
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Türban Anayasa'ya "çizimli" girmeli...
HERHALDE yeni anayasa, AKP'lilerin hazırladığı ve "Biz yaptık oldu!" diye Meclis'ten geçirecekleri anayasa, Türkiye'nin ilk şekilli anayasası olacak...
Hani bazı ev aletleri ve beyaz eşya tariflerinde bir şeyi anlatırken (Şekil 1'de görüldüğü gibi) derler ya, bu anayasada da şekiller numaralı olacak...
* * *
MESELA türban maddesi...
Maddede sadece "Türban serbesttir" dense yeterli mi?
"Türban" ama hangi "türban?"
Çarşamba türbanı mı, Erenköy türbanı mı, Konya türbanı mı?
Şimdiye kadar "türban" diye birbirimize girdik, "Anayasa'ya sokalım da rahat edelim" desek bile, türbanın nasıl bağlanacağını, nasıl sıkı sıkıya kafaya oturtulacağını, tek saç telinin dahi gösterilmeyeceğini tarif edip anlatamazsak yine kargaşa çıkacak, onun için türbanı çizip Anayasa'ya sokmak lazım. Herkes Anayasa'daki şekle bakar, türbanını bağlar, karışıklık olmaz, zira bir de "Senin türbanın, benim türbanım!" kavgasına tahammülümüz kalmadı!
* * *
ŞİMDİ yine bazı münafıklar itiraz edecekler:
"Anayasa'ya türban girer mi?"
Niçin girmezmiş?
Keşke şu etek boyu, paça genişliği, ceketin kaç düğmeli olacağı, yandan yırtmacı bulunup bulunmayacağı da Anayasa'da dercedilse de, üzerinde tartışılacak konu kalmasa...
* * *
BİZ Avrupalı olacak mıyız, olmayacak mıyız?
Eğer Avrupalı olacaksak, Anayasamızda türbana da, giyim kuşama da, hayvan kesimine de yer vermeniz gerekir.
Bu da nereden çıktı, demeyin, geçen gün televizyon kanallarından birinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Profesörü ve Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı AKP'li Burhan Kuzu söyledi; lafı evirdi çevirdi, o kadar usturuplu getirdi ki...
"Bakın adamlar hayvan kesmenin koşullarını bile anayasalarına koymuşlar, hayvan haklarını koruyorlar... Türban da insan hakkı değil mi?"
* * *
HANİ zekâsından, görgüsünden, tecrübesinden, insanları tanıma yeteneğinden kuşku duysak, söylediklerine kanıp mazeret kabul edeceğiz. Lakin hem karşısındakilerin kim olduklarını çok iyi biliyor, ama yine de hâlâ umudunu taşıyor.
Neymiş beklenen umut?
Hani Sayın Başbakan "türban" yüzünden rencide olan ortaokul öğrencisi kıza telefon edip "Sabret, bir gün bu da geçer!" diyerek gönlünü aldı ya!
Şimdi kendisinden umutla beklenen şu...
Başbakan Amasya'ya telefon edip, inançlarına yapılan baskıdan bunalıp okul değiştiren öğrencileri de teselli etmeliymiş!!!
* * *
YAPMAYIN, etmeyin, eylemeyin, hâlâ mı, hâlâ mı siz bunların "Biz değiştik!" palavrasına inanıyorsunuz?
Sorun onlara bakalım:
"Demokrasi araç mıdır, amaç mıdır?"
"Amaçtır!" deseler inanacak mısınız?
Sizler "Evet" deseniz bile, sizi tanıyan bizler "Hayır" deriz ya!
Şunun şurasında 40 kişiyiz, birbirimizi tanırız.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe