Derbinin ardından
Bir derbiyi daha geride bıraktık. Mehmet Topal, Mehmet Güven dururken Sabri'den ön libero olur mu; Hakan Şükür, Ümit Karan dururken Serkan Çalık oynar mı tartışmalarına girmeye gerek yok. Bu konu maçın 11'i açıklandığı andan itibaren tartışılıyor zaten. Cumartesi akşamı maçın ardından ATV'deki Santra'da durumu özetleyen şöyle bir diyalog geçti:Kazım Kanat: Galatasaray'da Feldkamp eleştiriliyor. Ümit Karan ve Hakan Şükür'ün oynamadığı bir derbi... Genç oyuncuların oynaması...
Levent Tüzemen: Hakan'la Ümit'le oynadığı dönemde de Galatasaray Kadıköy'de kaybetti. Bu alternatif değil yani...
Verkaç'ta Ersan Çelik Galatasaray'ın hiçbir zaman bu kadar kötü oynamadığını iddia etti. Oysa 22 Nisan 2006'da oynanan ve Fenerbahçe'nin 4-0 kazandığı maçta da çok kötü bir performans sergilemişti Cim bom. Hani Gerets'in Ferhat ve Uğur'u oynattığı için topa tutulduğu maç...
Gerets'ten bahsetmişken... Santra'dan ayrılan Bülent Tulun, Gerets reklamlarına Ve Gool'de devam etmeye başlamış...
Gerets'in hocalığına diyeceğim yok, zaten teknik direktörleri eleştirmek de haddim değil. Ama bir insanın eline geçen her fırsatta Gerets güzellemesi yapması da garip geliyor bana.
Feldkamp'ın maçtan sonra oyuncularını eleştirmesini eleştiren Bülent Tulun, "Yerden yere vurulup, neredeyse kovulma şeklinde yollanan Gerets'in 2 sezon içinde hiç futbolcularını şikayet ettiğini gördünüz mü?" diye sorunca Göktuğ Sevinçli, özeleştiri yaparcasına "Bizim adam harcamakta üstümüze yoktur toplum olarak. Harcadık Gerets'i de ne oldu? Adam arslanlar gibi Marsilya'da çalışıyor" dedi...
Ah Gerets ah
Ah ah arşivlere bakmak lazım, Gerets için neler demiş bu memleketin futbol bilirkişileri... Adamcağız dayanamayıp, "Bir teknik adamın yaşamı, köpeğin yaşamından bile daha zor geçiyor. Ben köpek besliyorum, bunu biliyorum" bile demişti o zamanlar...Kör ölür badem gözlü olur ya hani, önceki akşam Stadyum'da Hiddink, Ve Gool'de Gerets, Verkaç'ta Löw saygı ve sevgiyle anıldı, kıymetlerini bilemedik tadında...
Verkaç demişken oradan devam edelim. Oradaki ekip bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere iki Galatasaraylı ve bir Fenerbahçeliden oluşuyor. Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra tartışmanın seviyesini tahmin etmek hiç de zor değil anlayacağınız. Ancak yine de iş icabı biraz takıldım programa:
Osman Tamburacı: Ne zaman Fenerbahçe, Kopenhag'da bir kupa kaldırırsa Galatasaray da Fenerbahçe'yi stadında yenecek.
Cem Arslan: 2000 yılında aldığı kupanın üzerine Galatasaray daha ne kadar kat çıkacak ya?
OT: Sen temele bak. Temel sağlamsa 50 kat çıkar.
...Ersan Çelik: Tarih gerçekleri yazar, tarihi de Cimbom yazar.
CA: Evet, dün gece yine bir tarih yazdı. Galatasaray Fenerbahçe'nin en rahat maçı.
...CA: Artık mahalledeki insanlar "8 yaşına gelen bir Galatasaraylı çocuk Kadıköy'den mutlu haberle çıkamadı" diyorlar artık. 8 yaşındaki çocuk sünnet oldu, erkek oldu ama daha Kadıköy'de bir galibiyet göremedi.
OT: Çocuk sünnet oldu, erkek oldu ama lacivert rengi olan Fenerbahçe, daha damat olup gerdeğe giremedi..
Osman Tamburacı ağzından çıkanları kulağı duymaz şekilde konuşmaya devam etti... Tecavüzden de bahsetti, mastürbasyondan da...
Sonra Ersan Çelik, "Sevgili seyirciler bu diyalogları ilgiyle takip ediyordur ama..." diye başlayan bir cümle kurmuştu ki, ben seviyesizliğe daha fazla dayanamayıp kanalı değiştirdim...
Bir doğru bir yanlış
Futbolu bilen Selçuk Yula, Santra'da Zico'yu stajyer ilan edenlere sitemlerini dile getirdi bu hafta, "arslanı kuzulara yem ettirmem" tadında... Yula dedi ki; "Zico stajyer falan değil. Japonya Milli Takımı'nı Dünya Kupası'na taşımış. Japonya'yı Asya'da ilk defa şampiyon yapmış. Brezilya'nın Dünya Kupası'nı aldığı kadroda teknik direktörlük yapmış. Brezilya'da Spor Bakanlığı yapmış bir insanı burada stajyer diye tanımlamak kimsenin haddi değildir."
Bir insanın teknik direktörünü savunması güzel bir şey. Keşke herkes Yula gibi olsa da teknik direktörler bu kadar kolay harcanmasa... Teknik direktörleri stajyer, çaylak ilan edenler önce kendi kariyerlerine baksa... Ama Yula, Zico'yu savunurken yanlış bilgiler de verdi. Mesela Zico, Brezilya'nın Dünya Kupası'nı aldığı kadroda teknik direktörlük YAPMADI.
Ama olsun, bu yanlış bilgi Yula'yı haksız çıkarmaz. Sadece "17 yıldır bu işi yapan birisinin daha iyi araştırma yapması gerekir" diyerek bu konuyu geçelim...
Alex'in sürekli hakeme itiraz etmesi tartışıldı bir de programda:
Mustafa Çulcu: Alex yine itiraz ediyor bu pozisyonda. 'Ne var bunda' dercesine... Takımın kaptanı da her pozisyona itiraz etme hakkına sahip değil.
Selçuk Yula: Ya keşke herkes Alex gibi itiraz etse... Hasan Şaş gibi falan etmesin de, Alex gibi etsin.
Bu nasıl sürekli kendi takımını ve futbolcularını haklı çıkarma isteğidir böyle?.. Takımının oyuncusunu savunmak için illa ki başka takımlardan futbolcuların adını vermek, onları kötülemek mi lazım?
Zico'yla ilgili sözleri için "ne güzel konuştu" diyordum ki, Yula yine Yula'lığını yaptı, bilindik haline büründü... Başka bir pozisyonda Alex Uğur'a diklenince de bu defa kıvırırcasına "Ama Alex'in itirazları hakemleri rahatsız etmiyor" dedi...
Yula'nın da bir gün Fenerbahçeli yöneticilerin ve futbolcuların hatalarını görmesi ve eleştirmesi dileğiyle...
Korktun mu?
Güntekin Onay: Bazı hakemlerimiz var şu anda, yorumculuk yapıyor, yazarlık yapıyor. Ben nasıl hakemlik yapmışlar zamanında gerçekten şaşırıyorum.
Rıdvan Dilmen: Kim?
GO: O kadarla kalsın, söylemeyeyim...
(%100 Futbol-NTV)
Sen değil futbolcular!
Mustafa Denizli: Appiah'ı bulmaları lazım.
Ertem Şener: Appiah boşta hocam görüyorum...
(Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Vah Beşiktaş'a vah!
Beşiktaş'ı bir dakikada şöyle tarif edeyim: Ben bazı maçlardan dönüyorum. Ah evde kalsam, otursam da torunla çizgi film seyretsem daha keyifli olurdu diyorum.
(Vedat Okyar-Ve Gool, TV8)
Kaç golle!
O dönemlerdeki gücüm veya şu anda o gücümle top oynamış olsam veya o dönemlerde arkamda Alex gibi birisi olsa 2 kere gol kralı oldum, 12 kere olurdum.
(Selçuk Yula - Santra, ATV)
Kime diyoz!
Ertem Şener: Evet hocam. Ne diyorsunuz, her şey bitmedi değil mi? Fenerbahçe kendi seyircisi önüne bıraktı...
Mustafa Denizli: Ofsayt!
(Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Hayır, portakal!
Böyle bir görüntü olur mu? Hangi takım? Hangi futbolcu, hangi takımdan? Seçen var mı abi ya? Domates, biber, patlıcan... Bunların hepsi domates...
(Erman Toroğlu - Maraton, Lig TV)
Bildiğin gibiymiş Abi!
Kazanırken iyiydin kaybedince nasılsın?!
(Turgay Şeren - Akşam)
Yaaaa!
Ertem Şener: İşte tecrübe... Muhteşem bir geri pas değil mi hocam?
Mustafa Denizli: Roberto Carlos için mi? Değil...
(Inter-Fenerbahçe maçı, Star)
Ara sıra bazı bazı!
Ahmet Çakar: Selçuk Dereli'yi hiç tanımam. Hayatımda bir defa oturup çay içmiş değilim. İnşallah 5 sene - 8sene sonra dağ otelinde içebiliriz.
Gürcan Bilgiç: O da seni tanımıyor di mi?
AÇ: Ben onu tanımıyorsam o beni nasıl tanıyacak Gürcan? Yine başladın tuhaf sorulara...
(6 Pas - Show TV)
yakantop@gmail.com

Cafe