İnsan köpeği ısırdı
Isparta'daki uçak kazasında yaşamlarını yitiren fizikçilerin ancak 'ölünce' haber değeri taşıdıklarına ilişkin eleştiriye yanıt Milliyet muhabiri Önay Yılmaz'dan geldiDERYA SAZAK
Türkiye'yi yasa boğan Isparta'daki uçak kazasında ölenler arasında çok değerli bilim insanları da vardı. Fizik profesörü ve Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Ömür Akyüz, 4 Aralık tarihli Radikal gazetesinde medyanın tutumunu eleştiren bir makale yazdı.
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki cenaze töreninde medya ordusunun (ortamcı diye adlandırıyor hoca) kazada yitirdiğimiz Prof. Engin Arık ve öğrencileriyle ilgili bilgi almak için yarıştığından hareketle şöyle diyor sayın Akyüz:
Erdal İnönü örneği
"Oysa Engin 20 yıla yakın CERN'de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) araştırma yapabilen bir avuçtan az Türk fizikçisinden biriydi. Kazada ölene dek kimse gelip de 'Nedir yaptığınız?' dememişti, çünkü bunlar 'köpeğin insanı ısırmasıydı' ve de tabii ki (!?) kimseyi ilgilendirmiyordu. Engin, birkaç yıl önce ciddi bir kanser atlattı; eğer atlatamasaydı gene bilim dünyamız dışında kimseler ilgilenmeyecekti.
Erdal İnönü tüm ciddi bilimsel çalışmalarını politikaya girmeden önce yaptı ama o günlerde hiçbir konferansına gazetecilerin geldiğini görmedim, duymadım. Ama başbakan yardımsıyken yaptığı bir bilimsel çalışmayı anlatacağında salona epeyce ortamcı (medya mensubu) gelmişti.
Demek ki bizlerle ilgilenmek için ya uçak kazasında ölmemiz ya da politikaya girmemiz gerekiyor."
Uçak kazası olmasaydı?
Prof. Ayküz, "Uçak kazası olmasaydı, CERN'i duyacak mıydık?" diye soruyor:
"Belgesel yayınlarını yasa zoruyla gecenin geç saatlerinde bu amaca yönelik yayın yapan kanallar ve bunların bazılarıyla ilişkili NTV gibi haber kanalları dışında ulusal kanallarımız ve en çok satan gazetelerimiz bir tür sansasyon olmadıkça fen bilimlerine pek yüz vermiyorlar.
CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) Avrupa Birliği'nin ilk yapı taşı. ABD ve SSCB'nin maddi gücüne hiçbir Avrupa ülkesi tek başına erişemediğinden büyük kaynaklar gerektiren bilimsel araştırmalar için bir kısım Avrupa ülkeleri işbirliği yaparak bu merkezi 1954 yılında kurdu. O günden bu yana maddenin ve evrenin yapısına ilişkin pek çok buluşa sahne olan CERN'de yapılan deneylerden Nobel ödülleri de çıktı ve çıkmaya devam edecektir.
Ne yazık ki ülkemiz bu merkeze üye değil.
İşte, üye olmadığımız bir uluslararası merkeze kendi becerileri ve pek az devlet yardımıyla katılmayı beceren bir avuçtan az kıdemli araştırmacımızdan ikisinin ve yeni yetişmekte olan dördünün bu kazada ölmelerini, getirdikleri tepki ve ilgi bakımından 'insanın köpeği ısırması'na benzetiyorum.
Umarım devlet CERN üyeliğini bu değerli insanların anısına gerçekleştirir de onların yitirilmesiyle oluşan beyin gücü açığının kapatılması kolaylaşır."
Milliyet'in manşeti
Bilim haberlerinde uzman arkadaşımız Önay Yılmaz, Milliyet Okur Temsilcisi'ne Prof. Akyüz'ün eleştirisini değerlendirdi:
"Medya her ne kadar bilimsel konulara yeterince ilgi göstermiyorsa da bu tamamen ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Medya başarılı bilim adamlarını zaman zaman sayfalarına taşıyor. Ama bu yeterli mi, tabii ki değil. Medyanın uçak kazasında yaşamını yitiren değerli bilim insanı Prof. Dr. Engin Arık ile onun ölümünden sonra ilgilendiği, hayattayken kimsenin bu konuda haber bile yapmadığı yönündeki iddialar ise gerçeği yansıtmadığı gibi, bunun Arık'ın haberini yapan bir kişi olarak haksız bir eleştiri olduğu inancındayım.
Prof. Dr. Engin Arık ile yaptığım röportaj, 19 Temmuz 2004 tarihinde, 'Türk biliminde büyük patlama' adıyla Milliyet gazetesinde manşetten verildi. Sayın Arık, bu röportajda, Türk bilim adamlarının İsviçre'de bulunan CERN'de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) yapılan deneylere katılmak için verdiği mücadeleyi anlatıyordu. Bu konuyu sürekli takip ettim.
Engin Arık'la görüşerek ikinci bir haber daha yaptım. Bu haberde yine Milliyet gazetesinde 18 Aralık 2006 tarihinde, 'Büyük patlama deneyinde Türk fizikçiler de yer alacak' başlığıyla yayımlandı.
Prof. Dr. Engin Arık'ın başarılı çalışmaları medyada (belki yeteri kadar değil) yerini buldu. Ayrıca deprem konusuyla ilgili olarak medyanın Türk bilim adamlarıyla yaptığı röportajlar ve haberler de unutulmamalı... Kısaca medya, bilim dünyasına uzak değil."
Ombudsman'ın görüşü
Isparta'daki kazadan sonra medya hem düşen uçağın bulunduğu rotadaki hatalar zincirini sivil havacılık uzmanlarının da açıklamaları çerçevesinde sorgulamaya çalıştı hem de yaşamını yitiren insanların öykülerini ekrana ve sayfalara getirdi. Altı fizikçimizin ölümü de başlıbaşına üzüntü kaynağıydı. Doğal olarak, Prof. Arık ve meslektaşlarının değerli çalışmalarına geniş yer ayrıldı.
Sayın Ömür Akyüz'e hak veriyoruz, özellikle görsel medyanın giderek eğlence sektörüne dönüşmesi, haber kanalı olarak kurulan televizyonların da 'talkshow' programlarına yönelmesi sonucu, ciddi konular gündem dışı kalıyor.
Gazeteler, televizyonlara göre Türkiye'nin gerçek gündemiyle daha fazla meşguller.
Milliyet, eğitim, sağlık, bilim, çevre, kültür haberlerine sayfalarında geniş yer açıyor.
Ancak Akyüz, medyayı eleştirirken, sosyal bilimler ve siyasi alanda medyada daha fazla gözüken üniversitelerin, fen bilimleri, fizik, matematik gibi konularda neden suskun olduklarını da sorgulamalı.
Medya güncel olanı kovalar ve haber değeri varsa yazar. Felaket haberlerinde "sansasyon"dan kaçınmada gazeteler televizyonlara göre daha duyarlıdır. Acaba, Isparta'daki konferansın önemi uçak kazasından önce duyurulmuş muydu? Akademik dünya, medyayı bilgilendirmek konusunda üzerine düşeni yapıyor mu?
Değerli hocalarımızı kaybetmeden, ya da politikaya atılmalarını beklemeden onların çalışmalarını yansıtmaya hazırız. Fildişi kulelerinden çıkarlarsa eğer...
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
DİĞER YAZILAR |
OKUR TEMSİLCİSİ |

Cafe