Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Aralık 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şimdi sınıflı olduk siteleri doldurduk

Bahsedilmese de "sınıf" diye bir şey var. İnternet sitesi de sınıfa göre seçiliyor...


tubakyol@yahoo.com

Türkiye'de uzun zamandır kimse sınıflardan söz etmiyor. Galiba bir ara çok sözü edilmiş ama o döneme de ben yetişemedim. Şimdilerde kimse bu bahsi açmıyor. "Sınıf mücadelesi" çok demode, nasıl denir, eski solcu şey'si işte...
Oysa tabii Türkiye'de bir sınıf mücadelesi var. Hem de ne mücadele!
Türkiye'de sınıf ayrımı "para kazanmak için yapılan iş ya da o işten elde edilen gelirden ziyade paranın nereye harcandığı, nerede yenip içildiği, nasıl giyinildiği, kültürel birikim, davranış biçimi, yani hayat tarzı ve sosyal çevre" üzerinden yürüyor.
Gerçi tüm bunlar da dönüp dolaşıp yine parada kilitleniyor.
Avrupa başka bir hikaye ama Amerika'da da böyle. Sınıflar arasındaki sınırlar daha geçirgen. Miş gibi görünüyor. Ve Amerika'da da kimse sınıflardan söz etmiyor. Ayy hiç "trendiiii" değil.
Ama bu Amerika'da sınıf ayrımı yok demek değil. Gerçekte sınıflar var.
Hatta sanal alemde de var. ABD'de çocuklar arasında da sınıf ayrımı keskinleşiyormuş. California Üniversitesi'nde araştırma görevlisi ve "internet sosyologu" Danah Boyd böyle diyor.

Sanal sınıf
Boyd dokuz ay boyunca Facebook ve MySpace sitelerinin üyeleriyle görüşmüş. Ve iki sitenin kullanıcıları arasında bir uçurum olduğuna görmüş. Sosyoekonomik bir uçurum! Kısaca sınıf farkı.
Şu anda Amerika'da Facebook çoğunlukla eğitimli ailelerin üniversiteye gitmeyi planlayan çocuklarının rağbet ettiği bir siteyken MySpace Hispanik ya da göçmen, topçu ya da popçu olarak "yırtmayı" planlayan, okulda popüler olmayan, hatta "garip" bulunan, liseyi bitirir bitirmez iş bulması beklenen daha alt sınıf, eğitimsiz ailelerin çocuklarının yeri.
Amerika gibi bir ülkede, sınıflardan bile bahsedemezken, sınıfların internette birbirinden böyle ayrılmaları, üstelik bu ayrımın bu kadar genç bir yaşta böylesine netleşmesi, Boyd'a göre "dikkate alınması gereken" bir şey.

Siteni seç!
Dikkate alalım: Mesele Amerika'da sınıf ayrımının internet üzerinden bu kadar açıkça izlenebilir hale gelmesi mi? Yoksa sınıfsal bilince sahip olanların -sitesini seçenlerin- yaşının bu kadar düşmesi mi?
Amerika'da sınıf ayrımı konuşuluyor olsun-olmasın, ve aynı şey Türkiye için de geçerli, sınıf ayrımı diye bir şey var.
Ne Amerika'da sınıflar çok geçirgen ne de Türkiye'de. Her iki ülkede de sınıflardan bahsedilememesinin sebebi, henüz her iki ülkede de sınıf atlama teşebbüslerinin -fazla hadsiz çırpınmalar olarak görülmediği hallerde- kabul ediliyor, hatta destekleniyor olması. Sınıf atlamak için çırpınanları geldiği sınıf dışlamıyor, hatta sınıf atlayamasa da, ekstra saygı bile gösteriyor.
Ya sınıf atlayamazsan...
Peki Facebook-MySpace ayrışmasını endişe verici yapan ne?
Boyd, 70'lerde Paul Willis'in İngiliz işçi sınıfı gençleri hakkında yazdığı bir kitaptan bahsediyor. Willis kitabında "işçi sınıfı ailelerden gelen gençlerin hegemonik değerleri reddettiğini çünkü içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olmaya devam etmelerinin tek yolunun bu olduğunu" iddia ediyormuş. Boyd'un ifadesiyle "eğer sınıf atlama girişiminde yüzde 100 başarılı olmanın bir yolunu bilmiyorsanız, hiç zahmet etmeyin, çünkü içinde bulunduğunuz toplumdaki yerinizi ve tüm arkadaşlarınızı da kaybedersiniz."
Gençlerin sınıfsal konumlarına göre site seçmesinin bu kadar endişe verici olmasının nedeni, zaten var olan sınıfların internette görünür hale gelmesi değil. MySpace'deki hesabını kapayıp Facebook'a gidenlerin, tutunamadıklarında, artık dönecekleri bir MySpace de olmaması, MySpace'de de dışlanmaları ihtimali.
* * *
Türkiye'de Facebook ve MySpace kullanıcıları hakkında pek az şey biliyoruz. Benim tek bildiğim çevremdeki tüm 30 yaş üstü kimselerin Facebook'ta olduğu...
İlkokul arkadaşlarını buluyorlar.
Yok, iş o aşamayı geçti. Hangi ülkeleri gezdiklerini, nerelere gittiklerini, nasıl yaşadıklarını, kültürel birikimlerini, kısaca hayat tarzlarını ve listeleri vasıtasıyla sosyal çevrelerini, yani sınıflarını sergiliyorlar. Dosta, düşmana ve ilkokul arkadaşlarına...


