Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Aralık 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ölüm tekneleri

Çeşitleme / Selim Türsen

Karaburun, Çeşme, Seferihisar kıyıları, kayalara vurarak parçalanmış tekne enkazlarıyla doludur. Karaburun yakınlarında gördüğüm kıyıya vurmuş bu enkazlardan birisi için köylüler ''Kaçak göçmenleri taşırken battı'' demişti. Yunan adalarının hemen karşısında olan sahillerde faciayla sona eren bu insanlık dramının Türkiye yolculuğu, genellikle Doğu ve Güney Doğu’daki sınırlardan başlıyor.
Van’da, sınıra doğru giden karayollarında İstanbul’un en kalabalık oto yollarını aratmayan kamyon trafiği vardır. Kasalarında hiçbir yük görünmediği halde vızır, vızır işleyen bu kamyonların ne taşıdığını sorduğunuzda ''Ya kaçak mazot ya beyaz ya da canlı'' derler. Askeri bir güvenlik görevlisi bana Van bölgesinde haftada ortalama 80-100 kaçak yakaladıklarını aralarında Çinlilerin bile bulunduğunu söylemişti.
* * *
Resmi rakamlara göre sadece 2007 yılında yakalanan kaçak göçmen sayısı 85 bin civarında. Yakalanmayanların sayısının da yaklaşık bu kadar olduğu tahmin ediliyor. Yani yılda ortalama 100-200 bin kişi, ekonomik nedenler ve ülkelerindeki rejimlerin baskısından kaçmak için İran, Irak, Suriye sınırından geçerek umut yolculuğunun Türkiye etabına başlıyor.
Kaptansız, hurda teknelere doldurdukları Afganistan’dan, Sri Lanka’ya onlarca ülkeden gelen çaresizleri denizin ortasında ölüme terk eden katillerin, insan ticaretinden kazandıkları parayı hesap etmek bile zor. Yılda ortalama 100 bin kişi kaçırılsa, bunların her birinden 5 ile 10 bin dolar alınsa bile milyar dolarlık rakamlara ulaşılır.
Nitekim iyi para verebilen kaçakların önce lüks otellerde turist gibi konaklatılıp, sonra lüks yatlarla adalara geçirildiği de anlatılıyor.
* * *
Böylesine büyük rakamlarla oynayanların, her yere pay dağıtarak çok büyük organizasyonlar yapabildiklerini tahmin etmek de hiç güç değil. Yine bu organizasyonları yapanların Doğu ve Güneydoğu’da, istikrarsız ortam yaratmak için her türlü desteği verdiklerinden de kimsenin şüphesi olmasın. Seferihisar faciası her gün yaşanan onlarca dramın su yüzüne çıkmış küçük bir parçası idi. Organize çeteler çökertilmedikçe önünün alınması çok zor. Dünyada gelir dağılımı ve adalet sağlanmayıp yoksulluk azalmadıkça da bitmeyecek bir dram. Tek çözüm ise uluslararası işbirliğinden geçiyor.

Muhtar Kent’in lobi gücü

Coca Cola İmparatorluğu’nun başına geçen Muhtar Kent’in, Ayvalıklı olduğunu ve zeytinyağı sevdasını dört-beş yıl önce bir Moskova seyahatimizdeki sohbetimiz sırasında öğrenmiştim.
Büyük bir heyecanla organik zeytinyağı üretmek için yöntemlerini anlatıyor, ağaçların arasına balık ağları gererek zeytini hiç toprağa düşmeden nasıl topladıklarından söz ediyordu.
Sayıları 7 bini bulan zeytin ağaçlarından toplanan zeytinlerden elde edilen yağlar Kontes markasıyla sadece bazı özel mağaza zincirleri ve hava alanında gümrüksüz mağazalarda satılıyormuş.
* * *
Kimse boşuna bir yerlere gelmiyor. Muhtar Kent’in ABD’de 27 yaşında, Coca Cola kamyonlarıyla şehir, şehir dolaşarak başlayan macerası, 140 milyar dolarlık dünyanın en değerli markası ve 200 ülkede binden fazla fabrikası olan grubun bir numaralı ismi olmasıyla yeni bir döneme girdi. Geçen hafta 68 kuşağının efsanevi müzik grubu Led Zeppelin, kendilerini yaratan Atlantic Record’un kurucusu Ahmet Ertegün’ün anısına, dağılmalarından 27 yıl sonra ilk kez bir araya gelip Londra’da konser verdi.
Daha önce 300 milyon dolarlık konser teklifini reddeden ünlü grubu ölümünden sonra bile bir araya getirmeyi başaran Ahmet Ertegün, aynı zamanda ABD’de Türkiye’nin en önemli lobicilerinden birisi idi.
Bugün benzer bir rolü, Coca Cola’nın bir numaralı ismi olan Muhtar Kent üstlenmeye başlamış durumda. Diyorum ki, sadece İzmir’e değil Türkiye’ye ça€ atlatacak büyüklükte bir proje olan EXPO 2015 için, 200 ülkede örgütlü bir gücün başında bulunan Muhtar Kent’in desteği alınamaz mı?
* * *
Geçen ay EXPO 2012’yi kazanan Güney Kore için Hyundai seferber olmuş, fabrikaları olan bütün ülkelerdeki yöneticilerine mesaj göndererek oy için yardımlarını istemişti. Her ne kadar Coca Cola doğrudan bir Türk şirketi olmasa bile, başındaki Türk’ün güçlü kişiliği ve ilişkileri mutlaka bir çok kapıyı açar.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Suya dikkat!
Emeklilik hakkında her şey
Birini istemezken bir istasyon daha eklendi
Karşıyakalılar seferberlik ilan etsin
İzmir için önemli gün
Ölüm tekneleri





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer
Selim Türsen

   
© 2006 Milliyet