
Mehmet BARLAS
Gözlem
Hiç konuşmadan da birlikte yaşanılabilir mi acaba?
Anadolu Ajansı'nın Uşak mahreçli haberini okudunuz mu?
Derbent Köyü'nde yaşayan 78 yaşındaki Fadime ve 80 yaşındaki Celal Şahin, 54 yıldır evliymişler.
Haberi farklı kılan de iki önemli öğe vardı.
Birincisi, çiftçi olan Celal Şahin, geçimini düğünlerde "yarenlik" yaparak sağlıyormuş.
Demek bu "yarenlik" mesleği, televizyona bağımlı değil.
Demek Anadolu kırsalında düğünlerde konukları oyalayan profesyonel talk-show"cular veya "stand-up"çılar da var.
Aslında bir bilmecedir Anadolu.
Boyut farkları
Şair-diplomat rahmetli Fuat Bayramoğlu'na "Batı resmi üç boyutluyken, bizim minyatürler neden iki boyutludur" diye sorduğumda şu cevabı vermişti:
- Onların resimleri üç boyutludur ama insanları iki boyutludur. Anadolu'da ümmi bir köylü ile konuşurken bile, kaç tane boyutla karşılaşırsın.
Uzun yıllar önce Diyarbakır kırsalını dolaşıp, röportajlar yapıyordum. Bir köyde her şeyi bildiği söylenilen, yaşlı bir bilge kadının evine götürdüler beni. Hac farizasını da yerine getirdiği için, artık ona sadece "Hace Hanım" diyordu köylüleri.
Minderlerin üzerinde karşılıklı oturduk, sohbet ediyoruz. Hace Hanım'ın yanındaki sehpanın üzerinde kolonya şişeleri dolu. Benim sorularıma cevap verirken, sürekli avucuna kolonya doldurup, burnuna çekiyor.
Sohbetimiz gerçekten çok renkli geçiyordu. Okuma yazması olmayan bu hanım, konuşurken düşünceler arasında adeta uçuyordu.Ümmi olabilirdi ama kesinlikle cahil değildi.
O kulübede kaldığım sürede iki şişe kolonyayı burnuna çekerek bitirdi.
Durumu kabullenmek daha doğru
Anladım ki Hace Hanım alkolikti. Ama köyündeki sosyal konumu dolayısıyla içki içmesi mümkün değildi. Bunun yerine burnuna kolonya çekerek, alkol gereksinmesini gideriyordu. Kolonyadaki alkol kanına karıştıkça da, düşünceler arasında uçmaya başlıyordu.
Köylüleri de bunu kabullenmişlerdi anlaşılan.
Neyse… Uşak'ın Derbent'indeki Fadime-Celal Şahin çiftine ilişkin haberdeki ikinci öğeye gelirsek.
Derbent Köyü'nde yaşayan 78 yaşındaki Fadime ve 80 yaşındaki Celal Şahin, 54 yıldır evliymişler.
Varlıklı bir aileden gelen Fadime, yıllar geçince profesyonel yaren Celal'in yoksulluğuna takılmış. Odalarını ayırdıkları yetmezmiş gibi, odunlarını bile ayrı kesiyorlarmış. Ölene kadar konuşmamak için de yemin etmişler.
Fıkradaki gibi bir durum olabilir mi acaba?
Ayrılmak isteyen çiftin kadını, hakime "Bu adamla 40 yıldır evliyiz, benimle bu 40 yılda tek kelime konuşmadı" demiş. Hakim erkeğe "Karınla neden hiç konuşmadın" diye sorunca adam boynunu bükmüş,
- Lafını kesmemek için konuşmadım, diye cevap vermiş.
Birbirleriyle konuşmayan Fadime-Celal Şahin çiftinin ise 9 çocukları ve 32 torunları olduğu anlatılıyordu Anadolu Ajansı'nın haberinde.
Konuşmadan birlikte yaşayanlar
En küçük çocuğun yaşı haberde verilmediği için, konuşmadıkları dönemde de çocukları oldu mu sorusuna cevap bulamadık… Ama Fadime Şahin'in 20 yıl önce 58 yaşında olduğu düşünülürse, demek küslükle bu durumun bir bağlantısı yok.
Aslında sade evli çiftler değil toplumların farklı kesimleri de birbirleri ile hiç konuşmadan birlikte yaşamazlar mı?
Birbirlerinin sorunlarını ve durumlarını ise, 3'üncü kişiler ve kaynaklardan öğrenirler.
Örneğin şu Avrupa Birliği ve Avrupa Kurumları sayesinde, bizde de devlet ve toplumun farklı kesimleri birbirlerinin sorunları ve durumları hakkında bilgi sahibi olmuyorlar mı?
Başka bir küs çift fıkrasını hatırlayalım isterseniz.
Ayrılmak isteyen çiftin kadını hakime "60 yıldır evliyiz ve ilk günden beri aramızda şiddetli geçimsizlik var" demiş. Hakim "Neden ayrılmak için 60 yıl beklediniz" diye sorunca kadın "Çocuklarımızın ölmesini bekledik" diye cevap vermiş.
Dost nereye düşman nereye bakar?
Ne demiş atalarımız?
- Dost başa düşman ayağa bakar!
Bu özdeyişin içeriğini şu anda anlamaya çalışanların başında herhalde Cumhurbaşkanı'nın eşi Hayrünnisa Gül geliyordur.
Örtülü olduğu için "başı"ndan onu eleştirenlerin, şimdi de giydiği tabanı kırmızı pahalı ayakkabıları yüzünden "ayak" eleştirisine takılmaları özdeyişin tutarlılığını tartışılır hale sokmuyor mu?
Bu toplumda herkese yaranmak için en doğru konum, "başı kabak-yalınayak" olmak mıdır?
mbarlas@posta.com.tr

Cafe