Subaya serbest, askere yasak...

Danah Boyd, Facebook ile MySpace'i şöyle anlatıyor:
MySpace 2004 yılında açıldığında 20-30 yaşlarında bir kitle tarafından kullanılıyordu. Müzik grupları 2004 yılı başlarında siteye ilgi gösterdi. Ve 2004 yılında site kullanıcılarının yaşı düştü. 2005 yılına gelindiğinde site artık 20 yaşın altındaki gençler arasında popülerdi.
Facebook 2004 yılında sadece Harvard'lılara açık bir siteydi. 2005'in ortalarında üye olan birinden davet alanları da kabul etmeye başladı.
2005 ve 2006 yıllarında MySpace liseliler için "cool"du, Facebook ise üniversite öğrencileri ve üniversiteye gitmeyi planlayan liseliler için. Facebook herkese açılınca, üniversiteye gitmek isteyenlerin akınına uğradı.
Facebook'taki gençlerin hepsi MySpace'den haberdar. Ama MySpace kullanıcılarının arasında Facebook'u bilmeyenler de var. (Türkiye'de büyük ihtimalle tam tersi) Bu da çok şaşırtıcı değil. Daha yoksul ailelerden gelen çocuklar arasında üniversiteye giden hiç kimseyi tanımayanlar var.
MySpace'de olup Facebook'u bilenler ise orayı "cici çocukların" yeri olarak görüyor ve bilinçli olarak reddediyor.
Bu arada mayısta Amerikan ordusunda MySpace yasaklandı ama Facebook'a dokunulmadı. Çünkü subaylar Facebook'ta. Genellikle gelir seviyesi düşük ailelerden gelen askerler ise MySpace'de. (Türkiye'de TRT, Facebook'u yasakladı. Bazı işyerlerinde ise msn yasak. Msn'in yasak olduğu ofislerde Facebook, msn niyetine de kullanılıyor.)

"Feysbuk'ta buldum seni / Listeme alsam seni"

Gülben Ergen, Facebook'ta amatör besteciler arasında bir yarışma başlatmış. Beğendiği besteyi yeni albümüne alacakmış. Şarkının adını da "Facebook" koyacakmış.
Hali hazırda, en azından benim bildiğim, böyle iki şarkı var: "Facebook Song" ve "Facebook.com Song"u Youtube'da izleyebilirsiniz.
Biri komik, diğeri daha az komik.
Ergen'inki nasıl bir şey olacak bakalım?
Klibini görür gibiyim.
Facebook sayfasında fotoğraf yerinde Gülben Ergen bir dolu mimik falan yaparak şarkıyı söylüyor.
Aaa, katiyen "Facebook Song"un klibinden "esinleniyor" değilim.
Beste neyse ne, sözler mesela şöyle:
"Hey heeeeeey, onlayn oldum burma burma / Feys feys feys feys, feysbuk aman / Yar pok'ladı (poke: dürtmek) can hopladı / Leylim leylim leylim aman"
Kabul, "feys feys feys" kısmı biraz "Facebook Song"u andırıyor ama aaa, katiyen "Çayırda Buldum Seni"den "esinleniyor" değilim!

manik depresif köşe

Biliyorum, bazılarınızın Facebook sebebiyim. Aman fena mı oldu, üst sınıf Amerikalı olduk bir anda. Gerçi 15 yaşında üst sınıf Amerikalı olduk. Ne yapalım, insan hissettiği yaştadır!
Hazır 15 yaşındayken, ben MySpace'i de bir deneyeyim diyorum. Üniversite yolundan gittik, olmadı. Belki sanat işçiliği ile yırtarız. Beste çalışmalarım var, görüyorsunuz (Bkz.: Feysbuk'ta buldum seni) şahane güfte çalışmalarım var...
Niye yine durduk yerde bu kadar maniğim ben, anlamıyorum ki!


PAZAR
"İnsan kaç karat olduğunu bilir"
Sağlıklı bir bebek için tüm testlerden geçin
"Dizimin en acımasız seyircisi benim"
Cannes Aslanları altıncı kez İstanbul'da
Osmanlı Hat Koleksiyonu İspanya'da
"Bastonun da bayı, bayanı var"
Makarna yemeyi beceremeyenlere özel çatal
"Sizinkiler" 160 bin seyirciye ulaştı
Hayatın doğaçlamaya bandığı topluluk
Paris'in rövanşı
Alışveriş merkezindeki İtalyan
Katılımcı mülkiyet
Yazarlar ve çocukları
Lezzetli bir kutlama
Mülkiye'nin 150 yılı
Şimdi sınıflı olduk siteleri doldurduk
Miço Özel Ciltleri
Şaraplar özgürleşiyor!





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet