10 numara bir yazı (Derbi niyetine)
Galatasaray, neredeyse 10 yıl bir 10 aradı.
Sonunda buldu.
10 dakika bile oynatmadı hazırlık maçlarında.
Lige sakladı.
* * *
Galatasaray'ın hazırlık maçlarını D Smart satın aldı.
Verdikleri parayla Galatasaray da yeni 10 numarasını aldı.
Yeni 10, ilk D Smart'da seyredilecekti.
Hedef buydu.
Ve...
10 binlerce insan ekranın karşısında toplandı.
Bir baktılar...
Galatasaray hem onsuzdu, 10 numaraları olmadığı için 10'suzdu.
Eski 10'larla oynuyorlardı.
9.5'dan olma 10'larla.
10 binlerce Galatasaraylı 10 dakika seyredemediler Galatasaray'ı.
* * *
Lig başladı...
Galatasaray'ın Lincoln'lü ilk maçında, 10 bin kişi yoktu.
Ali Sami Yen'e rağmen.
Yeni 10'una rağmen.
Ona rağmen.
* * *
İlk derbide oynamadı, hocası kadro dışı bıraktı.
* * *
Bu aralar oynuyor.
Hesapta.
Galatasaray artık yeni 10'uyla oynuyor. Medya "onunla 10 kişi oynuyorlar" diye eleştiriyor takımı.
* * *
Galatasaray'ın bu 10'un öncesinde 10'u yoktu.
İliç vardı.
10'umsuydu, 10 gibiydi.
Her sene 10'un üzerinde gol atardı, 10'un üzerinde asist yapardı.
Neredeyse, 10'da birine oynuyordu Galatasaray'ın şimdiki 10'unun.
* * *
İlk yarı bitmek üzere.
10, ikinci derbisinde de oynamayacak.
Öyle gözüküyor.
Bugüne kadar, hepsi hepsi 2 golü, 2 asisti mi ne var.
Yani...
Oynasa da olur, oynamasa da...
* * *
Yeni 10 takımın en pahalı oyuncusu, bir süper star o.
Oynatmasan olmaz.
Oynatınca da 10 kişi oynuyorsun.
Yani...
Onsuz da olmuyor onunla da.
Ve işin en kötüsü...
10'suz, hiç olmuyor.
* * *
Galatasaray, en değerli rakibiyle oynayacağı en kritik maçta, süperstarını oynatamıyor.
Bu olabilir.
Adam sakat.
Ama...
Galatasaraylı "valla iyi oldu, 10 kişi çıkamazdık Saraçoğlu'ndan" diyor.
Bu olur mu?
Olur, bu da olur.
Valla billa.
Burası Galatasaray.
Ve...
Bu sebeple bikere daha Guiness'lik oldular.
Hemde bir kere daha tez konusu...
Ve...
Tabii bence.
Taaa Ağustos'ta bakın ne yazmışım...
Arda, Hasan Şaş ve Herr Feldkamp...
Ne tuhaf.
Tıpkısının aynısı.
Sanki ben ve matematikçi Herr Rinnert.
Veya...
Sanki ben ve Almancacı Herr Umlauf.
* * *
Kalli Feldkamp her hafta o dünlere döndürüyor beni.
Alman Liseli günlere.
Okulun en iyi talebelerindendim, en iyi almanca konuşanlarından da... bile kalmamıştım onuncu sınıfa kadar.
Benden bir Pisagor, bir Goethe yaratmak istediler.
El birliğiyle. Alman Lisesi'nden kaçtım, sonra Almanya'dan, sonra Almanlar'dan. İtalya'ya ve Güzel Sanatlar'a (ne alakam varsa)...
Sonra sigortacı oldum (pes), sonra Jazz Club açtım (valla billa)
Sonra Antik Roma ve Toscana üzerine üç-beş uzmandan biri... (rüyamda görsem inanmazdım valla)
Sonra da bu işler... (ha ha ha)
* * *
Arda ve Hasan Şaş'ın kaderi Herr Feldkamp'ın elinde.
O dünlerdeki ben gibi.
Ya bu deveyi güdecekler ya da bu diyardan...
* * *
Bu ülkede son yıllarda yetişen en yetenekli futbolcu, bakalım 30'unda ne olacak, nerede olacak?
Kalli'nin planladığı bir yerde mi?
Ya da kel alaka bir yerde mi?
Benim gibi.
Ya da Hasan Şaş...
Bu seneyi nerede bitirecek?
Galatasaray'da mı?
Ya da bitiremeyecek mi?
Benim gibi...
"Yandım Allah" diyerek kaçacak mı?
***
Daha Ocak bile olmadı.
Bu yazıdan Arda'yı, bugünlük çıkarın, Hasanlı bölümü bir daha okuyun.
Ardalı bölümü de bir yerlerde saklayın.
Bir gün o da lazım olur.
Milliyet Yılın SporcusuBu sene 54'üncüsü...
Benim oyum yılın takımı dalında, Ampute Milli Futbol Takımı'na.
Yılın sporcusu yok, yılın sporcuları var bu sene.
Bence.
Ampute Milli Futbol Takımı'nın sporcuları.
Onları birbirinden ayırmaya gönlüm razı değil.
Ve...
Milliyet'i kutluyorum.
Hem 54 yıl için hem 54'üncü yıl için hem de bu takımı aday gösterdikleri için.
Ve...
Gerisi artık Milliyet okuyucularına kalmış.
Ali Atıf Bir
Ali Atıf Bir, işi çok kişiselleştirmiş.
Tarzını dibe vurdurmuş.
Milliyet'te cevap versem olmaz, ayıp olur Milliyet'e.
Tabii size de...
Cevap vermesem de olmaz.
Bana ayıp olur.
Belki bir gün, bir İstanbul sokağında, ona cevebını onun tarzıyla da veririm.
Bugünlük sadece şu:
Beni tanımıyor belli.
Onun en yakınında mükemmel bir çift var, Arıboğan çifti, ikisi de hakiki dostum.
Üniversitesinin rektörü canım arkadaşım ve futbol federasyonunun genel sekreteri, kardeşim Lütfi...
Onlara sorsun beni.
Ve...
Normalde, onun rüyasına bile girmemem lazım da...
Kader işte.
Köşesine girmişim.
* * *
Yazısının başlığı "Milliyet Bilgin'i okula gönder"...
Son okulum geldi aklıma.
Accademia di Belle Arti di Firenze(Floransa Güzel Sanatlar Akademisi)
Okulun galerilerinden birinde, Mikelanj'ın ünlü David heykeli var.
100 küsur senedir orada.
Yılda milyonlarca kişi ziyaret ediyor.
Ne okuldu ama...
Ne günlerdi ama...
www.sporyazarlari.com'dan
***
Son derbi, 3 Kasım'da oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisiydi.
29 Ekim Pazartesi - 3 Kasım Cumartesi günleri arası, derbiden önceki hafta, 163 ayrı yazar, toplamda 342 derbi yazısı yazmış.
* * *
Cumartesi Fenerbahçe-Galatasaray derbisi var.
Derbiyi yazacaktım.
Vazgeçtim.
Sebebi yukarıda.
bilgingokberk@mail.com

Cafe