|
 |
|
|
EXPO 2015 protokolü...
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Hep birlikte gönül verdiğimiz ve ana teması, ''Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık'' olarak belirlenen ''EXPO 2015'' için adaylık süreci devam ederken, geçen hafta, sanıyorum ''İcra Kurulu veya Yönlendirme Kurulu''nun girişimiyle bir tanıtım toplantısı düzenlendi; adına panel dedikleri...
Kuşkusuz kamuoyunun böyle bir açılıma ihtiyacı vardı. Evsahiplerine teşekkür ediyoruz... AKM’de tertip edilen toplantı için özenildiği açıkça belli oluyordu ''ama detaylar bir aday ülke performansından uzaktı'' diyebilirim. Kimseyi haksız yere eleştirmek ya da kimsenin şevkini kırmak gibi bir niyetim yok. Fakat hamasÓ heyecanların, tuz-buz hayal kırıklıklarına dönüşmemesi için hazır daha ''biz bize''yken biraz olsun söylenmek lâzım! Meselâ, dinleyiciler salona girerlerken çalınan fon müziği, uluslararası açılımın vitrinlendiği bir gündemde, neden ''Bizet ve Strauss''un estetiğine emanet edilmişti de, ''yüzüncü doğum yılını kutladığımız hemşerimiz Adnan Saygun'' hatırlanamamıştı?
* * *
Sonuna kadar kalamadığım panelin, önceden bildirilen zaman planına uygun olarak akamayacağı, açılışın gecikmesinden belliydi. ''Bu geleneksel defomuz, uluslararası arenaya çıkarken yine çok sırıtacak gibi duruyor''. Pek çok kişinin ''nereden çıktı bunlar'' diye söylendiğine tanık olduğum bir öğrenci topluluğu, çok sesli hale getirilmiş birkaç türkü söyledi; Işılay Saygın Anadolu Meslek Lisesi diye not almışım... Belki de toplantının en rafine ve en başarılı bölümüydü; ''ağzınıza sağlık genç arkadaşlar...'' Ama İzmir (haydi Ege olsun...) eksenli bir projenin tanıtımında bir ''Azeri türkü ile bir Karadeniz esintisi'' sunma fikri, üstünde çok düşünülmediğini hissettiriyor.
* * *
Koltuklara bırakılmış, ''yükte hafif, pahada ağır'' dosyalarda EXPO ve 2015 perspektif hakkında hemen her türlü bilgiyi bulmak mümkündü. Gelgelelim, hemen bütün konuşmacılar, bu ''yazıya dökülmüş çerçeveyi tekrar tekrar anlatmaktan geri durmadılar.'' Ve en önemlisi, açılış konuşmaları faslındaki ''bıkmadığımız, usanmadığımız protokol merakı...'' Sayın Büyükelçi Bahattin Gürsöz, Sayın Kocaoğlu, Sayın Kıraç ve Sayın m
milli savunma bakanımızın özgün konuşmaları, bu vazgeçemediğimiz orta-şark sembolizması yüzünden uzadı ve gölgelendi. İstisnasız bütün konuşmacılar, şuna benzer bir dizge içinde hem zaman kaybettiler, hem de zaman kaybettirdiler: ''Sayın bakanım, sayın belediye başkanım, sayın valim, sayın başsavcım, sayın komşu illerin valileri, sayın milletvekilim, sayın il genel meclisi üyeleri, sayın rektörüm, sayın kaymakamlarım, değerli basın mensupları, sivil toplum kuruluşlarının değerli üyeleri vs. vs. vs...'' Benden hatırlatması; bu ülkenin, ''şekle takılıp esası ıskalayacak'' ve daha fazla kaybedecek zamanı kalmadığını artık fark edin ne olur?
* * *
Oturduğum koltukta, aklımdan bütün bunlar geçerken, tam ''Ne menfi adamsın. Bırak şu huyunu'' diye kendime yüklenmeye hazırlanıyordum ki, yanımdaki usta gazeteci dostum, ''Yahu Prodi’ni konuşması 2 dakikadan daha kısaydı; ne olacak bu halimiz?'' diye bana sormaz mı?
Son olarak, EXPO’nun yurtdışı gezilerini kaçırmayan bazı eksper (?) dostlarımızın ''Alsancak’tan Konak''a kadar gelememiş olmalarına şaşırmadığımı da ekleyeyim.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|