
Melih AŞIK
Açık Pencere
Sözü olan konuşur
CHP'lisi, MHP'lisi, DTP'lisi, bağımsızı... TBMM'de kendini muhalefet olarak niteleyen milletvekilleri o yüce mekâna kapağı atabilmek için seçim öncesinde deli danalar gibi koşuşturdular. Kapağı attıktan sonra da, pek azı hariç, ortadan kayboldular. Kimisi parti disiplini ortaya çıkmamı engelliyor der.. Kimisi içtüzük istediğimiz şekilde görev yapmamıza izin vermiyor, milletvekilinin tek başına bir şey yapması mümkün değil, gibi mazeretler ardına sığınır. Ne var ki, Meclis televizyonunu ne zaman açsanız karşınıza Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç çıkar... Vakit ister öğle sonrası olsun, ister gece yarısı fark etmez... O sürekli kürsüdedir...
Dün Kamer Genç'e bunun sırrını sorduk.. Dedi ki:
"İçtüzüğü iyi bilirseniz ve halk adına bir şeyler söylemeye niyetiniz varsa bunun mutlaka bir yolunu bulursunuz. Ben uzun yıllar Başkan Vekilliği yaptığım için iç tüzüğü iyi biliyorum. AKP'liler Kanunlar ve Kararlar Dairesi'ni tam denetimleri altına almışlar. Bir kanun tasarısı Meclis'e geldiğinde bu müdürlüğe gidip bütün söz haklarını kendileri için kapatıyorlar. Ben de bunun üzerine her madde üzerinde önerge veriyorum. Önerge sahibi olduğum için söz hakkım doğuyor. Ya da bakanlara sözlü soru yöneltiyorum. Bakan, soruma üç birleşim yanıt vermeyince yine konuşma hakkım doğuyor..."
Özetle... Söyleyecek sözü olan ve 'Meclis yan gelip yatma yeri değildir' diye düşünen her kim olursa kürsüye çıkmayı ve konuşmayı beceriyor...
Sabah gazetesini Erdoğan'ın damadının şirketi almış.
Bakarsınız gazetenin ismini "Kayınpederin sesi" diye değiştirirler...
Haldun Ertem
Vermezmiş... İyi niyetli dostumuz Uğur Dündar önceki gün televizyon programında bu tür değer kazandırılan arazilerden vergi alınarak kanser tarama cihazları gibi çok elzem cihazların sağlanması için çağrı yaptı. Kadir Topbaş ve arkadaşları çok etkilenmiş olmalıdır!
İngiliz vatandaşı da olan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye'de ücretler çok yüksek" demiş.
Der tabii! Sir Şimşek'in emekçilere değil, İngiltere Kraliçesi'ne sadakat yemini var!
Gülhan Elmas
Mitingde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok, Prof. Dr. Süheyl Batum, Av. Nazan Moroğlu ile YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu birer konuşma yapacaklar...
Barolar Birliği'nden yapılan çağrıda:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin laik, demokratik, hukuk devleti karakterini değiştirme gayretlerine direnme bilincinde olan herkesi Tandoğan'da toplanmaya bekliyoruz" deniyor...
Dışişleri Bakanlığı'nı bu davayla ilgilenmeye çağırıyorum." TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün geçenlerde yaptığı bu uyarı ve çağrı her nedense basında pek ilgi görmedi. CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle dün verdiği önergede şu soruları sordu:
"Söz konusu dava ile ilgileniyor musunuz? Dünya Bankası ve BM nezdinde davayla ilgili ne tür girişimlerde bulundunuz?
Uzanların açtıkları dava Türkiye aleyhinde sonuçlanırsa, talep edilen 40 milyar dolar Hazine'deki vatandaşlardan toplanan paradan mı karşılanacak? Bu mahkûmiyete sabep olan uygulamaları yapanlar da sorumlu tutulacak mı?"Uzanların mallarına el koyarken "Kümesteki kazlarını bile aldık" diye babalanan Başbakan, bundan dolayı ceza yersek yaptığı şeyin faturasını kendisi mi ödecek yoksa faturayı vatandaşa uzatıp, "Buyurun, siz ödeyin" mi diyecek?
Soruların yanıtları beklenirken 40 milyar dolar hakkında küçük bir fikir verelim.. Türkiye'nin geçen yılki toplam ihracatı 85 milyar dolardı. İstenen tazminat onun yarısı kadar bir şey...
- Efendim dedi, sizden çok özür diliyorum, elimizde olmayan sebeplerle her iki konferansı da iptal etmek zorunda kaldık.
Sorulunca sebebini de açıkladı:
- Rektörümüz, topluluğumuzun çok aktif olduğunu söyleyerek biraz daha yavaş gitmemizi... Yani, üstü kapalı olarak bir süre etkinliklerimizi durdurmamızı istedi.
Özetle... Atatürkçülüğün yasak faaliyet haline gelmeye başladığının sayın Rektör de bilincine varmış. Gerekli ikazı yapmış!
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe