onun saçlarını kesen berber sonunda kulaklarını gördü ve böylelikle kralın sırrını öğrenmiş oldu. Ancak sır bu, insan ağzına sığar mı? Berber sancılar geçirdi. Dayanılmaz ıstıraplar yaşadı. Sonunda sırrını bir kuyuya söylemeye karar verdi. Kuyuya eğildi ve ''Midas’ın kulakları eşşek kulakları'' diye bağırdı. Sırrı kuyudaki su sazlara, sazlarsa rüzgarda salına salına bütün etrafa yayıldı. Böylece bütün ülke Midas’ın sırrını kısa zamanda öğrendi. Daha sonra halk Midas hakkında gölge oyunları oynamaya başladı. Midas artık bıkmıştı. Ve Midas artık bu yargıyı yok etmek için sonunda kulaklarını kesti. Daha sonra kulakları yeniden çıktı ama eskisinden daha da gür bir şekilde...
Günümüzle benzerlik
Midas, kral oluşu gibi yaşamı ve ölümü üzerine de mitolojiler yazılmış olan ünlü Frigya kralı... Yaşamı boyunca acılar çekmiş olan Midas, eşek kulaklarıyla ünlenen bir kral olarak da tanınır.
Yapılan bilimsel çalışmalarda, Midas’ın ana karnında bir hastalığa yakalandığı ve kulak kanalları asimetrik olarak doğduğu anlaşılmış. Çirkin bir görünüm oluşturan bu hastalık Midas’ın kafatasında belirgin izler de bırakmış. Halkından utanan Midas’ın sürekli olarak başına geçirdiği bir serpuşla gezdiği, kulaklarını hiçbir zaman göremeyen halkının ise krallarının kulakları hakkında yorum yaparak, göremedikleri kulakları eşek kulağına benzeterek kralları hakkında dedikodu yaptıkları düşüncesi kuvvet kazanmış. Midas’ın hükümdarı olduğu Frigya’nın bilinen iki önemli merkezi varmış o yıllarda: Siyasi merkez Gordion, diğeri dini merkez Midas Şehri (Bugünkü Yazılıkaya- Eskişehir). Bir dönem Ege Denizi’nden Yukarı Fırat Vadisi’ne dek uzanan Frigya topraklarında feodalite hüküm sürmekteymiş ve topraklar din bilgini olduğunu iddia edenlerin elindeymiş. Yani, o günkü durum, biraz da bugüne benziyormuş...
Mitoloji ve tarihten aldığı konulara dayanarak yazdığı oyunlarında çağımıza eleştiriler getiren yazar Güngör Dilmen’in Midas Üçlemesi de Midas’ın tutku ve çelişkilerini sergiler. Midas’ın Kulakları, Kral Midas’ın büyüklük tutkusuna kurban oluşunu; Midas’ın Altınları, altın ve paraya olan tutkusunun nelere mal olduğunu; Midas’ın Kördüğümü ise Midas’ın, bir kördüğümü çözme tutkusu yüzünden ülkesinin yıkımına neden oluşunu, aymazlığını anlatır. Ankara Ekin Tiyatrosu da büyük bir ihtimalle bu paralelliği Güngör Dilmen’in efsaneden oyunlaştırdığı Midas’ın Kördüğümü’nü, Erhan Gökgücü rejisiyle sahneye taşımış. Oyunda, kör inançlara saplanmış, kendinin ve ülkesinin geleceğini atadan kalma bir kördüğümün çözülmesine bağlamış, uyarılara rağmen ülkesinin içine düştüğü zaafı görmemekle direnmiş; finalde kendi ile birlikte ülkesinin de sonunu hazırlamış bir kralın öyküsü anlatılıyor.
Midas’ın Kördüğümü, 8 Aralık 18.00 ve 20.30’da, 9 Aralık’ta da 18.30’da İzmir Sanat Büyük Salon’da olacak. Ne diyelim... İyi seyirler!
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|