Porto'yu Dragao'da yenmek
En son Liverpool maçı hakkında böyle bir yazı yazmıştım. O yüzden elim zor gidiyor itiraf edeyim. Ama Beşiktaş'ın bu maçı kazanabileceğini biliyorum. Liverpool'a da yenilmeyebilirlerdi. Bunu da bugün bile söyleyebilirim.Burada taktik detaylardan isimlerden bahsetmeyeceğim. Porto üzerine bir kitap yazmak Dragao (Dragon okunuyor) atmosferi üzerine şarkı yazmak mümkündür. Kolay olmayacak. Ama şu bir gerçek ki, Marsilya'nın orada oynadığı oyunu oynayarak bu işi yapabilirisiniz. Marsilya'nın ne kadar iyi olduğunu da daha yeni gördük.
Beşiktaş çift çapa oynamak zorunda. Marsilya maçında 2. yarının ilk 20 dakikasında olduğu gibi kapanıp baskı yerse bunun altından kalkamaz. Böyle bir oyunda sadece Quaresma ve Lisandro bile maçı alır götürür. Önde tutmalılar oyunu. Her korner, 40 metrenin altında verilecek her serbest vuruş çeyrek goldür. Çıkarken kaptırılacak toplar ölümcül olur.
Orta sahada kalabalık sert, asla hakemle oynamayan bir oyun şart.
Beşiktaş'ın ileride top tutup takıma zaman kazandırabilecek tek oyuncusu Nobre, o da bunu yapamıyor. Beşiktaş'ın, Ricardinho'dan yararlanamayacak olması da bu konuda ciddi bir dezavantaj. Bu yüzden Bobo'nun salt bir golcü gibi davranmaktan vazgeçmesi ve Delgado'ya bu konuda yardımcı olması gerekir. Liverpool maçı sadece savunma ve orta sahanın yer kayıplarından doğdu. Bu konuda 90 dakika yüksek konsantrasyon lazım. Savunma topları sıkışınca ileri vurmaktan imtina etmemeli. Baskı yenilen anlar çok can sıkıcı olabilir çünkü. Korkunç tribün gürültüsü bu baskının sosu oluyor orada.
Bu maçta topa sahip olmak önemli değil. Topun ileride kalması önemli. Kanat kademeleri sağlam tuttuğunuzda Quaresma içeri girmeye zorlandığında etkisi azalacaktır. Ama onun karşısında durarak onu tutamazsınız. Vücut vücuda olma zorunluluğu var. Beşiktaş için kilit; çift çapası yani. Tek pasla Delgado'ya dolaşma ve dinlenme özgürlüğü sağlamak şart.
Bir maç başı baskısı kurmak da kilit. Seyirci hemen susuyor çünkü. Hatta Portolular da. Onlara İstanbul'daki iyi oyunun devamının var olduğu hemen en başta anlatmak gerekir.
Topu ileride tut. Birbirinden kopma. Hakemle oynama, şut dene. Savunmaları açık verecek. Hep veriyor zaten.
Beşiktaş bunu yapabilir. Ve bu gerçekten tarihi bir adım olur.
Kimse unutmasın! Galatasaray, UEFA zaferine 5-0'lık Chelsea maçından gitti.
Yıldırım Demirören orada oturabilir mi?
Beşiktaş seyircisine ayrılmış ama şehre bile kabul edilmedikleri için boş kalan bölümde yüzlerce jandarma var. Ortalarında Beşiktaş Yönetim Kurulu. Soralım o zaman:
1- Yıldırım Demirören cezalı. Başkan apoletiyle statlara giremez.
2- Beşiktaş seyircisi olarak da giremez. Çünkü il güvenlik kurulu bunu da yasaklamış.
3- Peki Demirören eski bir jandarma çavuşu olarak mı orada?
4- Eğer Beşiktaş seyircisi maça giremiyorsa o bölge niye boş?
5- O maçı 500 bin kişilik bir statta oynatsanız Bursalılar doldurur. Peki 2 bin kişilik yeri niye boş tutuyorlar.
Daha bin soru sorulabilir bu konuda. Ama birinin bile cevabı yok!
Bu dünyadan olmayan adam
Galatasaray - Fenerbahçe basketbol maçı başlamadan önce saha kenarı röportajda Murat Özyer'e maçı soruyor Irmak. Özyer daha ilk cümlesinde Fenerbahçe'nin uzun süreli sakatlık yaşayan 2 oyuncusuna geçmiş olsun diyor. Yumuşak, soğukkanlı, sıcak bir üslupla. O çılgın atmosferin içinde. Sonra takımı çıkıp hiç zorlanmadan Fenerbahçe'yi yeniyor. İddialı olmak, insanlıktan çıkmayı gerektirmiyor demek ki. O bu göreve atandığında 'Olmaz' demiştim 'Bu görev için fazla iyi huylu' Düzen onu değil, o düzeni değiştirecek galiba. Olurmuş! Yanıldığıma nasıl seviniyorum anlatamam.
Özerklik isteyene bakar mısın?
"Cumhurbaşkanı bu kadar kazanırken Fatih Terim'e bu kadar maaş ödenir mi?" diye soruyor TBMM'de Muş milletvekili Sırrı Sakık.
Daha üç gün önce federasyonun özerkliğini genişleten yasa önümüze konmuşken hem de... Hem de ülkede özerklik isteyen tek partinin en önemli isimlerinden biri söylüyor bunu. Demek ki, insanların kendisi için istediği özerklikle başkasının özerkliği de farklı olabiliyormuş!
Bu konuya daha önce de değinmiştim bir kez daha yazalım.
Bu uluslararası bir iştir. Fatih Terim'in maaşı, cumhurbaşkanıyla karşılaştırılmaz (ki Cumhurbaşkanın da maaşı değil, ödeneğidir önemli olan. Onun ne kadar olduğuna bakmak gerekir). Asgari ücretle hiç karşılaştırılamaz. Terim'in maaşının yüksek olup olmadığına bakacaksanız, dünyadaki milli takım teknik direktörlerin maaşlarıyla karşılaştırmalısınız. Böyle baktığınızda maaşı düşüktür bile.
Eğer böyle karşılaştırmalara girerseniz. Kayseri valisiyle Tolunay Kafkas'ın maaşını da karşılaştırmalısınız.
"Yahu o kulüp, devletin cebinden çıkmıyor o para" demeyin. Çünkü Belediye'nin kasasından çıkıyor aslında.
Bir de Sırrı Sakık şunun cevabını verebilmeli. Diyelim ki, Terim bıraktı görevi, federasyon da yeni bir isimli hoca arayışına girdi. Terim'in aldığının 2 katından aza razı olacak bir tek isim bulunabilir mi?
Politika insanlara hayatı unutturuyor maalesef. Piyasa denen şeyden de hiç haberleri kalmıyor uzun süre kendini buna adayanların.
Ama yine de bunları duymak iyi oldu. 2 sebeple;
1-DTP'den bölge dışında bir konuda bir düşünce duyduk
2-Özerkliği nasıl anladıklarını anladık.
Derbi notları
1-Fenerbahçe'nin standart, kendini zorlamadan oynadığı oyunun bu kadar zirveyi bulmuş olması inanılmaz.2-Pazar günü seyrettiğim Tuncay takımda olsa o boş alanları nasıl doldurur ve skor nereye giderdi tahayyül dahi edemiyorum.
3-Kalli'nin görece düşük takımlara çok güzel giden çılgın hücum oyunu bir üst seviyede iflas ediyor.
4-Roberto Carlos'un kendisini oyuna verişinin keyfini anlatmak mümkün değil. Gol sonrası koşusunda sevincine bakar mısınız? Ağlayacak neredeyse koskoca Carlos.
5-Semih çok yakışıklı, çok uzun boylu, çok sprinter olmayabilir. Asla kendisini herkese beğendiremeyecek. Yeni bir Hakan Şükür olayıyla karşı karşıyayız galiba. Ama şu bir gerçek ki, ligin en formda ve çok yönlü santrforu açık ara o. Onun son 5 haftada yaptıklarını Kezman yapsa bugün her gazetede sadece Kezman röportajı çıkıyor olurdu.
6- Sabri'ye karşı Marco ve Selçuk. Kalli burada iflas etti. Topal ve Güven yanında otururken hem de. Olmadı. Bu Wien karşısında bile korku verici.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe